Kulislerde erken seçim haberleri dolaşıyor. Genel seçimlerin planlanan tarihte yapılması halinde Mayıs 2028’de gerçekleştirilecektir.
Yine 2024 yerel seçim sonuçlarından sonra iktidarın erken seçime giderken süreyi minimum düzeyde kullanacağı bilinmektedir. Ancak yazının gayesi erken seçim değerlendirmesi yapmak değildir.
AK Parti’nin Hakkâri’de aday belirleme ve teşkilatlanma sorunsalı üzerine bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. Değerlendirme; parti ya da herhangi bir kişiyi hedef alma veyahut itibarsızlaştırma amacı taşımamaktadır. Amaç; kamuoyu adına sahici ve rasyonel bir analiz ortaya koymaktır. Bu tür değerlendirmeler, sağlıklı bir siyasal muhakemenin gereğidir.
90’lı yıllarda, özellikle ANAP ve DYP dönemlerinde etkili olan aşiret temelli siyaset anlayışı, bugün büyük ölçüde karşılığını yitirmiştir. Artık bir aşirete mensup olmak ya da geleneksel güç ilişkilerine dayanmak, seçmen davranışını belirleyen temel unsur değildir.
Kürt siyasal hareketinin seçimlere aktif katılımı, bölgenin sosyopolitik yapısını köklü biçimde değiştirmiştir. Bugün bir aşiret liderinin ya da kanaat önderinin bir partide yer alması, o topluluğun bütününün aynı yönde oy kullanacağı anlamına gelmemektedir. Bazı aile veya bölgelere yoğunluk verip diğerlerini ihmal etmek de aynı sonucu doğurmaktadır.
Silahlı çatışma ortamının sona ermesi ihtimali, siyasette yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Bu durum; siyasi rekabetin daha şeffaf ve sivil zeminde yürütülmesini, “mağduriyet” söylemine dayalı pozisyonların zayıflamasını, toplumsal meşruiyetin daha çok liyakat ve temsil kabiliyeti üzerinden şekillenmesini beraberinde getirecektir. Artık toplum nezdinde karşılık bulan; fikir üreten, çözüm sunan ve güven veren aktörler olacaktır.
“Bedel ödedim”, “aracım kundaklandı”, “dükkânım yakıldı”, “tehdit edildim”, “hedef gösterildim” gibi ucuz argümanlar da geçerliliğini yitirmiştir. Toplumda
bir karşılığı olmayan, kendisini insanlara kabul ettirememiş, bir üretkenliği olmayan kişiye en güçlü makam ve mevkide yer versen de yine de oy karşılığı olmayacaktır.
2002 Genel Seçimlerinde Demokratik Halk Partisi seçimlere parti olarak girdi; ancak seçim barajını aşamadığı için AK Parti 5.115 oyla (%6,81) bir milletvekili
çıkarabildi. 2015 seçimlerinde aday gösterilmeyince AK Parti’den ayrıldı ve seçime bağımsız milletvekili olarak katıldı; oyların yüzde 0,36’sını aldı ve bir
varlık gösteremedi. 2022 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne katıldı. 11 Mart 2024 tarihinde CHP’den istifa etti, yeniden AK Parti üyesi oldu.
2007 Genel Seçimlerine giderken AK Parti’nin ilk iktidar döneminde uygulamaya koyduğu “çocuk parası” ve “eğitim yardımı” gibi sosyal desteklerin
yaygınlaştırılması, paraların doğrudan ev hanımlarının hesaplarına yatırılması kırsal kesimde yaşayan seçmenin tercihlerini etkileyen önemli bir faktör olmuştur.
Diğer bir etken ise birinci sıra milletvekili adayı olan Dr. Rüstem Zeydan’ın oluşturduğu güçlü etkidir. Zeydan, Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı
döneminde halka dokunmuş ve geniş bir kesimin gönlünü kazanmıştır. Yine merhum Mustafa Zeydan’ın siyasetteki rolü, ilkeli duruşu, sorunlara yaklaşımı
ve çözüm üretme kapasitesi, adaylar lehine önemli bir referans kaynağı olmuştur. Sonuç olarak yurt dışı (gümrük) oylarının da etkisiyle AK Parti %33,49 oy oranı (29.513 oyla) ile iki milletvekili çıkarabilmiştir.
Zeydan, partiden seçilmiş bir milletvekili olarak seçim öncesi gösterdiği kadirşinas yaklaşımı milletvekilliği döneminde devam ettirmemiştir. Bu da partinin şehirde elde ettiği kazanımları koruyamamasını getirmiştir. Sonraki seçimlerde görüleceği üzere ilke ve kuraldan uzaklaşmak seçmen nezdinde partiye kaybettirmiştir.
