Hakkari Tarihi - 3

MİRİN KESTİĞİ CEZA YA DA YAS

Botan bölgesinde (merkez Şırnak’ın Cizre ilçesi), tersten çekilen halayın, büyük bir savaşın neticesinde ortaya çıktığı anlatılır.

Bu tezin de farklı versiyonları mevcut. Özetle hikaye şöyle:

Botan Miri, Hakkari Mirliği’ne savaş açar ve bunun neticesinde galip gelen Botan Miri olur. Hakkarililer ise, bu yenilginin intikamını alana dek halayı bile içlerinden geldiği gibi çekmeyeceklerine dair and içer ve o günden bugüne kadar bu gelenek halini alır.

Diğer bir versiyon ise şu şekilde:

Botan Mirliği’ne vergi ödemeyi reddeden Hakkari Mirliği/aşiretlerine savaş açılır ve Hakkarililer yenilir. Botan Miri vergileri arttırdığı gibi, “ders olsun diye” Hakkarililer’in halay çekerken bile bu “hatalarını” hatırlaması için halayı tersten çekmeleri fermanını çıkarır.

K24’e konuşan Cizreli şair ve yazar Abdulkadir Bingöl, halk arasında durumun sebebi olarak bu hikayenin anlatıldığını belirterek, “Botan ile Ertûşiler arasında büyük bir savaş yaşandığı ve Ertûşiler’in büyük bir yenilgi aldığı söylenir. Bu ciddi bir kırılmadır. O günden beri, aşiretler yas tutmak amacıyla halayı ters çekmeye başlar” dedi.

Sözkonusu savaşın hangi tarihte yaşandığının bilinmediğini ifade eden Bingöl, bunun sözlü edebiyat yoluyla günümüze kadar aktarıldığını kaydetti.

ÇÖLEMERİKLİ: SEBEBİ İHANET

K24’e konuşan Hakkarili araştırmacı yazar İhsan Çölemerikli, bu olay hakkında hem makale yazdığını hem de “Hakkari Suretleri” isimli kitabında buna yer verdiğini belirtiyor.

Çölemerikli, halk oyunlarının toplumlar için önemiyle ilgili şunları söyledi:

“Halk oyunları, toplumların yaşamlarında dinsel metinler kadar önemlidir, hatta daha önemlidir. Çünkü halk oyunları, bir yörede yaşayan insanların hayata bakıç açısıdır. Onların mertliği, cengaverliği, dostluğu, aşkı, herşeyi oyunun figürlerinde görülüyor. Onun için önemli bir neden olmasa insanlar oyunlarının seyrini değiştirmezler.”

Sola doğru dönen halayın tarihiyle ilgili Çölemerikli’nin anlatımı şu şekilde:

“15. Yüzyıl’ın birinci yarısına kadar Hakkari bölgesindeki aşiretlerin 4’te 3’ü Ezidi dinine mensuptur. Peygamberleri Şeyh Adi Hakkarili’dir, lakabı da Hakkarî’dir. O dönemde bir İranlı vezirin tahrikleri sonucu Hasankeyf ve Cizre yani Botan beyleri Hakkari’yi istila ettiler ki dengeyi İslam’ın lehine değiştirdiler. Ve bu savaşta bölge halkına büyük bir katliam yaşattılar. Halk da ‘Biz iç ihanete maruz kaldığımız için bundan böyle oyunlarımızı onlar gibi oynamayacağız’ diyor. Nedeni bu.

Ama dönemin Şemdinli Beyliği bu olayın dışında kaldığı için, oyunlarının seyrini değiştirmemişlerdir. Fakat Çukurca’nın güneyinde, Behdinan’da, Hakkari’ye yakın olan bölgelerde de bu değişiklik oldu. O savaşta Hakkari Bey’i de katledilmiş, İkinci Adi’nin mezarı açılmış ve kemikleri, müritlerinin gözü önünde yakılmış. Anlattığım olay yüzde yüz değilse bile yüzde seksen doğrudur. Botan yöresinde, Cizre’de anlatılan hikaye doğru değildir.”

HAKKARİ MİRİ’NİN STATÜSÜ VE AVESTA YEMİNİ

Osmanlı sınırları içinde kalan 48 büyük ve küçük beylikten, Osmanlı ailesince 5 beyliğe üstdüzey statü tanındığını belirten İhsan Çölemerikli, “Bu statüler de kendi adına para bastırma ve hutbe okutmadır. Cizre de, Hakkari de bu statüye sahiptir. Protokolde Hakkari Beyi ile Cizre Beyi yanyana geldiğinde Hakkari Beyi önde gider. Bu Osmanlı belgelerinde de var. Bedirxaniler’in torunu Ahmet Kardam’ın iki ciltlik kitabında bu geçiyor” dedi.

