DÜNYA

İran’da Kanlı Baskı İddiası: “Ölü Sayısı 20 Bine Yakın, Cenazeler Parayla Veriliyor”

İran’da 28 Aralık’ta başlayan ve ülke geneline yayılan protestolar tüm şiddetiyle devam ederken, sahadan gelen bilgiler yaşananların boyutunun resmi açıklamaların çok ötesinde olduğunu ortaya koyuyor.

Abone Ol

İnternet kısıtlamaları ve yoğun sansür nedeniyle uzun süredir sağlıklı bilgi alınamayan ülkede, yerel kaynaklar yaşananları “fiili bir olağanüstü hal” olarak tanımlıyor.

İnternetin yer yer açılmasına rağmen bant daraltma, sosyal medya ve haber sitelerine erişim engelleri sürerken, yurttaşlar VPN gibi uygulamalarla dış dünya ile bağlantı kurmaya çalışıyor. Özellikle Kürt nüfusun yoğun yaşadığı Rojhilat bölgesinden neredeyse hiç haber alınamaması, endişeleri daha da artırıyor.

Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle ismini vermek istemeyen bir kaynak, protestoların başladığı ilk günden bu yana yaşananları anlattı. Sabah saatlerinde sokakların görece sakin olduğunu, akşam saatlerinde ise esnafın kepenk kapatmasıyla birlikte halkın sokaklara çıktığını belirten kaynak, “Karartmanın arttığı günlerle birlikte her yerde silahlı rejim güçleri konuşlandırıldı. Ağır silahlarla sokakta bulunan protestocular doğrudan hedef alındı” dedi.

Kaynak, ilk günlerde protestoların Tahran çarşısında yoğunlaştığını ancak kısa sürede tüm kente ve ülke geneline yayıldığını ifade ederek, “Gösterilerin olduğu birçok noktada halk devlet kurumlarını ve karakolları ele geçirdi. Zaten her yerde protestolar vardı” diye konuştu.

Cuma Namazı Kararı Dikkat Çekti

Yaşananların yalnızca sokaklarla sınırlı kalmadığını aktaran kaynak, dikkat çeken bir gelişmeyi de paylaştı. Daha önce camilere silah sokulmaması yönünde karar alındığını hatırlatan kaynak, protestolar sırasında rejime bağlı silahlı güçlerin cuma namazlarında camilere girerek yığınak yaptığını söyledi. Bunun üzerine Tahran’daki bazı mollaların, namaz sonrası protestolara katılımı ve olası saldırıları önlemek amacıyla cuma namazlarını camilerde kıldırmama kararı aldığını belirten kaynak, bu kararı alan din adamlarının görevden uzaklaştırıldığını iddia etti.

“Bir Saatte Onlarca Kişi Gözlerimin Önünde Öldürüldü”

Yaklaşık bir hafta önce on binlerce kişiyle birlikte protestoya katıldığını söyleyen kaynak, o gece yaşananları şu sözlerle anlattı:

“Dar bir sokakta rejim muhafızları tarafından sıkıştırıldık. Yaklaşık bir saat boyunca, her 10 dakikada bir silahlarla insanların üzerine ateş açıldı. Kadınlar, çocuklar, gençler vardı. Tahran’ın en işlek ve turistik bölgelerinden birinde, çok sayıda insan gözlerimin önünde katledildi.”

Rejimin resmi ölü sayısını yaklaşık 4 bin olarak açıkladığını hatırlatan kaynak, kimliği tespit edilebilen ölümler üzerinden yaptığı değerlendirmede gerçek sayının 20 bine yakın olduğunu öne sürdü. “İran’da neredeyse herkes bir yakınını, arkadaşını ya da tanıdığını kaybetti” ifadelerini kullandı.

Cenazeler İçin Senet ve Para İddiası

Kaynağın aktardığı en çarpıcı iddialardan biri ise cenazelerin teslim edilme sürecine ilişkin oldu. Protestolarda hayatını kaybedenlerin ailelerine ciddi baskılar uygulandığını ileri süren kaynak, şunları söyledi:

“Eğer öldürülen kişi bir protestocuysa, ailesinden cenazeyi alabilmesi için senet imzalaması isteniyor. 85 milyon tümen, yani yaklaşık 40 bin TL para talep ediliyor. Üstelik cenazede bulunan her bir mermi için de aynı miktar isteniyor. Beş mermi varsa, beşle çarpılıyor.”

Parayı ödeyemeyen ailelerin ise başka bir dayatmayla karşı karşıya kaldığını belirten kaynak, “Bu kez size ‘Benim çocuğum devlet için şehit olan bir askerdir’ şeklinde bir belge imzalatıyorlar. Bu, çocuğunuzun protestocular tarafından öldürüldüğünü kabul etmeniz anlamına geliyor. Eğer bunu da kabul etmezseniz, ‘Cenazeleri alıp kent dışında yakarız’ diye tehdit ediliyorsunuz” dedi.

Kürt Bölgelerinde Durum Daha Ağır

Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde durumun çok daha vahim olduğunu vurgulayan kaynak, bu bölgelerden neredeyse hiç haber alınamadığını söyledi. Kürtlerin protestolara öncülük etmesi nedeniyle özel olarak hedef alındığını öne süren kaynak, günlük yaşamın dahi neredeyse durma noktasına geldiğini ifade etti.

“Üç kişiden fazla bir araya geldiğiniz anda önünüz kesiliyor. Kaçmaya çalışırsanız ‘vur’ emri var. Rejim askerleri her yerde, insanların telefonlarını kontrol ediyorlar. Yabancı bir numarayla görüşme yaptıysanız doğrudan gözaltına alınıyorsunuz. Gözaltında işkence görmek ve hatta öldürülmek çok yüksek bir ihtimal” sözleriyle durumu özetledi.

İran’da yaşananlara ilişkin resmi makamlar sessizliğini korurken, yerel kaynaklardan gelen bu iddialar ülkede yaşanan insan hakları ihlallerinin boyutuna dair uluslararası kamuoyunda yeni soru işaretleri oluşturuyor.