2011 Genel Seçimlerinde Cumhurbaşkanı Hakkâri’de miting yaptı, dönemin milletvekili Zeydan bu mitinge katılmadı. Süreci iyi okuyamayan parti, süreci Zeydan ailesi üzerinden değerlendirerek birinci sıra adaylığını yine aynı aileye verdi. Birinci sıra milletvekili adayı olan N.Z. pasif bir profil sergileyip etkili bir varlık gösteremedi. İl teşkilatının parti binasını ve seçim bürosunu kapalı tutması, ikinci sıra adayın da kendi beldesi dışına çıkmaması ve üçüncü sıra adayın da iddialara göre birinci sıra aday aleyhine çalışması, seçim performansını olumsuz etkilemiştir. Ayrıca Kürt siyasal hareketinin sahadaki güçlü hâkimiyeti, iktidar partisine propaganda alanı bırakmamıştı. Oy oranı önceki döneme göre %16,47’ye gerilemiştir. Oyların üçte biri kaybedilmiş, sadece 19.537 seçmen ikna edilmiştir.
7 Haziran 2015 Genel Seçimlerine Halkların Demokratik Partisi parti olarak katılma kararı alınca bu durum birçok muhterisin iştahını kabartmıştır. HDP’nin
barajı aşamayacağı beklentisiyle, sınırlı siyasi desteğe sahip kişiler dahi iktidar partisinden milletvekili aday adayı oldu.
AK Parti’de iki dönem Hakkâri il başkanlığı yapmış, 2014 yerel seçimlerinde Hakkâri Belediye Başkan adayı olarak gösterilmiş ancak yerel seçimde kayda
değer bir oy alamamış kişi birinci sıra milletvekili adayı yapıldı. Bu tercihin isabetli olmadığı, kısa zamanda ortaya çıktı. AK Parti, Hakkâri genelinde %9.7
oy oranı ile tabiri caizse seçim barajının altında kaldı.
Geçmiş dönem siyasi pratiğinde topluma bir fayda sağlayamamış, girdiği bir seçimde de beklenen başarıyı gösterememiş kişinin yeniden aday gösterilmesi
anlaşılır gibi değildir. Aday belirleme süreçlerine dair dedikodular bir yana; çoğu zaman ciddiyetten uzak, gelişigüzel bir şekilde yürütüldüğü düşüncesine
kapılmamak elde değil. Ancak bundan daha vahim olanı teşkilatlarda görev alan bir kısım kişilerin adaylara karşı çalışmaları olmuştur.
1 Kasım 2015’te yenilenen Genel Seçimde AK Parti’nin birinci sıra milletvekili adayı adaylıktan çekildi ve uzun süre Hakkâri’ye hiç uğramadı. Sonra il başkanı
olarak atandı. Parti Genel Merkezinin adayı olarak girdiği 6. Olağan Kongrede rakibi karşısında ağır bir yenilgi aldı. Buna rağmen aynı kişi, parti tarafından
yeniden il başkanlığı görevine getirildi.
Bu seçimde HDP teşkilatı oldukça güçlü bir strateji izleyerek her adayın seçim çevresini dikkatli şekilde planladı. Haziran 2015 seçimlerinde HDP bölgede
güçlü destek aldı. Kasım 2015 seçimleri ise artan güvenlik sorunları ve çatışma ortamında gerçekleşti. Hakkâri gibi illerde seçimler, güvenlik endişeleri ve
politik kutuplaşma gölgesinde yapıldı. Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen AK Parti’de dönemin il başkanı ve milletvekili adayları yoğun bir çalışma
yürütmüştü ve bu çabanın hakkını teslim etmek gerekir. 7 Haziran’a kıyasla nispeten bir oy artışı da sağlandı; ancak %13.7 oran ile 19.334 oy almış ve
milletvekili çıkaramadılar.
2018 Genel Seçimlerinde ise beldede iki dönem belediye başkanlığı yapıp hizmet üretememiş ve başkanlığı sonrasında beldeni terk etmiş kişi birinci sıra
milletvekili adayı olarak gösterildi. Parti oyları (%20,0 oranı) 28.048 kişi ile sınırlı kaldı.
