ÇİÇİKOV'UN ELBİSESİ
Fahri Şakar, Ensar Dündar, 30 Milyon Euro ve Bir İlin Anatomisi
I. Musa Dayan
Hakkari’nin Derecik ilçesine bağlı Ortaklar köyü Örencik mezrasında yaşayan on sekiz yaşındaki Musa Dayan, yaklaşık üç ay önce yakalandığı amansız hastalık nedeniyle tedavi gördüğü Van Yüzyüncü Yıl Üniversitesi
Hastanesi’nde hayatını kaybetti.
On sekiz yaşında.
Örencik mezrası, dağların içinde, devletin en az uğradığı, yatırımın en geç gittiği, yolun en son yapıldığı türden bir yer. Buralarda insanlar sabahları uyanır uyanmaz önce dağa bakar — hava nasıl, yol açık mı, bugün şehre inilebilir mi diye!
Musa hastalandı. Van’a gitti. Tedavi gördü. Bazı hastalıklar dağ şehirlerinde farklı ilerler — geç teşhis, uzak hastane, yorgun beden, uzun yol.
Musa öldü. On sekiz yaşında.
Cenazesini köyüne götürmek gerekiyordu.
Bu basit bir cümledir. Kadim, insani, evrensel. İnsan öldüğünde toprağına döner. Anası bekliyor. Babası bekliyor. Örencik bekliyor.
Ama yol kapalıydı.
Şemdinli–Derecik karayolunun taşkın nedeniyle ulaşıma kapanması üzerine cenaze nakli gerçekleştirilemedi. Yetkililerden yardım istenmesi üzerine bölgeye iş makinesi sevk edildi. Gönderilen kepçeye yerleştirilen cenaze, yakınlarınin da yardimiyla taşkın bölgesinden kontrollü şekilde karşıya geçirildi. Zorlu geçişin ardından Musa Dayan Örencik mezrasında toprağa verildi.
Duruyorum burada.
Bu sahneyi okurken tek bir soru sormak gerekiyor:
2026 yılında, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, bir ilin merkezine iki saat mesafede — on sekiz yaşında bir çocuğun cenazesi neden kepçeyle taşınıyor?
Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez bu soruya şöyle cevap verdi:
“Dağdan kaya koptu, biz cenazelerimizi taşıdık. Tüneller açılmadı, çocuklarımız can verdi. Yollar yapılmadı, şarampollere yuvarlandık. Belki de dünya tarihinde ilk defa yeni yapılmış bir yolda kepçeyle cenaze taşıdık.”
Dünya tarihinde ilk defa.
Bu cümleyi bir kenara bırakalım ve şunu soralim: Bu tablo nasıl oluştu? Kimin imzasıyla? Kimin sessizliğiyle? Kimin ellerinde?
II. Para
30.000.000 Euro.
Avrupa Birliği fonundan gelen para. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ihale ettiği proje. Hakkari İli Entegre Katı Atık Yönetim Birliği’nin nihai faydalancı olduğu tesis. 43,4 hektar. Bir ilin tamamına hizmet edecek kapasite.
Kronoloji şöyle:
2011 — Yatırım programına alındı.
2012 — Bakanlık tarafından AB hibeli 17 proje ile birlikte ihale edildi.
2014 — Zemin etüdü ve tasarım çalışmaları tamamlandı. Bakanlık onayladı.
2019 — ÇED Olumlu kararı verildi.
1 Temmuz 2020 — İnşaat başladı.
31 Ekim 2023 — Geçici kabul yapıldı.
Ekim 2026 — Eksikliklerin tamamlanması için verilen son tarih.
On iki yıl. Otuz milyon euro.
Ve şu teknik gerçek: Tesisin geçici kabülü yapıldı ama çevre izin ve lisansı alınamadı. Yalnızca tıbbi atıkların bertarafına yönelik Geçici Faaliyet Belgesi mevcuttu. Tesis eksikliklerle, lisanssız, denetimsiz çalıştı.
