2026 yılı itibarıyla durumun “küresel bir acil durum” boyutuna ulaştığını belirten Türk, kadına yönelik şiddetin artık görmezden gelinemeyecek bir insan hakları krizi olduğunu söyledi.
Türk’ün paylaştığı verilere göre, yalnızca 2024 yılında yaklaşık 50 bin kadın ve kız çocuğu aile üyeleri ya da yakın çevreleri tarafından öldürüldü. Bu cinayetlerin büyük çoğunluğunun aile içi şiddet kapsamında gerçekleştiği ifade edildi. UN Women ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) verileri, bu sayının günde ortalama 137 kadının öldürülmesine karşılık geldiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, ülkeler arasındaki veri toplama farklılıkları nedeniyle gerçek rakamların daha yüksek olabileceğine dikkat çekiliyor.
Volker Türk, kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığını; psikolojik, ekonomik ve dijital şiddeti de kapsadığını vurguladı. Bu tür şiddetin kadınların özgürlüklerini, güvenliğini ve toplumsal yaşama katılımını ciddi biçimde engellediğini belirtti.
Türk, hükümetlere, uluslararası kuruluşlara ve sivil topluma çağrıda bulunarak daha etkili ve önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Güçlü koruyucu mekanizmalar, etkin işleyen adalet sistemleri ve kapsamlı veri toplama süreçlerinin oluşturulmasının önemine işaret etti.
Raporda ayrıca, kadınların ekonomik ve siyasi hayatta eşit temsilinin sağlanmasının, kadına yönelik şiddetin temel nedenleriyle mücadelede uzun vadeli ve kalıcı bir çözümün parçası olduğu vurgulandı. Birleşmiş Milletler, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesini “acil bir küresel sorumluluk” olarak tanımlıyor.