İkinci sıra adayı, örgütün dağa kaçırması hikâyesinden dolayı aday yapılmıştı. Yoksa siyasi anlamda varlık gösterme ihtimali dahi olmayan birisiydi. Üçüncü
aday ise il başkanlığı görevindeyken “metal yorgunluğu” gerekçesiyle görevden alınmış. Kamu görevlisi olarak görev yaptığı dönemde ihale komisyonunda yer
almış, ihalelerden birinin süreci yargıya taşınmış ve yapılan yargılama “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” şeklinde neticelenmiştir. Asıl amacın ne olduğu
bilinmemekle birlikte mahkeme kararı gazeteye servis edilerek aday itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Hâkim kanaat ve kulislerde dile getirilen değerlendirmelere göre, haberi uçuran kişi aynı zamanda yargı sürecinde de etkili olmuştur. AK Parti Hakkâri il teşkilatı kendi içinde bir “FETÖ zihniyeti” inşa ettiğini ifade ederken, tam olarak bu türden pratikleri kastetmekteyim.
Okuma yazma yeterliliği tartışmalı olan ve milletvekilliği için gerekli niteliklere sahip olmadığı değerlendirilen kişinin 2018 Genel Seçimlerinde neden birinci
sıra adayı yapıldığı ciddi bir soru işaretidir. AK Parti; Cumhur İttifakı ve yurt dışı (gümrük) oylarının etkisiyle seçimi çok az farkla kazanabildi ancak
sonrasında il merkezine hiç uğramadı, insanlarla bağ kurmadı, şehirde görünür olmadı ve halkın sorunlarına yeterince eğilmedi… Mevcut kişinin yarattığı
ortam ve olumsuz siyasi geçmiş partinin il düzeyindeki siyasetinde bir kambur olarak kalmıştır.
2023 Genel Seçimleri, AK Parti açısından en kolay milletvekili çıkarılabilecek seçimlerden biri olarak değerlendirildi. Ancak aday tercihi bu avantajın kullanılmasını engelledi. İl başkanlığı görevindeyken birinci defa başarısız olduğu gerekçesiyle görevden alınan, daha sonra 2021 yılında yeniden aynı göreve getirilen kişi, 2023 seçimlerinde birinci sıra milletvekili adayı yapıldı.
Seçmen tabanı olan isimlere ise ikinci ve üçüncü sıralarda yer verildi. Mevcut durumda %20,6 oy oranı ile 31.645 oy alınmış ancak seçim sonucu değişmedi
ve yine milletvekili çıkaramadı. 2007 yılı genel seçiminin ikinci sırasında milletvekili seçilen kişi 2023 yılının birinci sıra adayı olarak seçimi
kazanamamıştır. Dönemin hâkim söylemine göre teşkilatların çoğu seçimde adayların aleyhinde çalışmıştır.
Seçimin AK Parti açısından avantajlı görülmesinin nedeni, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi adaylarının kamuoyunda yeterince tanınmayan isimler olmasıydı. Bu durum, Yeşiller Sol Parti seçmeninin bir kısmında memnuniyetsizlik oluşturmuş ve sandığa katılımı azaltmıştır. Seçime gitmeyen, gidip de geçersiz oy kullanan kişi sayısı 37.675 olmuştur. Söz konusu tablo, il teşkilatınca fırsata dönüştürülememiştir. Yerel kadrolar toplumu doğru okuyamamış, stratejik eksiklikler yönetilememiş ve yeterli siyasi öngörü sergilenememesi yeni bir başarısızlığa neden olmuştur. AK Parti 292 oy daha almış olsa bir milletvekili kazanacaktı.
Genel toplumsal kanaat, birinci sıra adayının farklı bir isim olması hâlinde sonucun kuvvetle muhtemel parti lehine değişebileceği yönündedir. Ancak aday
belirleme süreçlerinde rasyonel kriterlerden ziyade farklı ilişkilerin etkili tutulması yanlış tercihe neden olmuştur.
2024 Yerel Seçimleri de benzer bir tablo sunmaktadır. AK Parti açısından oldukça iddialı bir seçim olmasına rağmen, aday tercihlerinin isabetli olmadığı görülmüştür. Siyasi birikimi ve toplumsal karşılığı sınırlı oligark bir aday tercih edilmiş, devlet imkânları ve kişisel kaynaklar yoğun şekilde kullanılmış, hatta DEM Parti’nin temayül yoklamasında oylanan belediye başkan aday adaylarından birinden destek açıklaması dahi gelmiştir… DEM Parti’nin zayıf aday profiline rağmen seçim kazanılamamıştır. Bu sonuç; mevcut il başkanının geçmiş siyasi pratiklerden ders almadığına, toplumu ve siyaseti doğru analiz edemediğine işaret etmektedir.
2002-2023 döneminde gerçekleşen yedi ayrı genel seçim milletvekili adaylarına bakıldığında il başkanlığı görevi üstlenmiş kişilerin sıklıkla tercih edildiği
görülmektedir. Bu tercihlerin isabetli olmadığı gün gibi ortadadır. Yapılacak yeni seçimde il başkanı aday gösterilmesi halinde sonuç farklı olmayacaktır. Üç
seçimde milletvekili kazanılmışsa da en büyük başarının 2007 seçiminde halk tarafından sevilen fakat il başkanlığı yapmamış kişinin tercihi ile gösterildiği
görülmektedir.