Meclis’e taşınan sorular netti. CHP’li milletvekili Tanrıkulu, Bakanlığa 15 soruluk önerge verdi: Yer seçimi süreci nasıl yürütüldü? Jeolojik etüdlerin yeterliliği neydi? Denetim mekanizmaları işledi mi? Heyelan riski önceden öngörüldü mü? Zemin raporlarının bilimsel yeterliliği ne düzeydeydi?
Bakanlık henüz yanıt vermedi.
Teknik incelemeler şunu ortaya koydu: Zemin yapısı dikkate alınmadan yapılan müdahaleler toprak kaymasına zemin hazırladı. Bölgenin aktif heyelan bölgesi olduğu biliniyordu. Riskli zemin raporlarına rağmen tesisin inşaatına onay verildi.
13 Nisan 2026 — Büyük heyelan. Yaklaşık 2 milyon metreküp toprak kaydı. Tesis kullanılamaz hale geldi.
30 milyon euro toprak altında kaldı.
III. İki Adam, Tek Elbise
Gogol, Ölü Canlar‘ı 1842’de yayımladığında bir tip yaratmıştı. Bu tip Rus taşrasına değil — her çağa, her coğrafyaya aitti.
“Ne iyi ne kötü. Ne yakışıklı ne çirkin. Tam ortada duran adam. Her kapıdan girebilen, her masada oturabilecek biri.”
Çiçikov sistemi yıkmaz — sistemi kullanır. Unvanları toplar, sorumlulukları dağıtır. Törenlerden hoşlanır, sonuçtan kaçar. Her şey ortaya çıktığında kaşlarını çatar: “Bu nasıl oldu?” Sanki kendisi de mağdurmuş gibi.
Suçu görmek ile suçlu olmak arasındaki mesafeyi ustaca yönetir. İmzalar başkasınındır; unvan onundur. Sorumluluk başkasına yüklenir; prestij ona kalır.
Bu tesisin başında Çiçikov iki farklı bedende yaşadı.
Birincisi: Ensar Dündar.
AK Parti’den Çukurca Belediye Başkanı. Tesisin inşaat sürecinin kritik son döneminde Katı Atık Yönetim Birliği Başkanı.
2023 yılı başında tesisin yüz de seksen beş’inin tamamlandığını açıkladı: “Tesisimiz 30 yıl boyunca ilimize hizmet edecek. Emeği geçen belediyelerimize, firmalarımıza teşekkür ediyorum.”
Temmuz 2023’te yüz de doksan tamamlandığını duyurdu ve Aralık’ta açılmasını hedeflediklerini söyledi.
Tesis Ekim 2023’te geçici kabul gördü. Dündar’ın döneminde devredildi.
Lisanssız. Eksikliklerle. Denetimsiz.
Tesis çöktüğünde Ensar Dündar neredeydi?
Sessizdi.
İkincisi: Fahri Şakar.
AK Parti’den Şemdinli Belediye Başkanı. 2024 seçimlerinin ardından birlik başkanlığı Dündar’dan Şakar’a geçti. İşletme sorumluluğu onun dönemine denk geldi.
Tesis çöktüğünde Şakar mikrofon önüne geçti ve şunları söyledi:
“Yer seçimi Bakanlık’ın. Zemin etüdü Bakanlık’ın. İhale Bakanlık’ın. Biz sadece nihai faydalancıyız.”
Duruyorum.
Hukuki gerçek şu:
5393 sayılı Belediye Kanunu ve Çevre Kanunu kapsamında birlik, tesisin yalnızca faydalancısı değil — işletme sorumlusudur. Tesis 2023’te geçici kabul gördü, işletme başladı. Çevre izni yoktu. Lisans yoktu. Denetim yoktu. Kantar çökmüştü. Personel yetersizdi.
Birlik başkanı sıfatıyla Şakar’ın tüm bunları takip etme yükümlülüğü vardı.