Sola halay dönülmesiyle ilgili halk arasında bir tekerlemenin de olduğunu söyleyen Çölemerikli, buna kitabında da yer verdiğini belirterek, “Tekerleme şöyle: Ez sond dixim ser Avestê, na reqisim rexê rastê. (Avesta üzerine and içerim, sağdan dans etmeyeceğim)”

İSTANBUL’UN FETHİ VE MİR’İN ALTIN KOLU

Olayın bir başka versiyonu da Hakkarili Araştırmacı - Gazeteci Serkan Kaya’dan (Sufi) geldi.

K24’e konuşan ve “Çok eskilere giden tarihi büyük bir olaydır bu. Şarkısı, şiirleri hatta camisi var” diyen Kaya’ya göre sola halay dönme geleneği, şu şekilde ortaya çıktı:

“1453 yılında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmek istediğinde, askerleriyle başaramıyor. O dönem, büyük dedemiz Hakkari Miri Esad Bey’e ferman gönderiyor ve destek istiyor. O da Hz. Peygamber’in ‘İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur’ hadisini düşünerek bütün askerlerini toplayıp ‘Geliyê Başkala hey lo hey lo lo’ şarkısıyla Başkale’den yola çıkıyor.

Hakkari güçleri İstanbul’a varınca kalesinin surlarından Kürt ordularını gören Fatih Sultan Mehmed, sarayına girerek tahta oturup tebessüm eder. Bunu soran vezirine ise, ‘Vezirim, şu kalemin surları kadar sağlam ve savaşçı Kürt orduları bize yardıma geldi’ der.

Mir Esad Bey, günler süren savaşın ardından ordusundan 600 yüz kadar askerini kaybederken kendisinin de sol kolu kopar.

Mir Esad Bey üstün kahramanlık gösterdiği savaştan sonra Fatih Sultan Mehmet’in huzuruna çıkar, övgülerine mazhar olur ve kendisinden 20 yaş büyük olmasına rağmen Sultan, Hakkari mirlerinin bundan böyle manevi evlatları olduğuna dair ferman yazdırır. Bu ferman Topkapı Sarayı’nda muhafaza ediliyor.

Sultan Mehmet, katır yükü altın ve gümüş hediyelerle Mir ve ordusunu yolcu eder. Hakkari'ye varan Mir, o altınlarla kendine altın bir kol yaptırır ve aylar sonra Berçelan yaylasında düzenlenen kuzu kırpma şenliğine katılır.

Şenlikte verilen ziyafetin ardından güreşçiler kapışır, atlar üzerinde cirit oynanır, en son davul zurna çalınır. Herkes halaya kalkarken bölgenin ileri gelen Êzidi, Nasturi, Keldani şahsiyetleri ve şeyhler, Mir Esad Bey’in halay başına geçeceğini ama sol kolunun olmadığını farkeder.

İleri gelenler, Mir’e mahçup olmamak için hemen çadıra girerek bir toplantı yaparlar. Toplantıda Mir’in tekrar halaybaşı olması için tüm halkın Mir’in sağ koluna geçmesini söylerler ve halaylarımız o günden bugüne sola doğru gider.

Mir Esad Bey vefatına yakın çocuklarına ölümünden sonra altın kolunu satıp adına bir cami yaptırmalarını vasiyet eder. Biçer Mahallesi’nde bulunan Mir Mılek Esad Camii günümüzde halen ibadete açıktır. Mıl, Kürtçe’de kol demek, caminin ismi oradan geliyor. Diyanet ise günümüzde caminin adını ‘Melik Esad Camii’ yapmıştır.”

FETİH ŞİİRİ KÜRTÇE ORİJİNAL

İstanbul’un fethi sonrası Mir üzerine yazılan şiir de şöyledir:

Hespê Mîr

Hespê Mîr terlan e

Zîn zêr e lixav bi sedan e

Stenbolê cihê gevran e

Hespê Mîr kiçik e

Lixavê çike çik e

Stenbolê standî bi rik e

Hespê Mîr kihêl e

Zêr û zîv û berzîn divêl e

Derya Reş pêle pêl e

FETİH ŞİİRİ TÜRKÇE ÇEVİRİ

Mir’in Atı

Mir’in atı güzeldir

Üzengisi altından, dizginleri yüzlercedir

İstanbul güzellerin diyarıdır

Mir’in atı küçüktür

Dizgini takır takırdır

İstanbul’u inatla almıştır

Mir’in atı küheylandır

Altın, gümüş, binek atı ister

Karadeniz dalga dalgadır

Son Eklenen Videolar

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar