Şemdinli’de dün akşam saatlerinde başlayan yağmur, gece boyunca etkisini artırarak sabaha kadar aralıksız devam etti. Yağışın şiddetiyle birlikte dere sularının debisi hızla yükseldi. Günün aydınlanmasıyla birlikte bölgedeki yol durumunu gösteren görüntüler sosyal medyada ve WhatsApp gruplarında paylaşılmaya başlandı…
Şemdinli–Derecik yolunun kapalı olduğu bilgisi duyuruldu. Boğazköy (Bêgoza Köyü) yol ayrımında suyun yola taşması sonucu ulaşım tamamen kapandı. Bu durum, bölgede yaşayan vatandaşların her yıl karşılaştığı ve günlük hayatlarını doğrudan etkileyen ciddi bir sorunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Oysa bu görüntüler ne ilk ne de sondu. Aynı mevkiden birkaç kilometre aşağıda, Yaylapınar–Salara köyü yol ayrımına varmadan önceki büyük virajda, iki yıl önce meydana gelen yol kayması nedeniyle yalnızca yarım kilometrelik bir yol için çok büyük miktarda harcama yapılmıştı. Aradan geçen zamana rağmen bugün gelinen noktada yolun yeniden su altında kalması, yapılan çalışmaların ne kadar kalıcı ve sağlıklı olduğu konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadırr.
Üstelik derenin karşı tarafında, risk taşımayan alternatif bir yol güzergâhı yedi yıl önce başlatılmış olmasına rağmen, bu yolun tamamlanmasına yalnızca yarım kilometre kalmışken proje yıllardır bitirilememiştir. Yaklaşık yedi yıldır tamamlanamayan bu yol, hem kamu kaynaklarının verimli kullanılmadığını düşündürmekte hem de vatandaşların mağduriyetini her geçen gün artırmaktadır.
Bu yolu yalnızca Derecikliler değil, çevre köylerde yaşayan ve günlük olarak bu güzergâhı kullanan pek çok insan da kullanmaktadır. Dolayısıyla yaşanan aksaklıklar bireysel değil, toplumsal bir soruna dönüşmüş durumdadır. Benzer sorunların Derecik Umurlu Sınır Kapısı yolunda da yaşanıyor olması, sorunun yalnızca bir problem değil, daha geniş kapsamlı bir ihmal veya plansızlık sonucu ortaya çıktığını düşündürmektedir. Şemdinli–Derecik yolu artık bölge halkı için bir ulaşım hattından çok, çözüm bekleyen kronik bir sorun hâline gelmiştir.
(Hakkâri yolunda da benzer bir sorun yaşanmaktadır. İlin imkânlarıyla bu sorun 1–2 ay içinde çözülebilecek düzeydeyken, ilçelerin yol sorunları çeyrek asırdır devam etmekte, yer yer küçük dokunuşlar yapılsa da kalıcı bir çözüm üretilememektedir.)
Tüm bu yaşananlar karşısında, bir vatandaş olarak bilgi alma ve hesap sorma hakkımızın olduğunu düşünüyoruz:
- Bu derenin karşısındaki yol neden hâlâ tamamlanmadı?
- Tam bitme aşamasına gelmişken çalışmalar neden durduruldu?
- Kamu zararına yol açan bu süreçte sorumluluğu olanlar kimlerdir ve neden gerekli açıklamalar yapılmamaktadır?
- Eğer ortada bir hata, eksiklik ya da ihmal varsa, bu durum neden şeffaf bir şekilde toplumla paylaşılmamaktadır?
Ayrıca, gelecekte tekrar kullanılmayacak ya da heyelan riski yüksek olan bu bölgelere yönelik yapılan ek harcamalar da ayrı bir tartışma konusudur:
- Bu projeler planlanırken hangi teknik raporlar dikkate alınmıştır?
- Yolu yapan firmalar ya da ilgili birimler bu çalışmalar için kaç yıllık garanti vermektedir?
Bugün tekrar eden sorunlar, geçmişte yapılan mühendislik hatalarına mı işaret etmektedir?
Tüm bu soruların cevabı yalnızca merak değil, aynı zamanda bir hak arayışıdır. Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorgulamak, bu ülkenin her vatandaşının en doğal hakkıdır. Bu nedenle sürecin takip edilmesi, gerekli denetimlerin yapılması ve sorumluların hesap vermesi büyük önem taşımaktadır.
Buradan bölge yetkililerine seslenmek istiyoruz: Beklentimiz; ilgili yetkililerin, siyasetçilerin, Hakkâri vekillerinin ve il encümenlerinin konuyu yakından takip ederek sesimizi ilgili mercilere ulaştırmasıdır. Bu yolun kalıcı ve güvenli bir şekilde tamamlanması için gerekli girişimlerin yapılması ve sürecin titizlikle takip edilmesi beklentimizdir.