Yapmadı.
“Biz sadece nihai faydalancıyız” — bu cümle bir savunma değil. Bir itiraftır. Sorumluluğu gören ama almayan adamın itirafı.
DEM Parti İl Eş Başkanı Behçet Kanat bu noktada açık konuştu: “Projenin işletilmesi sırasında atıkların ayrıştırılmadan eğimli alanlara dökülmesi ciddi gaz sıkışmasına yol açmıştır.”
Heyelan yalnızca zemin sorunu değildi. Tesisin yanlış işletilmesi felaketi
büyüttü.
Ve işletmenin sorumlusu Fahri Şakar’dı.
Şakar tesis çöktükten sonra şunu da ekledi: “Toprağın taşınması yerine tesisin başka bir noktaya kurulmasını talep edeceğiz.”
Yeni yer. Yeni proje. Yeni para. Hesap sorulmadan.
Çiçikov da böyle yapardı.
IV. Kendi Çöplüğü
Bunu sormak gerekiyor:
Bölgenin katı atık yönetiminden sorumlu bu adam, kendi ilçesinde çöpleri nasıl yönetiyor?
Şemdinli çöplüğünde çöpler açık alanda yakılıyor. Yoğun duman yükseliyor. Yanma sürecinden çıkan zehirli gazlar havaya karışıyor.
Dioksin. Furan. Kanserojen gazlar. Çocukların ciğerlerine doluyor.
Bölgenin çöp başkanı, kendi çöpünü yönetemiyor.
Bu paradoks için edebi bir dile gerek yok. Gerçeğin kendisi yeterince keskin.
V. Kayyum
Bu şehirde her şeyi anlamak için tarihi bilmek gerekir.
2016 — Hakkari Belediyesi’ne kayyum. Seçilmiş başkan gitti, vali geldi.
2019 — Halk yeniden seçti. Yeniden kayyum.
31 Mart 2024 — DEM Parti’den Mehmet Sıddık Akış seçildi. Yüzde 48,92
oyla.
3 Haziran 2024 — Seçimden 64 gün sonra Akış gözaltına alındı. Hakkari Valisi kayyum olarak atandı.
64 gün.
Tesisin kurulduğu, işletildiği, çöktüğü yılların tamamında Hakkari Belediyesi ya kayyum yönetimindeydi ya da yapının dışına itilmişti. Seçilmiş Hakkari Belediyesi bu sürecı̇n hiçbir anında söz sahibi olamadı.
Ve birlik başkanlığı — Hakkari toprağındaki, Hakkari’ye hizmet edecek tesisin
yönetimi — sırayla iki AK Partili belediye başkanına verilmişti.
DEM Parti İl Eş Başkanı Kanat bu tabloyu şöyle özetledi: “İhale ve uygulama süreçleri kayyum döneminde gerçekleştirilmiştir. Bugün yaşanan sorunlar bu süreçlerin sonucudur. Yıllardır halkın iradesine kayyum atanması, yerelin sorun çözme kapasitesini zayıflatmıştır.”
İHD Ekoloji Komisyonu da netti: Kayyum yönetimi altındaki yerel idareler, il özel idaresi ve Karayolları başta olmak üzere ilgili kurumların gerekli önleyici tedbirleri almaması; yaşanan felaketlerin öngörülebilir ve önlenebilir olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Öngörülebilir. Önlenebilir.
Bu felaket kader değildi.
VI. Tartuffe’e Çağrı
Bu noktada başka bir isim var.
Bu yazılarda Tartuffe olarak tanımladığımız il başkanlığı figürü. Küçük adam için kapı çalan, torpil koşturan, İŞKUR’da masaları arayan adam. Her cümlesine Allah’ın adıyla başlayan, şehrin her meselesinde söz sahibi olmak isteyen adam.
Tesis çöktüğünde tek kelime etmedi.
