GÜNDEM

Suça Sürülen Çocuklarda Artış: Çocuklar Organize Suçlarda Araç Olarak Kullanılıyor

İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı raporuna göre, suç işleyen çocukların büyük çoğunluğu 15-17 yaş grubunda bulunuyor. Rapora göre, “suça sürüklenen çocukların” yüzde 71’i 15-17 yaş, yüzde 29’u ise 12-14 yaş aralığında.

Abone Ol

2025’te gerçekleşen bin 764 “kasten öldürme” olayının 266’sında çocuklar yer alırken, bu cinayetlere karışan çocuk sayısı 478 olarak kayıtlara geçti.

Çocukların Suçlardaki Rolü Artıyor

Raporda çocukların karıştığı suç türlerinde ciddi artışlar göze çarpıyor. Buna göre:

  • Kasten yaralamada yüzde 68 artış

  • Cinsel suçlarda yüzde 64 artış

  • Uyuşturucu suçlarında yüzde 144,8 artış

Özellikle organize suç çetelerinin çocukları araç olarak kullanmasının ciddi bir sorun haline geldiği vurgulandı. Organize suçlarda çocukların kullanımı yüzde 236,4 artarken, çetelerin çocukları özellikle “kurşunlama” gibi olaylarda kullandığı kaydedildi. Raporda, mevcut yasal düzenlemelerin caydırıcı olmamasının, çocukların “düşük riskli eleman” olarak görülmesine yol açtığı belirtildi.

Cezai Sorumlulukta Örnek Ülkeler

Rapor ayrıca farklı ülkelerdeki cezai sorumluluk yaşını da aktardı:

  • Fransa: 13

  • Almanya: 14

  • Birleşik Krallık: 10

  • ABD: 24 eyalette yaş sınırı uygulanmıyor

Raporda, 15-18 yaş arasındaki çocukların “kasten öldürme”, “örgüt suçları”, “uyuşturucu” ve “terör” gibi ağır suçlarda, suçun işleniş biçimine göre tıbbi değerlendirmeye tabi tutulması önerildi. Suç, “yetişkin bilinciyle” işlendiği rapor edilirse ceza indiriminden yararlandırılmaması gerektiği vurgulandı.

Önerilen Düzenlemeler

  • Uyuşturucu satışında çocukları araç olarak kullananlara 15 yıldan az olmamak üzere hapis cezası verilmesi

  • Kapalı ceza infaz kurumunda kalan çocukların rehabilitasyon ve ıslah sürecinin sıkı takip edilmesi

  • Değerlendirme sonucu uygun bulunan çocukların, kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitim evlerine geçişine imkan tanınması

Raporda dikkat çeken nokta, çocukların suç örgütleri tarafından bilinçli şekilde kullanılması ve mevcut yasaların bu durumu engellemede yetersiz kalması oldu.