Amed, Riha, Êlih, Mêrdîn, Wan ve Agirî gibi birçok kentte son yıllarda artan intihar, cinayet ve silahlı saldırı olaylarının arka planında tefecilik ve çeteleşme iddiaları dikkat çekiyor. Özellikle tarımın yoğun olarak yapıldığı bölgelerde ekonomik darboğaz yaşayan çiftçiler, yüksek faizli borç ağlarının içine sürüklenirken, yaşanan mağduriyetler toplumsal bir krize dönüşmüş durumda.
Uzmanlar ve bölgedeki meslek örgütleri, artan üretim maliyetleri, kuraklık, düşük ürün fiyatları ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntıların çiftçileri tefecilerin insafına bıraktığını belirtiyor. Yaşanan süreçte birçok üreticinin traktörünü, ekipmanını ve arazisini satmak zorunda kaldığı ifade edilirken, bazı ailelerin ise göç etmek zorunda kaldığı belirtiliyor.
Çiftçiler Neden Tefecilerin Kapısını Çalıyor?
Bölgede tefecilik ağlarının en yoğun görüldüğü yerlerin başında Diyarbakır'ın Bismil, Urfa'nın Suruç ve Mardin'in Kızıltepe ilçeleri geliyor. Çiftçiler, çoğu zaman banka kredilerine erişememeleri veya kredi limitlerini doldurmaları nedeniyle acil nakit ihtiyaçlarını karşılamak için tefecilere yöneliyor.
Gübre, mazot, tohum ve ilaç fiyatlarındaki sürekli artış üretim maliyetlerini katlarken, birçok çiftçi hasat döneminde ödeme yapmak şartıyla yüksek faizli borç almak zorunda kalıyor. Kuraklık ve doğal afetler nedeniyle ürün alamayan üreticiler ise borçlarını ödeyemeyerek daha büyük bir çıkmazın içine giriyor.
Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olmayan veya çeşitli nedenlerle desteklerden yararlanamayan üreticiler de alternatif finansman arayışında tefecilerin hedefi haline geliyor.
Son yıllarda bölgede "POS cihazı tefeciliği" olarak bilinen yeni bir yöntem de yaygınlaşmış durumda. Nakit sıkıntısı yaşayan vatandaşlar ve çiftçiler, kredi kartları üzerinden yüksek komisyonlarla para veren kişilere başvuruyor. Bu yöntem, borç yükünü daha da artırıyor.
Tefecilik faaliyetlerinin sonucunda birçok çiftçi tarlasını, traktörünü ve diğer mal varlıklarını kaybediyor. Bazı durumlarda borç karşılığında gayrimenkullerin el değiştirdiği, bazı kişilerin baskılar nedeniyle psikolojik çöküntü yaşadığı ve intihara sürüklendiği iddia ediliyor.
Bismil’de Tefecilik İddiaları ve Göç Eden Aileler
Bölgede tefeciliğin en yoğun konuşulduğu yerlerden biri olan Bismil’de, ilçenin hemen her kesiminden vatandaşlar sorunun büyüklüğüne dikkat çekiyor. İlçede kuyumcular, galericiler, emlakçılar ve bazı ticari işletmeler üzerinden yürütüldüğü öne sürülen tefecilik faaliyetlerinin artık alışılmış bir durum haline geldiği ifade ediliyor.
Kuyumcular Odası'na kayıtlı 86 kuyumcunun bulunduğu ilçede kayıt dışı faaliyet gösteren çok sayıda işletmenin de olduğu belirtiliyor. İlçe sakinleri, tefecilik ağının zincirleme bir sisteme dönüştüğünü ve kimi zaman tefecilerin de başka tefecilere borçlandığını dile getiriyor.
Vatandaşların aktardığı örneklerde, düşük miktardaki borçlar nedeniyle evlerine, iş yerlerine veya yüksek değerli taşınmazlarına el konulan kişilerin bulunduğu belirtiliyor.
Bölgede konuşulan iddialara göre, geçtiğimiz yıl yaşanan ve kamuoyuna "iş insanı yol kenarında ölü bulundu" şeklinde yansıyan bir olayın arkasında da tefecilik ilişkileri bulunuyordu. İddialarda, alacak verecek meselesi nedeniyle yaşanan anlaşmazlığın cinayetle sonuçlandığı öne sürülüyor.
İlçede her yıl 15 ila 20 ailenin yaşadıkları ekonomik sıkıntılar ve borç baskısı nedeniyle başka kentlere göç ettiği ifade ediliyor. Özellikle Ağustos ve Eylül ayları, çiftçilerin hasat dönemine denk geldiği için borçların tahsil edilmeye çalışıldığı ve gerginliklerin arttığı dönemler olarak gösteriliyor.
Ekonomik sıkıntılar sadece çiftçileri değil, sanayicileri de etkiliyor. Bismil’de son dönemde faaliyet gösteren iki büyük tekstil fabrikasının iflas ettiği belirtiliyor.
Uzmanlardan ve Meslek Örgütlerinden Acil Önlem Çağrısı
Amed Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, çiftçilerin yaşadığı sorunların temelinde yanlış tarım politikaları, kuraklık ve artan maliyetlerin bulunduğunu söyledi.
İskenderoğlu, son yıllarda yaşanan kuraklık nedeniyle çiftçilerin büyük zarar gördüğünü ancak yeterli destek alamadığını belirterek, üreticilerin elektrik, gübre, yakıt ve ilaç giderlerini karşılayamaz hale geldiğini ifade etti.
Bölgede daha önce görülmemiş ölçüde tarım arazisinin satışa çıkarıldığını söyleyen İskenderoğlu, bunun en önemli nedeninin borç yükü olduğunu kaydetti. Çiftçilerin hem bankalara hem de tefecilere borçlandığını belirten İskenderoğlu, kredi imkanlarının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
İskenderoğlu, çiftçilerin tefecilerin eline düşmemesi için üç temel adım önerdi:
-
Çiftçilere faizsiz ve kolay erişilebilir kredi sağlanması,
-
Tarımsal desteklerin zamanında ödenmesi,
-
Bankalarda çiftçiler için ek kredi limitlerinin açılması.
Urfa’da avukatlık yapan Serdar Gökkan da tefeciliğin bölgede ciddi sosyal yaralar açtığını belirterek, ailelerin göç etmek zorunda kaldığını, birçok kişinin mallarını satarak borçtan kurtulmaya çalıştığını söyledi.
Gökkan, mevcut yasal düzenlemelerin yeterince caydırıcı olmadığını savunarak, yalnızca bireysel cezalarla değil, tefeciliğin ekonomik kaynaklarının da araştırılması gerektiğini ifade etti.
Tefecilik nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin sadece ekonomik olmadığını vurgulayan Gökkan, ailelerin dağıldığını, insanların psikolojik baskı altında kaldığını ve bazı vakaların trajik sonuçlarla sonlandığını söyledi.
Uzmanlar ve meslek örgütleri, tarım bölgelerinde giderek büyüyen tefecilik sorununun yalnızca güvenlik önlemleriyle değil, ekonomik ve sosyal politikalarla da ele alınması gerektiğini belirtiyor. Üreticilerin desteklenmemesi halinde tarım arazilerinin el değiştirmeye devam edeceği ve kırsal göçün daha da hızlanacağı uyarısında bulunuluyor.