Kalp krizleri asla sadece “kader” olarak kabul edilemez. Çoğu zaman, yaşanan can kayıpları ihmallerin, eksikliklerin ve sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerin acı sonucudur. Yüksekova Devlet Hastanesi’nde bir anjiyo ünitesinin bulunmaması, ne yazık ki kalp krizlerinin kaçınılmaz bir son gibi görülmesine yol açıyor. Oysa modern tıp, kalp krizine dakikalar içinde müdahale edilebildiğinde hayatların kurtarılabileceğini kanıtlamıştır.
Bölgede yaşayan insanlar, eksik imkânlar nedeniyle ambulans beklerken, başka illere sevk edilirken ya da uzun yolculuklarda zamanla yarışırken hayatlarını kaybediyor. Bir insanın yaşamı, mesafe yüzünden veya basit bir cihazın eksikliği yüzünden sona ermemeli. Bu topraklarda yaşayan her bireyin yaşam hakkı, ülkenin büyük şehirlerinde yaşayanlarla aynı değere sahiptir.
Yüksekova gibi önemli bir ilçede anjiyo ünitesinin bulunmaması artık göz ardı edilecek bir durum değildir. Her kalp krizi vakasında kaybedilen dakikalar, aslında kaybedilen hayatlardır. Bölgede yaşanan ölümler, kaderin bir oyunu değil; çözümü mümkün olan bir eksikliğin sonucudur.
Artık insanların başka şehirlere yetişmeye çalıştığı bir sağlık anlayışından vazgeçmek; hastaya bulunduğu yerde, zamanında müdahale edilebilen bir sistem kurmak şarttır. Yüksekova Devlet Hastanesi’ne bir anjiyo ünitesi kurulması sadece bir talep değil, insanların yaşama hakkının gereğidir. Çünkü her kaybedilen can, yeterli imkân sağlanmadığında hepimizin vicdanında ağır bir sorumluluk olarak kalacaktır.