Dağların Gölgesinde Adalet Arayışı: Hakkari’de İstihdam ve Siyasi Vesayet

Ekonomik izolasyonun kamu kaynaklarını tek kurtuluş kapısı haline getirdiği Hakkari’de, siyaset bir hizmet yarışı değil, "istihdam ofisi" kimliğine bürünmüş durumda. Şemdinli’den yansıyan tartışmalar ışığında; devletin tarafsızlık ilkesinin yerel listelerle imtihanını ve kurumsal çöküşün toplumsal bedelini inceliyoruz.

Abone Ol

Hakkari, Türkiye’nin en yüksek ve engebeli topraklarına sahip, doğanın tüm sertliğiyle hüküm sürdüğü bir sınır kentidir. Ortalama 2500 metreyi bulan rakımı, bu şehri sadece fiziksel olarak değil, ekonomik olarak da ana akım pazarlardan izole eder. Sanayinin giremediği, tarımın dar vadilere sıkıştığı bu coğrafyada, "kamu istihdamı" bir tercih değil, hayatta kalma mücadelesinin tek anahtarıdır.

Coğrafi İzolasyon ve Tekelci Ekonomi

Hakkari’nin coğrafi yapısı, özel sektörün yatırım iştahını keserken, bölge halkını tamamen devletin sunduğu imkanlara (İŞKUR, TYP, belediye kadroları) bağımlı hale getirmektedir. İşsizlik oranlarının Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğu bu ilde, ekonomik kaynakların dağıtımı üzerindeki kontrol, en büyük güç unsuru haline gelmiştir. Bu durum, siyasi yapıların kamu kaynaklarını bir "lütuf" gibi dağıtma arzusunu tetiklemektedir.

"Liste" Siyaseti ve Kurumsal Çöküş

Şemdinli’de düzenlenen ve kamuoyuna yansıyan görüntüler, bu güç savaşının en şeffaf anlarından biridir. Olayın tanıklığına göre, siyasi parti üyeleri ile yerel yönetim (Kaymakamlık) arasında sert bir "liste" kavgası yaşanmaktadır.

  • Vatandaşın Sitemi: Katılımcıların "Bizim verdiğimiz isimler neden işe alınmadı?" yönündeki sitemleri, modern kamu yönetiminin en büyük düşmanı olan "sadakat temelli istihdam" anlayışını deşifre etmektedir.

  • Bürokrasinin Kıskacı: Bir kurumda basit bir yer değişikliği ya da düşük kıdemli bir işçi alımı için bile iktidar partisinin yerel teşkilatlarından "onay" beklenmesi, devletin tarafsızlık ilkesini zedelemektedir. Bürokrat, yasalar yerine yerel siyasetin listelerine göre hareket etmeye zorlandığında, o kurumda liyakatten söz etmek imkansızlaşır.

Siyasi Tasfiyeler ve "Usulsüzlük" Gerekçesi

Tartışmaların ardından Şemdinli ve Esendere gibi bazı yerel teşkilatların feshedilmesi, meselenin sadece yerel bir anlaşmazlık olmadığını, sistemin kendi içindeki "paylaşım" krizini yönetemediğini gösterir. Eğer bir siyasi yapı, işe alım sürecinde istediği listeyi kabul ettiremediği için dağılıyorsa, bu durum siyasetin halka hizmetten ziyade bir "istihdam ofisi" olarak konumlandığının en acı göstergesidir.

Evrensel Bir Sorun: Liyakat Krizi

Hakkari’de yaşananlar, gelişmekte olan tüm demokrasiler için bir ders niteliğindedir. İşsizliğin yüksek olduğu yerlerde siyasi iktidarlar, kamu kaynaklarını kendi tabanlarını konsolide etmek için kullanma eğilimine girerler. Ancak bu durum;

  • Gençlerin adalete olan güvenini yıkar.

  • Liyakatli bireylerin sistem dışına itilmesine neden olur.

  • Kamu hizmetinin kalitesini düşürür.

Kayırmacılığın Bedeli

Hakkari’nin karlı zirvelerinden süzülen bu tartışmalar, bize şunu fısıldıyor: Bir toplumda işe girmenin yolu yetenekten değil de siyasi bir "listeden" geçiyorsa, o toplumda coğrafyadan daha sert bir adaletsizlik hakimdir. Hakkari’nin kalkınması, sadece yolların açılmasına değil; kurumların siyasi vesayetten kurtulup, kapılarını "herkese eşit" açmasına bağlıdır.