Bu perspektif AK Parti adına siyaset yapanlar için önemli dersler içermektedir. Aynı tercih ve yöntemlerle farklı sonuçlar beklemek gerçekçi değildir.
Siyasette yer alan ve bu parti sayesinde konum elde eden kişilerden ziyade; bilgi, birikim ve toplumsal karşılığı olan isimlerin öne çıkması gerektiği açıktır.
Siyasi sezgi önemli olmakla birlikte, bu sezgiyi hayata geçirecek entelektüel donanım ve liyakat daha belirleyicidir. Ayrıca; siyasal güç dengelerine göre
pozisyon değiştiren, ilkesel duruştan uzak fırsatçı yaklaşımların da toplumda karşılık bulmadığı görülmektedir. Bu durum, siyasetin niteliğini olumsuz
etkilemektedir. Kürt siyasal hareketi güçlü göründüğünde ondan yana, devlet- iktidar güçlü göründüğünde iktidardan yana pozisyon alan bukalemun tipli
insanlar bu toplumda siyaset üretemez.
Hâlihazırda il teşkilatında, partinin ne mazisinde ne de yürüyüşünde yer almış; parti tüzüğünden bihaber kişiler bulunmaktadır. Kendi aşiretleri içinde dahi söz
sahibi olmayan, siyaset bilinci taşımayan bu kişiler; liyakat ve ehliyet kriterleri yerine ‘aşiret dengeleri’ gözetilerek listelere alınmakta ve yetkilendirilmektedir.
Siyaset üretmekten uzak bu anlayışın tek amacı, iktidarın sunduğu imkânlardan faydalanmaktır. Halk tabanındaki karşılıkları sorgulanmadan, siyaset adına öne
çıkan tek meziyetleri ise İŞKUR listelerine daha fazla isim yazdırma yarışı olmuştur.
Kendine güvenen bir teşkilat, özeleştiri kültürünü geliştirir. Sorgulanan yapı kendini yeniler. Hatayı ve eksiği görüp sınanmadan önce düzeltir ve önlem alır.
AK Parti’nin Hakkâri ilinde izlediği politikalar ve kadro tercihleri nedeniyle kendini dar bir alana sıkıştırmış; örgütsel yenilenme kapasitesini önemli ölçüde
yitirmiş görünmektedir.
2001 kuruluş döneminden bu yana Hakkâri’de teşkilat kadroları; kendini sürekli tekrar eden, aynı aşiret çevresinde dönüp dolaşan, toplumun geniş kesimlerini
ihmal eden ve değişmeyen bir siyaset tarzı sergilemektedir. Bu anlayışla, Mayıs 2028’de ya da daha erken bir tarihte yapılacak genel seçimlerde ortaya çıkacak
tablo şimdiden öngörülebilmektedir.
Önceki dönemlerin pratikleri tekrarlanarak; henüz akraba çevresini bile ikna edememiş, toplumda karşılık bulamamış, kendisini seçmene kabul ettirememiş
ve zaman içinde farklı siyasi tercihler arasında gidip gelmiş mevcut il başkanına ya da çeşitli gerekçelerle görevden alınmış eski il başkanlarından birine
milletvekili adaylığı verilmesi durumunda; hâkim kanaat ve kulislerde dile getirilen değerlendirmeler de dikkate alındığında, teşkilat kademelerinde benzer
karşıt çalışmaların yaşanacağı ve sonucun bir kez daha değişmeyeceği açıktır.
Seçim süreçlerinde başarı; güçlü liderlik, sahaya hâkimiyet ve seçmenle kurulan etkili iletişimle mümkündür. Mevcut il başkanı profilinin bu kriterler açısından
yeterli karşılığı bulamaması, seçim performansını doğrudan etkileyebilecek bir zafiyet alanı oluşturmaktadır.
Parti tarafından lazım olduğunda milletvekilliğine son sırada aday gösterilen ve zor bir dönemde bu partide il başkanlığı yapmış, her anlamda bedel ödemiş olan
N.F. hakkında partinin nasıl vefasız kaldığını belirterek yazıyı bitirmek istiyorum. Memuriyete döndükten sonra dönemin valisi Ali Çelik tarafından, yürüttüğü yöneticilik görevinden alınarak pasif bir pozisyona çekildi. Ne yazık ki dönemin il başkanı ve teşkilatları; vefa gösterip sahip çıkacakları yerde, verdiği emekleri görmezden gelmeyi ve sessiz kalmayı tercih ettiler.