Dengbejlerin sesi Uzak Doğu'ya ulaştı

Abone Ol

ARAŞTIRMACI - GAZETECİ / MİMAR KAYA

Japonya Tokyo Güzel Sanatlar Üniversitesi Müzik Bölümü öğrencisi Natsuki Nakajima, dünyada bir ilki gerçekleştirerek Kürtlerin sözlü edebiyatı olan dengbejlik geleneği üzerine yüksek lisans tezi hazırladı. Annesi Yukari Nakajima ile Hakkari ve Van'a gelen Natsuki Nakajima, dengbêj Abdulkadir Kızılkaya, İsmail Seyranoğlu ve Münir Beyter'in evlerine konuk oldu. Dengbêjler tarafından temel bilgiler alan Japon aile için dengbej dinletisi de düzenlendi.

Natsuki Nakajima, annesi yazar Yukari Nakajima ve tercümanları yazar Kayoko İsobe ile 3 gün boyunca Hakkari'de Kürt geleneğinin sözlü edebiyatı olarak bilinen dengbejlik sanatı üzerine yaptıkları araştırmalar için kendilerine rehberlik yaptım.

Müzikle ilgilenen Anne ve babası sayesinde çocuk yaşta müziğe merak saran Nakajima, müzik enstrümanları arasında piyano çalıyor. Geçen yıl geldiği Türkiye’de çeşitli müzikler üzerine araştırma yaptıktan sonra dengbejliğe ilgi duymuş ve bu yüzden yüksek lisans tezi için dengbejliğe karar vermiş.

Tezini Aralık ayında teslim edecek olan Nakajima'ya Hakkari ve Van ziyaretlerini sordum.

Japonya’dan dengbejleri araştırmak için Hakkari’ye geldin. Öncelikle seni tanıyabilir miyiz?

Adım Natsuki Nakajima. 26 yaşındayım. Japonya’nın başkenti Tokyo’da yaşıyorum. Annem ve babam müzikle ilgileniyor. Bizim evde zaten sürekli müzik var. 3 yaşında piyano çalmayı öğrendim. Uzun yıllar piyano düşkünlüğüm devam etti. En son kendi bestemi yapmaya karar verdim. Bu yüzden Tokyo Güzel Sanatlar Üniversitesi Müzik Bölümü Beste dalını okumaya karar verdim. Nihayetinde hayalimi gerçekleştirdim ve okudum. Bu sene son senem.

Kürt Müziğine olan ilgin nasıl başladı?

Ben çocukken annem sürekli beni yalnız bırakıp Türkiye’ye gidip geliyordu. Annemin Türkiye ziyaretleri hep doğu illerineydi. Annemin Hakkari’ye dördüncü gelişi. Buraya geldiği dönemlerde çektiği videoları ülkeye gelirken getiriyordu. Bende o videoları evde sürekli seyrediyordum. O videodaki müziklere ilgim vardı zaten. Çocukluğumdan beri annemin Japonya’daki Türkiyeli Kürt arkadaşlarıyla ben de ara sıra görüşme fırsatım oluyordu. O sırada gittikçe Kürtlere karşı ilgim de artmaya başladı.

Yüksek Lisans tezi için dengbejlik’i seçmişsin. Dengbejlere neden ilgi duydun?

Ben sürekli müzik ile ilgileniyordum. Ama yaş gereği ne için müzik yaptığımı düşündükçe çıkmaza girmiş gibi oldum ve müzikle insanlara ne katkıda bulunabileceğim konusunda dert etmeye başladım. O sırada eskiden annemin bana gösterdiği o videodaki müzikler aklıma geldi. Neden o kadar etkilendiğime şaşırdı. Bu içimdeki merakın nedir, bilmek istedi. O yüzden annemin çok sevdiği Türkiye’ye geldim. O seyahat sırasında özellikle Kürt müzikleri araştırdım. Ve en son dengbeji şarkılarını gördüm ve dinledim. O güçlü sese hayran kaldım. Seyahatimin sonunda şuna emin oldum ki müzik yaşamak için var. Müziğin evrensel olduğunu dengbejleri dinlerken an be an yaşadım. Bu konu üzerine odaklanıp master tezi hazırlamaya karar verdim. Bu tez çalışması için Türkiye’nin doğu illerinde bulunan Van ve Hakkari illerine geldik. Tabii ki annemle beraber. Burada çok derin bir kültürle karşılaştım. İnanılmaz bilgiler edindim. Burası müziğin keşfedilmemiş bir diyarı.

