GÜNDEM

2025: Basın ve İfade Özgürlüğünün Sistematik Baskı Altına Alındığı Yıl Olarak Kayda Geçti

Geride kalan 2025 yılı, Türkiye’de gazeteciliğin bir kez daha fiilen suç sayıldığı; sansür, yargı baskısı, kayyum atamaları, milyonlarca liralık RTÜK cezaları ve tutuklamalarla basın üzerindeki baskının kurumsallaştığı bir yıl oldu.

Abone Ol

Yüzlerce gazeteci yargılandı, onlarcası cezaevinde yılı kapattı; bağımsız ve muhalif yayın organları ise ekonomik kuşatma altına alındı. 2025, tek adam rejiminin basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki tahakkümünü derinleştirdiği, baskının açık bir devlet politikası haline geldiği bir dönem olarak tarihe geçti.

Siyasal iktidar, rejimin devamlılığı önünde engel olarak gördüğü eleştirel sesleri susturmak için yargıyı etkin biçimde devreye soktu. Gazetecilik faaliyetleri yeniden “suç” kapsamına alındı; haberler, röportajlar ve sosyal medya paylaşımları soruşturma ve dava konusu yapıldı. Sansür yalnızca erişim engelleriyle sınırlı kalmadı; gözaltılar, tutuklamalar ve ağır ceza tehditleriyle çok daha derin ve caydırıcı bir boyuta ulaştı.

Bu süreçte TELE1, Habertürk, Show TV, Bloomberg HT, Flash TV ve ABC gibi yayın kuruluşlarına kayyum atanması, medya üzerindeki müdahalenin ulaştığı noktayı gözler önüne serdi. Yıl boyunca çok sayıda gazeteci şafak baskınlarıyla gözaltına alındı, aylar süren tutukluluklarla fiilen cezalandırıldı. Henüz iddianamesi dahi hazırlanmadan cezaevinde tutulan gazeteciler, basın özgürlüğünün geldiği vahim tabloyu ortaya koydu.

İnternet Sansürü Rekor Seviyeye Ulaştı

2025, haber siteleri ve sosyal medya paylaşımlarına yönelik erişim engellerinin rekor kırdığı bir yıl oldu. FreeWebTurkey verilerine göre yalnızca yılın ilk yedi ayında 1306 içerik ve 3 bin 330 URL erişime engellendi. Mahkeme kararlarında en sık kullanılan gerekçe ise “milli güvenlik” oldu. Bu gerekçeyle 496 içerik engellenirken, “kişilik hakları”, “marka hakları” ve “gecikmesinde sakınca bulunan hâller” gibi muğlak ifadelerle 443 içerik daha erişime kapatıldı. 41 içerik için ise karar metinlerinde hiçbir gerekçeye yer verilmedi.

RTÜK’ten Eleştirel Medyaya Milyonluk Cezalar

Basın üzerindeki baskının en görünür araçlarından biri olan RTÜK, 2025 yılında iktidarı eleştiren televizyon kanallarına toplam 92,7 milyon TL ceza kesti. İktidara yakın yayın organlarına ise herhangi bir yaptırım uygulanmadı. En fazla ceza alan kanal TELE1 olurken, dijital platformlara yönelik para cezalarının yanı sıra 10 kez katalogdan çıkarma cezası verildi.

Gazetecilik Cezaevine Taşındı

2025’te birçok gazeteci mesleğini haber merkezlerinde değil, adliye koridorlarında ve cezaevlerinde sürdürmek zorunda kaldı. Furkan Karabay, Fatih Altaylı ve Ercüment Akdeniz yıl içinde tahliye edilirken, en az 26 gazeteci 2026 yılına cezaevinde girdi. MLSA verilerine göre 13 gazeteci, duruşmaları dahi yapılmadan tutuklu şekilde cezaevine gönderildi.

Ekonomik Baskı ve Susturma Politikası

Yargı baskısı, ilan ambargoları ve derinleşen ekonomik kriz, muhalif basını yayın hayatına son vermeye zorladı. Gazete Duvar, 2025 yılında ekonomik sürdürülemezlik gerekçesiyle faaliyetlerini durdurdu. Yerel basında da tablo farklı olmadı. Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın verilerine göre, Basın İlan Kurumu’nun “birleşme” politikaları sonucunda 2012’de 467 olan yerel gazete sayısı 118’e kadar düştü.

Gazeteciler Bahanelerle Yargılandı

MLSA’nın verilerine göre 2024-2025 adli yılında yargılananların yüzde 18’ini gazeteciler oluşturdu. Toplam 306 gazeteci, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hâkim karşısına çıktı. En sık yöneltilen suçlamalar ise “Cumhurbaşkanına hakaret”, “dezenformasyon”, “örgüt üyeliği”, “örgüt propagandası”, “terörle mücadelede görevli kişiyi hedef göstermek” gibi yoruma açık maddeler oldu.

BirGün’e Yönelik Davalar Sürdü

BirGün gazetesi de 2025 boyunca çok sayıda dava ve soruşturmayla karşı karşıya kaldı. Bilal Erdoğan’ın şikâyetiyle açılan davada Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aydın’a para cezası verildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in adının geçtiği bir haber nedeniyle Aydın’a hapis cezası, gazete yöneticileri Uğur Koç ve Yaşar Gökdemir’e para cezası verildi. Muhabirler Mustafa Bildircin, İsmail Arı ve Sarya Toprak ile yazar Zafer Arapkirli hakkında da farklı suçlamalarla dava ve soruşturmalar açıldı.

2025’te Bir Gazeteci Katledildi

2025, aynı zamanda bir gazetecinin yaşamını yitirdiği yıl oldu. Gazeteci Hakan Tosun, 10 Ekim’i 11 Ekim’e bağlayan gece İstanbul Esenyurt’ta darbedilerek hayatını kaybetti. Ailesinin günlerce kendisine ulaşamadığı Tosun’un ölümüyle ilgili soruşturma ise hâlâ ciddi soru işaretleri barındırıyor. Delillerin eksik toplanması, görüntüler üzerinde oynandığı iddiaları ve şüphelilere yönelik işlemler, adalet arayışını daha da zorlaştırdı.

“Amaç Caydırıcı Etki Yaratmak”

BirGün’ün avukatlarından Ali Deniz Ceylan, açılan davaların büyük bölümünün manevi tazminat davaları olduğunu belirterek, bu süreçlerin esas amacının gazetecileri ve medya kuruluşlarını caydırmak olduğunu vurguladı. Yüksek tazminat talepleri ve yargılama giderlerinin basın üzerinde ciddi bir mali baskı yarattığını ifade eden Ceylan, bunun gazetecileri otosansüre zorladığını söyledi.

2026 yılına girilirken beklenti ise, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanması, gazeteciler üzerindeki baskının azalması ve basın özgürlüğünün yeniden evrensel normlara yaklaşması yönünde. Ancak 2025’in bıraktığı tablo, bu mücadelenin hâlâ zorlu olacağını gösteriyor.