Yüksekova Haberleri

Colemérg'de Anadilde Eğitim Çağrısı

Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde bir araya gelen hukukçular ve sivil toplum temsilcileri, anadilde eğitimin anayasal güvence altına alınması ve Kürtçenin resmi statüye kavuşturulması yönünde çağrıda bulundu.

Abone Ol

Açıklamaya Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarının yanı sıra Hakkâri Barosu Başkanı Ergün Canan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Yüksekova eş başkanları Reşit Güneç ve Gülcan Ceylan ile İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi Eren Baskın katıldı. Basın metnini ÖHD Hakkâri Şubesi Eş Başkanı Avukat Abdullah Aktaş okudu.

Aktaş, yaptığı açıklamada anadilin temel insan haklarından biri olduğunu belirterek, herkesin kendi dilini öğrenme ve kullanma hakkına sahip olduğunu ifade etti. Kürtçenin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını dile getiren Aktaş, “Kürt dili; düşünmenin, üretmenin, yazmanın, çizmenin, paylaşmanın ve yaşamı anlamlandırmanın en önemli araçlarından biridir. Kürt halkının kimliğini koruması ve geleceğe taşıması açısından yaşamsal öneme sahiptir” dedi.

Kürtçenin Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana çeşitli yasak ve kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığını savunan Aktaş, buna rağmen dilin yaşatılması için çaba gösterildiğini söyledi. Anadile sahip çıkmanın demokratik toplumların temel göstergelerinden biri olduğunu kaydetti.

Açıklamada ayrıca, UNESCO tarafından 21 Şubat’ın “Uluslararası Anadili Günü” olarak kabul edildiği hatırlatılarak, anadillerin korunması ve geliştirilmesinin önemine dikkat çekildi. Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmediği ve anadilde eğitim hakkının tam anlamıyla tanınmadığı ifade edildi.

ÖHD olarak 15 Ağustos 2025 tarihinde yaklaşık 2 bin hukukçunun imzasıyla anadilde eğitim hakkının tanınması talebiyle başvuruda bulunduklarını belirten Aktaş, taleplerini şu şekilde sıraladı:

  • Kürtçenin resmi statüye kavuşturulması ve anayasal güvence altına alınması,

  • Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmesi ve her düzeyde eğitim hakkının sağlanması,

  • Anadilde eğitim hakkının önündeki yasal ve fiili engellerin kaldırılması ve gerekli düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yapılması.

Açıklamanın sonunda, yapılan başvurunun takipçisi olunacağı ve konunun Meclis gündemine taşınması için hukuki ve demokratik mücadelenin sürdürüleceği belirtildi.