Buraya gelirken bir çekincen oldu mu? Sonuçta Japonya’da çok bilinmeyen bir kültüre ve çok uzak bir yere geliyorsun.

Buraya gelirken hiçbir korku ve endişeyle gelmedim. Severek geldim. Çünkü annemden duymuşum Kürtlerin çok cana yakın ve misafirperver olduklarını söylüyordu. Kürelerin çok güçlü samimi onurlu gururlu olduğunu gördüm. Bu insanın özünü oluşturur. Yani bir kadın olarak değil de Japon olarak kendimizi hapsetmeyelim. Kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Nereye gidersem gideyim hep ben ben olarak yaşayacağım. Çünkü bunu Kürtlerden öğrendim.

Peki neden Hakkari?

Buraya annemin bilgi ve tecrübelerine dayanarak yüksek lisans tezimi araştırmak için geldim. Ama gördüğüm izlenimleri aktarmam gerekirse burada sadece müzik değilde güzel ve köklü bir kültür var. Burada topladığım bilgilerle Japonyaya gidince daha çok çalışacağım. Dengbejlerin aktarımları sayesinde tezimi dolduracak kadar bilgi aldım. Umduğumdan fazla bilgi ve birikime sahip dengbejler var. Bana ilham veren dengbejler sayesinde kendimi her gün geliştireceğim. Kilometrelerce yol aşıp buralara geldim. Deyim yerindeyse Uzak Doğu’dan en Uzak Doğu’ya geldim. Muhteşem bir coğrafyası ve kültürü var. Kürtler büyük ve köklü bir millettir. Bunun delili ise Hakkarililerdir.

Tezinizde Dengbejliği nasıl anlatacaksınız. Sizi Dengbejlerde etkileyen ne oldu?

Dengbejlik dediğim gibi çok güçlü bir ses. Burada dengbej İsmail Seyranoğlu’un başından geçen yaşam öyküsünden çok etkilendim. Kendisi daha çocuk yaştayken dengbej olan annesi Seyran hanımı kaybediyor. Annesinin sesinin kayıtlı olduğu bir kasetle büyümüş. Bu kaset Kürtçe’nin yasaklı olduğu 1990 yıllarında jandarmanın köy aramaları esnasında toprağa gömülerek saklanmaya çalışılmış ve nereye saklandığı zamanla unutulmuş. İsmail’in tek isteği o kasetin bulunması. İsmail annesinin sesini son kezde olsa duymak istiyor. Annesinin ninnileriyle değilde şarkılarıyla büyümüş olması beni çok duygulandırdı. İsmail Seyranoğlu dengbejliği annesi Seyran hanımdan öğrendiği için soy ismini Seyranoğlu olarak değiştirmiş. Seyranoğlu, bir süre önce Van’a taşınmış. Bizi Van’da açtığı “Diwanxane”de misafir etti. Orada bilgiler aktardı. Tezimin devamı için Hakkari'nin Geçitli köyüne geldim. Doğduğu ve yaşadığı evi çektim. Ailesinden detaylı bilgiler topladım. Bunun dışında her iki gözü görmeyen yazar ve tarihçi Abdulkadir Kızılkaya, araştırmacı ve yazar Yaşar Kaplan ve genç dengbêj Münir Beyter'den dolu dolu bilgiler aldım. Kısacası bu hikaye ve bilgiler yüksek lisans tezim için fazlasıyla iyi bir konu oldu.