POLİTİKA

Abdullah Zeydan: Kayyım Uygulamaları Barış Sürecinin Ruhuna Aykırı

Yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan, kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi gerektiğini belirterek, demokratik toplum sürecinin yerel yönetimleri güçlendireceğini söyledi.

Abone Ol

Yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi gerektiğini belirterek, demokratikleşme ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin sürecin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.

Kürt sorununun çözümüne yönelik yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ederken, kamuoyunda sürecin yasal zemininin oluşturulmasına ilişkin beklentiler de sürüyor.

Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan, öncelikli adımlardan birinin halkın iradesinin tanınması ve kayyım uygulamalarına son verilmesi olduğunu ifade etti.

15 Şubat 2025 tarihinde görevinden alınarak yerine kayyım atanan Zeydan, süreçte henüz somut adımların atılmamasının ilerlemeyi yavaşlattığını belirterek, çerçeve yasanın hâlâ Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmemesinin önemli bir eksiklik olduğunu dile getirdi.

“Kayyım Politikası Kürt Halkının İnkarının Tezahürüdür”

Kayyım uygulamalarının sürecin en önemli başlıklarından biri olduğunu söyleyen Abdullah Zeydan, kayyım politikasının Kürt halkının inkârının bir yansıması olduğunu savundu.

Zeydan, “Kayyım politikasını bu süreçten ya da Kürt varlığından ayrı değerlendirmek doğru olmaz. Geldiğimiz noktada bu sürecin en önemli aşamalarından ve hedeflerinden biri Kürt varlığının yasal olarak kabul edilmesidir. Kürt dilinin, kültürünün ve kimliğinin yasal güvence altına alınması gerekir. Bu da demokratik toplumun inşası ve demokratik entegrasyon anlayışıyla mümkündür. Sadece Türkiye’de Kürtlerin değil, tüm kimliklerin kendi dili ve kültürüyle devletin bir parçası olması gerekir. Demokratik Cumhuriyet anlayışına doğru ilerlerken kayyım politikalarının da ortadan kalkması gerekiyor. Son 10 yılda kayyım uygulamalarının kentlere, halka ve ülkenin geleceğine zarar verdiği ortadadır. Bu nedenle kayyım uygulamalarından bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Kayyım Uygulamaları Sürecin Ruhuna Aykırı”

Barışın konuşulduğu bir dönemde kayyım uygulamalarının sürdürülmesini eleştiren Zeydan, bunun sürecin ruhuyla bağdaşmadığını söyledi.

Zeydan, “Barış süreci demek özgürlüklerin ve demokrasinin gelişmesi demektir. Bir taraftan barış konuşulurken, diğer taraftan o barışı kalıcı kılacak olan demokratikleşmenin sağlanması gerekir. Halkın iradesini gasp eden kayyım anlayışının konuşulması bile sürecin ruhuna aykırıdır. Kayyım demek antidemokratik uygulamalar, adaletsizlik, zulüm ve talan demektir. Aynı zamanda doğaya, kadın kazanımlarına, eşitliğe, ortak akla ve çoğulculuğa yönelik bir müdahaledir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin sağlıklı ilerleyebilmesi için kayyım uygulamalarının tamamen sona erdirilmesi ve bir daha geri gelmemek üzere tarihe karışması gerekir.” dedi.

“Demokratik Toplum Çağrısı Yerel Yönetimleri Güçlendirir”

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin yerel yönetimlerin güçlenmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Abdullah Zeydan, sürecin demokratik katılımı artıracağını ifade etti.

Zeydan, “Sayın Öcalan’ın demokratik toplum ve demokratik entegrasyon çağrısı hem yerelleri hem de ülkeyi güçlendiren bir anlayıştır. Özgürlükleri, demokrasiyi ve adaleti genişletirken emeğin hakkını, kadın özgürlüğünü, doğanın korunmasını ve gençlerin karar alma süreçlerine katılımını esas alıyor. Yerellerin, bölgenin, ülkenin ve Ortadoğu’nun geleceği demokratik toplum anlayışına sahip çıkmaktan geçiyor. Ortaya konulan son manifestoda da bu yönde önemli bir yol haritası bulunuyor. Başta siyasetçiler olmak üzere kent dinamikleri, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve halkın tamamı bu yeni sürecin ruhuna uygun olarak komünal yaşamı güçlendirme sorumluluğunu taşıyor. Kürt ve Türk halkının çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakmak istiyorsak dayanışmacı, ortak akla dayalı ve kolektif yaşamı hep birlikte inşa etmemiz gerekiyor.” diye konuştu.