İnsanlık tarihinin görmediği haksızlığı ve adaletsizliği yüklediler omuzlarına. Heybesi merhamet taşırken içine buhranı ve iftirayı doldurdular. Hasan Dinç, bölgenin şahitlik ettiği en merhametli insanlardan biriydi. Yüreğinde kin değil insan sevgisi taşıyan, makamın değil vicdanın dilini konuşan bir adamdı. Ama ne yazık ki merhametli olanın payına çoğu zaman en ağır imtihan düşer.
O ise bütün bu iftiraların ve haksızlıkların karşısında yine aynı duruşu korudu; başını eğmeden, kalbini kirletmeden yürüdü yolunda. Çünkü bilir ki insanı yücelten makamlar değil, ardında bıraktığı adalet ve merhamettir.
Bugün belki haksızlıklar konuşuluyor, iftiralar dillendiriliyor; ama yarın bu topraklar yine hakikati fısıldayacaktır. Zaman geçtiğinde geriye tek bir şey kalacaktır: insanların yüreğinde bıraktığı iz. Ve o iz, merhametle anılan bir insanın izidir.
Çünkü bazı insanlar makamlarıyla değil vicdanlarıyla hatırlanır; Hasan Dinç de babasının heybesinde taşıdığı merhametin mirasını yüreğinde yaşatan bir isim olarak bu toprakların vicdanında anılmaya devam edecektir.