GÜNDEM

Barışın Gülen Yüzü, Hakikatin Keskin Kalemi: Sırrı Süreyya’sız Bir Yıl

Türkiye siyasetinin ve sinemasının en renkli, en cesur isimlerinden biri olan Sırrı Süreyya Önder’in aramızdan ayrılışının üzerinden tam bir yıl geçti. Ardında boynu bükük bir barış hayali ve sarsılmaz bir demokratik miras bırakan Önder, bugün özlemle anılıyor.

Abone Ol

Takvimler 3 Mayıs 2025’i gösterdiğinde, Türkiye sadece bir siyasetçisini değil; bir yönetmeni, bir yazarı, kepçelerin önüne dikilen bir direnişçiyi ve en önemlisi "barışın dilini" bilen bir bilgeyi kaybetti. 18 günlük yaşam mücadelesinin ardından veda eden DEM Parti Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in vefatının birinci yılında, yoldaşları ve sevenleri onun bıraktığı mirası omuzlamaya devam ediyor.

Adıyaman’dan Meclis’e: Bir Mücadele Öyküsü

1962 yılında Adıyaman’da başlayan bu hayat hikayesi, daha 14-15 yaşlarındayken Kürt meselesiyle tanışmasıyla yön buldu. Babasından devraldığı sosyalist bayrağı, 12 Eylül karanlığında Mamak Cezaevi’nin işkence hanelerinde taşıdı. Çıktığında ise kamyon şoförlüğünden dünya çapında ödüllü yönetmenliğe uzanan, "Beynelmilel" gibi başyapıtlarla zulmü mizahla nakşeden bir dahi olduğunu kanıtladı.

"Ağaçların Da, Halkların Da Kardeşliği" Dedi

O, sadece kürsülerin değil, sokağın da vekiliydi. 2013’te Gezi Parkı’nda bir ağacın dalı için kepçelerin önüne geçtiğinde de, çözüm sürecinde İmralı ile Kandil arasında mekik dokurken de tek bir derdi vardı: Bu topraklara onurlu bir barışı getirmek. 2013 Diyarbakır Newrozu’nda milyonlara o tarihi çağrıyı okurken, sesi barışın sesi olmuştu.

Mithat Sancar: "Bu Miras Bizim Görevimizdir"

Önder’in vefat yıldönümünde konuşan yol arkadaşı ve İmralı Heyeti’nden Mithat Sancar, onun haksızlığa tahammül edemeyen karakterine vurgu yaptı. Sancar, şu duygusal ifadelerle dostunu andı:

"Sırrı, karanlığın içinde bile yürümeyi başarabilen biriydi. Onun hayatı hak, özgürlük ve adalet mücadelesiyle doluydu. Barış bir son durak değil, emekle yürünen bir yoldur. Sırrı bu yolu kararlılıkla yürüdü ve bize devasa bir birikim bıraktı. Şimdi bu mirası ileri taşımak ve barışı inşa etmek bizim ona olan vefa borcumuzdur."

Kalemi Yerde Kalmayacak

Hapis yattı, sürgün gördü, tehdit edildi ama ne neşesinden ne de "hakikat" dediği çizgisinden taviz verdi. Bugün cezaevlerinde, sokaklarda ve Meclis koridorlarında onun eksikliği derin bir sızı olarak hissedilse de; Sancar’ın da belirttiği gibi, barış mücadelesinde atılan her adımda artık onun bir "parmağı" var.

Sırrı Süreyya Önder, sadece bir siyasetçi olarak değil, bu toprakların vicdanı olarak hatırlanmaya devam edecek. Ruhu şad olsun.