Bir Kent, Bir Yol, Bin İhmal – Hakkari’nin Yüzyıllık Çilesi

Hakkari, binlerce yıllık kültürü ve zenginliğiyle Anadolu’nun en kadim şehirlerinden biri olmasına rağmen, yıllardır süregelen ihmal ve eksik yatırımlar nedeniyle temel ihtiyaçlara dahi erişimde büyük sorunlar yaşamaktadır. Özellikle yol ve altyapı eksikliği, bu kenti adeta kaderine terk edilmiş bir noktaya sürüklemiş; geçici çözümler yerine kalıcı, bilimsel ve kararlı adımların atılmaması sorunları derinleştirmiştir.

Abone Ol

Hakkari… Yalnızca dağların ardında kalmış bir şehir değil; bin yılların kültürünü taşıyan kadim bir bellek. Misafirperverliğiyle, dayanışma ruhuyla, zengin folkloru ve müziğiyle Anadolu’nun en uç noktasında bir kültür köprüsü olmuştur. Evine gelen misafiri baş tacı eden, düğünlerinde dağların yankısını türküye dönüştüren, birlik ve beraberliğiyle zorluklara göğüs geren bir halkın şehridir Hakkari.

Koca bir kültüre ve tarihe sahip bu kentte aşağıda ülkenin debisi en yüksek akarsuyu Zapsuyu akar. Yukarıda bitli örtüsü ve su kaynaklarıyla zengin Berçelan yaylası uzanır. Sılehe, Balaka, Xenanıs, Kawale, İde köyleri; Helel ve Kehe vadileri; Valto, Tale, Çemka, Dıze… Saymakla bitmeyen bir zenginlikler diyarıdır burası. Doğasıyla, kültürüyle, tarihiyle bir medeniyet hazinesi.

Ama gel gelelim, bu kadim kentin yıllardan beri değişmeyen bir kaderi var: terk edilmişlik. Su kaynağı vardır ama su yoktur. Yol yapılacak yer vardır ama yol yoktur. Yıllardır bu şehri yönetmeye aday olanların hepsi “yol” ve “su” dedi. Seçildiler ama bu kente ne yol oldu ne su… Eğitim, sağlık, altyapı, imar… Eksikler saymakla bitmez.

Üstelik yönetenlerin yıllardan beri kalıcı çözüm yerine anlık, geçici çözümlerle günü kurtarmaya çalışması, sorunların devleşmesine ve birikmesine neden oldu. Çözümden çok çözümsüzlük hüküm sürer oldu kadim memleketimde. Su var, içmeye su yok. Hastane var, doktor yok. Doktor var, teçhizat yok. Okul var, eğitim yok. Öğretmen var, değer yok. Okula gidecek yol yok. Hakkari, kimsesiz bir evlat gibi bir köşeye itilmiş durumda. Yönetenler kalıcı çözüm üretmek yerine geçici yamalarla ihmaller zincirine halka üstüne halka eklediler. Yıllar geçtikçe çözümsüzlükler büyüdü, içinden çıkılmaz bir hal aldı. Her yeni dönemde verilen müjdeler bahar gibi başladı ama halk için hep hüsran ve umutsuzlukla bitti.

Bu yol ve su meselesi artık bir günün değil, bir dönemin değil; yüzyıllık bir çilenin adı oldu. Hep aynı sözler verdi, ama sonuç hep aynı kaldı: eksiklikler, ihmaller, yarım kalan vaatler. Hakkari’nin halkı, yüzyıllardır medeniyetin en temel göstergesi olan yolun hasretini çekiyor. Bugün kapanan yol, aslında geçmişten bugüne uzanan bir terk edilmişliğin sembolüdür.

Hakkari’nin yol sorunu aslında tek başına bir mühendislik eksikliği değil; yılların biriktirdiği ihmallerin zinciridir. Bir yol yapılmaya başlandı, yarım kaldı. Bir proje duyuruldu, rafa kaldırıldı. Her seçim öncesi “müjde”lerle umut verildi, ama seçim sonrası unutuldu. İhmal, bu kentin kaderine yazılmış gibi. Oysa kader değil; doğru planlama, kararlı irade ve kalıcı yatırım ile değiştirilebilecek bir gerçekliktir.

Bugün en büyük sorun yol. Çünkü yol, medeniyete açılan kapıdır. Yol olmazsa ticaret olmaz, eğitim olmaz, sağlık erişilemez kalır. Yol olmazsa sen eksik kalırsın. Yol olmazsa uzak, daha da uzak olur. Yol olmazsa dağlar arasında sıkışıp kalırsın; yangın çıksa söndüren, deprem olsa kurtaran olmaz. İşte tam da bu yüzden “Yol hayattır. Yol gelecektir. “ diyorlar.

Şimdi kadim kentimin yolu bir heyelan yüzünden kapandı. İnsanlar mağdur. İnsanlar perişan. Peki ne yapıyoruz? Yine mi geçici çözüm? Yine mi “tamir ediyoruz, geçici yol açıyoruz” lafları? Bu kadim kente artık yama yetmez. Heyelanla kapanan bu yol için kalıcı, bilimsel ve mühendislik temelli bir çözüm üretilmelidir. Artık “olmaz” demek yok. Hakkari’nin coğrafi yapısına uygun alternatif arterler vardır. Berçelan yolu, bu kentin nefes alacağı ikinci bir damar olarak yıllardır değerlendirilmeyi bekliyor. Katı Atık Tesisi’ne, göstermelik projelere harcanan parayla bu alternatif yollar çoktan yapılabilirdi. Ferhat olup dağ delmekten bahsetmiyorum; zamanın teknolojisiyle, doğru planlamayla, kararlı bir iradeyle bunlar yapılabilir.

Bugün sorulması gereken soru şu: Neden bu alternatif yönler üzerinde durulmadı? Neden bu şehrin gerçek ihtiyaçları duyulmadı? Çünkü kolay olanı seçmek, günü kurtarmak daha cazipti. Oysa Hakkari’nin ihtiyacı günü kurtaracak çözümler değil, geleceği kuracak yatırımlardır.

Artık bu kentin sesi duyulmalı. Hakkari’nin yolları yapılmadıkça, aslında herkesin vicdanında bir eksiklik kalıyor. Bu halkın beklentisi ne fazla ne eksik: kalıcı eserler, güvenli yollar, yaşanabilir bir şehir. Hakkari, unutulmuş bir köşe değil; hak ettiği medeniyete kavuşmayı bekleyen bir şehirdir.

Yılmaz Özdemir

18.04.2026