Mimar KAYA - Colemerg Haber
Şehir merkezinde bir kahvehaneye girdiğinizde, yaşları 18–25 arasında olan gençlerin okey masalarında saatlerce oturduğunu görürsünüz. Kimisi üniversiteyi yeni bitirmiş, kimisi iş arıyor, kimisi de ailesine ekonomik destek olmak zorunda. Kahvehanenin dumanlı atmosferinde, kahve yerine umutları yavaş yavaş tükeniyor. Bir zamanlar hayal kurmak ve denemekle geçen gençlik, burada erken olgunlaşmak, hayatta kalmak ve boş vakitlerini doldurmakla geçiyor.
İşsizlik en temel sorun. Devlet ve özel sektördeki sınırlı iş imkânları, gençleri kendi şehirlerinde tutamıyor. Sınır ticaretinin azalmasıyla birlikte birçok aile, eskiden ek gelir sağlayan bu kaynaklardan mahrum kaldı. Eskiden Hakkâri’nin sınır kapılarında gençler hem çalışır hem de ufak tefek ticaretle aile bütçesine katkı sağlardı. Ancak bugün, giriş çıkışların pahalılaşması ve sınır prosedürlerinin sıkılaşması, bu gençleri büyük ölçüde çaresiz bırakıyor.
Örneğin bir genç, hafta sonları babasına yardım etmek için sınırın karşı tarafına giderdi; birkaç kilo temel ihtiyaç malzemesi getirerek aile bütçesine katkı sağlardı. Şimdi ise aynı işler hem daha pahalı hem de riskli. Gençler, sınır kapılarındaki eski canlılığı artık sadece hatırlıyor. Bu, yalnızca bireysel bir kayıp değil; tüm Hakkâri toplumu için ekonomik ve sosyal bir darbe.
Sosyal medyanın etkisi de ayrı bir boyut yaratıyor. Gençler, şehir dışındaki arkadaşlarının hayatlarıyla kendi hayatlarını karşılaştırıyor ve kendilerini yetersiz hissetmeye başlıyor. Bu durum, hem psikolojik hem de toplumsal olarak gençleri hızla olgunlaştırıyor; adeta gençliğin yükü, yaşlarını aşan bir sorumluluk hâline geliyor.
Ayrıca sosyal yaşamın kısıtlı olması, gençlerin hem zihinsel hem de duygusal gelişimini olumsuz etkiliyor. Şehirde sosyal etkinliklerin ve gençlik merkezlerinin azlığı, gençleri kahvehanelere, evlere veya zararlı alışkanlıklara itiyor. Alkol ve tütün gibi bağımlılık riskleri artarken, spor, sanat ve kültürel etkinliklerle geçirebilecekleri üretken zaman neredeyse yok denecek kadar az. Gençler, hem ekonomik baskı hem de sosyal izolasyon altında, hayatta kalma mücadelesine odaklanıyor; dolayısıyla gençliğin enerjisi ve hayal gücü büyük ölçüde tüketiliyor.
Toplumsal gelenekler ve aile beklentileri de gençleri şekillendiriyor. Hakkâri’de gençler, ailelerinin ve çevrelerinin ihtiyaçlarına göre plan yaparken, kendi hayallerini ertelemek zorunda kalıyor. Böylece, 20’li yaşlarda bile gençler “ihtiyarlıyor.”
Çözüm oldukça açık: Gençlerin kendi hayatlarını kurmalarına imkân tanımak, iş ve sosyal olanakları artırmak gerekiyor. Sınır ticaretini destekleyecek politikalar, yerel ekonomiyi canlandıracak projeler ve gençler için spor, kültür, sanat ve sosyal etkinliklerin yaygınlaştırılması, kahvehanelerde geçen saatleri üretken ve umut dolu zamanlara dönüştürebilir.
Hakkâri’de gençlerin ihtiyarlığı bir uyarı niteliğinde. Onlara yalnızca bugünü değil, yarını da düşünme hakkı vermeliyiz. Çünkü bir toplum, gençlerinin enerjisini, umutlarını ve sosyal yeteneklerini özgürce kullanabildiği ölçüde büyür ve gelişir. Hakkâri’nin geleceği, gençlerin kahvehanede değil, üretken, sosyal ve umut dolu zamanlarında şekillenecek.