Horozlanma. Ağla. Kapıda yat.
Halit Ziya Uşaklıgil Behlül'ü 1899'da yazmıştı: her ortama uyum sağlayan, samimi görünen, sistemi kullanan adam. O tip ölmedi. Konaklardan çıktı, parti ofislerine girdi.
23 Aralık 2024. Hacivat sahneyi kurdu. Yeni gençlik kolları başkanını tanıttı: Dar sokaklarımızda yüreği geniş, beyaz tenli, şık giyimli ve güler yüzlü bir genç. Ve ekledi: Babası etkisinde kaldığı bir rüya görür. Rüyada Hz. Yusuf'u görür. Oğluna Yusuf Rızgar adını koyar.
Rüya. Kutsal bir isim. Sahne hazır.
Öğrenci hazır.
6 Mayıs 2026. Haber Hakkari YouTube kanalı. Gazeteci Adem soruyor:
Gelip reklamınızı yapıp gidecek misiniz? Bu mudur yani?
Sessizlik. Konu değişiyor.
Bu yazı o sessizliğin içine bakıyor. Tartuffe Okulu'nun müfredatını ve en yeni mezununu inceliyor.
I. Birinci Ders: Horozlanma
20 Nisan 2026. Tartuffe basın açıklamasında millete şunu söyledi:
Horozlanmayın.
Tek kelime. Ama içinde bir dünya var.
Sus. Haddini bil. Öfkeni kıs. Sorgulama. İktidarın önünde eğil. Çünkü bu şehirde horozlanan bedelini öder.
Bu birinci dersin özüdür: Sesi kesmek.
Ve bu ders Hakkari'nin onlarca yıllık tarihine düşürülmüş bir not gibidir. Bu topraklar horozlandı. Bedelini ödedi. Tekrar horozlandı. Tekrar ödedi. Şimdi Tartuffe kürsüye çıkıyor ve 'horozlanmayın' diyor.
Birinci ders verildi.
* * *
II. İkinci Ders: Ağla
4 Mayıs 2026. Hakkari Konuşuyor buluşması. Hamza Gündüz kürsüye çıktı:
Sesimizi yükseltmedikçe devlet bize bir şey veremeyecek.
Bu cümle ilk bakışta cesur görünür. Ama içinde bir tuzak taşır.
Devleti ebeveyn say. Sesini yükselt — ama doğru sesi, doğru yere, doğru biçimde. Dilekçe ver. Yalvar. Mama bekle. Çünkü ebeveyn bilir, ebeveyn zamanlar, ebeveyn dağıtır.
Bu ikinci dersin özüdür: Özneyi küçültmek.
Ve şunu da not düşmek gerekir: Bu sözleri söyleyen adam, daha önce sesini yükselttiği için yargılanmıştı. Mezopotamya Ajansı muhabiri olarak çalışırken sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle yargılandı, ertelenmiş hapis cezası aldı.
Sesini yükseltirsen devlet verir diyen adam, sesini yükselttiği için yargılanmış biridir.
İkinci ders verildi.
* * *
III. Üçüncü Ders: Kapıda Yat
6 Mayıs 2026. Adem'le Açık Mikrofon programı. Rızgar Özdemir mikrofona eğildi:
Git Ulaştırma Bakanının kapısında yat. Cumhurbaşkanının kapısında yat. Git o yolun kenarında yat.
Bu üçüncü dersin özüdür: Teslim almak.
Teslim ol. Kapıya git. Dilekçe ver. Bekle. Karar senin değil — ama seni oraya biz gönderiyoruz.
Programda Adem bu şehrin sorularını sordu. Yolun neden kapandığını sordu. Tartuffe'ün Şemdinli'deki görüntülerini sordu. Her seferinde aynı şey oldu: sahne terk edildi.
Muhalif ağzıyla konuşuyorsun. Taramalı. Kavga etmeyelim. Bugünün konusu bu değil.
Tartuffe eleştirilince ne yapar? Eleştireni hainlikle, muhalefetçilikle suçlar. Argüman üretemediğinde ahlak bekçiliğine sığınır. Rızgar da aynısını yapıyor — Behlül'ün zarafetiyle, Tartuffe'ün refleksiyle.
Adem o programda bu şehrin sesiydi. O gazetecinin eline, yüreğine, emeğine sağlık.
Üçüncü ders verildi.
* * *
IV. Mezuniyet Sınavı: Şemdinli
Her okulun bir mezuniyet sınavı vardır.
Tartuffe'ün Şemdinli toplantısından görüntüler sızdı. Kapalı bir salon. Parti yöneticileri. Zeydin Kaya ayakta konuşuyor. Sözleri kayıt altında:
Yanımdaki arkadaşların 0-70 olmasına rağmen onları da listeye alsınlar. O listeyi vermeyen memur kim ise hakkında gereğini yapacağız. İstersen kaymakamın babası olsun.
'0-70' burada İŞKUR'un gelir kriteri eşiğini ifade ediyor — belirli bir gelir sınırının altındaki vatandaşları kapsayan liste. Tartuffe bu listeye kendi adamlarının da alınmasını istedi. Liyakat değil, sadakat. Ve bunu yapmayan memuru tehdit etti.
Bu görüntüler kamuoyuna düştü. Hakkari Barosu Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. AKP Şemdinli ve Esendere teşkilatları feshedildi.
Mezuniyet sınavı geldi.
Rızgar Özdemir ne yaptı?
Tartuffe'ü savundu. Savcılığa dilekçe vermedi. DEM Parti'ye ait belediye başkanlığının hak sahibine devredilmesi için tek bir adım atmadı.
Ve programda DEM Parti milletvekillerine şunu söyledi: Halkın iradesini gasp ediyorsunuz.
Şimdi durun.
Seçmen iradesini gasp eden tarafın yanında duran adam, başkalarını irade gaspıyla suçluyor.
Bu tutarsızlık değildir. Bu Tartuffe Okulu'nun müfredatının ta kendisidir. Gaspedenin dilini konuşmak. Gaspı başkasına yüklemek. Ve bunu vicdanla, Allah rızasıyla, hizmetkarlık söylemiyle yapmak.
Gaspedenin türküsü şudur: Başkalarını hak gaspıyla suçlamak — kendi tutumunu görünmez kılmak için.
Mezuniyet sınavından geçildi.
* * *
Son: Bu Şehir Bu Müfredatı Reddediyor
Tartuffe Okulu'nun müfredatı üç dersten oluşuyor.
Birinci ders: Horozlanma. Sesini kes. Haddini bil.
İkinci ders: Ağla. Devleti ebeveyn say. Mama bekle.
Üçüncü ders: Kapıda yat. Dilekçe ver. Teslim ol.
Usta öğretti. Hacivat sahneyi kurdu. Rızgar mezun oldu.
Yaşar Kemal'in İnce Memed'inde köylüler şunu söylüyordu: Haklısın Memed. Ama Abdi Ağa olmasaydı ne yapardık? O bize tohum verir, bize ekmek verir.
Bu şehirde de aynı şey söyleniyor. Farklı isimlerle. Aynı teslimiyetle.
Memed sustulmadı. Dağa çıktı. Hesap sordu.
Bir toplum neyi alkışlarsa ona benzer.
Bu şehir Tartuffe Okulu'nu değil — Memed'i seçiyor.