Musa Dayan kepçeyle taşındığında tek kelime etmedi.
Ensar Dündar birlik başkanlığını yürütürken tek kelime etmedi. Fahri Şakar kendi ilçesinde çöp yakarken tek kelime etmedi.
Bu sessizliğin iki açıklaması var:
Birincisi: Tartuffe bu işlerin içindeydi, biliyordu, onaylıyordu.
İkincisi: Tartuffe iyi niyetliydi ama görmek istemiyordu.
Eğer ikincisi doğruysa — eğer gerçekten iyi niyetli, hesap soran, halkının derdini taşıyan bir siyasetseyse —
Al sana hesap soracağın ilk isimler:
Ensar Dündar. İnşaatı teslim alan birlik başkanı. Tesis lisanssız devredildi. Neden ses çıkarmadı?
Fahri Şakar. İşletme sorumlusu birlik başkanı. Denetim yoktu, lisans yoktu, kendi ilçesinde çöp yanıyordu. Neden hesap vermedi?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. Aktif heyelan zeminine ÇED Olumlu kararı veren, zemin etüdünü onaylayan, geçici kabul yapan kurum. Hangi mühendisı̇n imzası var bu raporlarda?
Bunlar kamuya açık sorular. Cevapları da kamuya açık olmalı.
Eğer Tartuffe bu soruları sormuyorsa — sessiz kalmaya devam ediyorsa —
O zaman birinci açıklama doğrudur.
VII. Hesap
Bu yazı bir adres listesidir.
Ensar Dündar’a: Birlik başkanı sıfatıyla geçici kabul sürecini yönetiyordunuz. Tesis lisanssız ve eksikliklerle teslim edildi. Bunu biliyor muydunuz?
Biliyorsaniz neden ses çıkarmadınız?
Fahri Şakar’a: Birlik başkanı sıfatıyla işletme sorumlusuydunuz. Geçici kabulün ardından denetim yaptınız mı? Çevre iznini takip ettiniz mi? Kendi ilçenizdeki çöp yakma sorunu neden hâlâ devam ediyor? Tesis çalışmıyorken, Şemdinli’de çöpler yanıyorken, birlik başkanlığı unvanının size ne faydası dokundu?
Bakanlığa: Zemin etüdü aktif heyelan bölgesi diyordu. ÇED Olumlu kararını kim verdi? Geçici kabul kararını kim imzaladı? Lisans alınmadan tesisi işleten birliği neden denetlemediniz? 30 milyon euro için kamu zararı tespit edilecek mi?
Ankara’ya: Hakkari halkı 2024’te seçtiği başkanını 64 günde kaybetti. Kayyum dönemlerinde alınan kararların faturasını kim ödeyecek?
Sorular yanıtsız kalabilir.
Dosyalar kapanabilir.
Ama Musa Dayan’ın kepçesi kapanmaz.
O görüntü — metal, ağır, taşkının üzerinden geçen — bu şehrin faturasıdır.
Bu şehri yönetmeyenlerin, ama bu şehri derinden dert edinenlerin talebi nettir: Yaşanan ihlallerle ilgili etkili, bağımsız ve şeffaf soruşturma yürütülmeli; sorumlular hakkında gerekli işlemler başlatılmalı; kamu kaynakları hesap verebilirlik ilkesi doğrultusunda denetlenmelidir.
Hesap verebilirlik.
Bu şehirde bu kelime hep ertelenmiştir.
Ama ertelemek, silmek değildir.
Hakkari, Nisan 2026.
Tesis: toprak altında.
Musa Dayan: toprağında.
Ensar Dündar: sessiz.
Fahri Şakar: açıklama yapmaya devam ediyor.
Tartuffe: susmaya devam ediyor.
Hesap: açık.
Kaynaklar: Ajans30, İHD Ekoloji Komisyonu, Hakkari Çevre ve Şehircilik İl Müdürlyüğü, Birgün, CHP Meclis önergesi.