<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hakkari Haber</title>
    <link>https://www.colemerghaber.com</link>
    <description>Hakkari ve Yüksekova’dan doğru, hızlı ve güvenilir haberin adresi, Colemerg Haber, Hakkari Haber ve Yüksekova Haber, Yaşadığınız yerden, yaşadığınız gibi haber alın!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.colemerghaber.com/rss/ozel-haber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Colemerg Haber, Sitemizde yer alan içerikler kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 27 Apr 2026 21:20:20 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/rss/ozel-haber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Van-Erciş’te Zortul Çevre Platformu Zilan Kanyonu'nda Çevre Etkinliği Düzenledi: Çocuklara Doğa Bilinci Aşılandı]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/van-erciste-zortul-cevre-platformu-zilan-kanyonunda-cevre-etkinligi-duzenledi-cocuklara-doga-bilinci-asilandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/van-erciste-zortul-cevre-platformu-zilan-kanyonunda-cevre-etkinligi-duzenledi-cocuklara-doga-bilinci-asilandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’ın Erciş ilçesi Zilan Kanyonu’nda, Zortul Çevre Platformu öncülüğünde gerçekleştirilen çevre etkinliğinde, bölgedeki çöpler toplandı ve çevreye duyarlılık çağrısı yapıldı. Etkinliğe Süphan Dağcılık ve Doğa Derneği, Zilan Ekoloji Platformu, ÇEV-DER ve Türkiye Ekoloji Birliği temsilcilerinin yanı sıra çevreye duyarlı çocuklar da katıldı. Katılımcılar, ailelerin çocuklarına doğa bilincini aşılamalarının önemine vurgu yaparak, doğayı koruma mücadelesine devam edeceklerini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZEL HABER- İDRİS YILMAZ</strong></p>

<h1><strong>Çocuklara Doğa Bilinci Aşılamak</strong></h1>

<p>Zortul Çevre Grubunun Eş Sözcüsü Zeynep Demir, her yıl düzenlenen bu tür çevre etkinliklerinin önemine dikkat çekerek, ailelerin çocuklarına doğayı koruma bilinci kazandırması gerektiğini ifade etti. Demir, "Çocukların çeşitli etkinliklerle bilinçlenmesi, gelecekte çevreye duyarlı bireyler olmalarını sağlar," ifadesinde bulundu. Demir ayrıca, ebeveynlerin davranışlarının çocuklara örnek teşkil ettiğini vurgulayarak, "Yere çöp atmamak gibi basit davranışlar, çocukların çevre bilincini şekillendirmede etkili olacaktır," dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 08 12 At 12.25.48 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-08-12-at-122548-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h2><strong>Ekolojik Tahribatlarla Mücadele ve Zilan’ın Önemi</strong></h2>

<p>Zortul Çevre Grubunun Eş Sözcüsü Yusuf Ege Adalı ise son dört yıldır çeşitli bölgelerde çevre ve ekoloji sorunlarıyla mücadele ettiklerini dile getirdi. Adalı, "Buraya gelme sebebimiz, genel anlamda doğanın önemini ve ekolojik tahribatların dünyamıza verdiği zararları anlatabilmektir," dedi. Gençlerin bu mücadelenin çocuklara çevre bilinci aşılamak açısından da önemli bir adım olduğunu belirtti. Zilan’ın ekolojik döngü ve tarihsel önemi açısından kritik bir alan olduğunu vurgulayan Adalı, "Burası hem geçmişin izleri hem de gelecek için önemli bir yerdir. Zilan’ın güzelliklerini gelecek nesillere taşımamız için bizlere önemli sorumluluklar düşmektedir," dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 08 12 At 12.26.59 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-08-12-at-122659-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>Zilan’daki Çevre Mücadelesinin Etkileri</strong></h3>

<p>Zilan Ekoloji Platformu Eş Sözcüsü Mir Bahattin Demir, Zilan için yıllardır verdikleri mücadeleye dikkat çekti. Demir, Zilan sularının maden ocakları ve kanalizasyon suları nedeniyle kirletildiğini belirterek, yapılan çalışmalar sonucunda suların %60-70 oranında temizlendiğini ve bu durumun olumlu etkiler gösterdiğini ifade etti. Demir, "Küresel ısınma ve iklim krizi gibi sorunlar çevre bilincinin artırılmasını gerektiriyor. İnsanların daha fazla bilinçlenmesi gerekiyor," dedi. Ayrıca, doğaya atılan çöplerin tahribatı artırdığını belirtti ve bu konuda bilinçlenmenin gerekliliğini vurguladı. "Her ebeveyn çocuklarını çevre konusunda eğitirse ve bu bilinci aşılarsa, onlara güzel bir dünya bırakırız," dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 08 12 At 12.24.37 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-08-12-at-122437-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h4><strong>&nbsp;Gençlerin Çevre Bilincindeki Rolü</strong></h4>

<p>Suphan Çevre ve Doğa Derneği ve Türkiye Ekoloji Birliği Temsilcisi Selçuk Aladağ, "Doğayı korumak adına yapılan bu mücadele, gelecek nesiller için kritik öneme sahiptir," dedi. Aladağ, doğanın tahrip edilmesi ve bunun sonuçları üzerinde durulması gerektiğine dikkat çekerek, "Gençlerin bu konuda sahip olduğu bilinç, gelecekteki çevre sorunlarının çözümüne katkı sağlayabilir," dedi. Aladağ, yerel dernekler ve Türkiye Ekoloji Birliği’nin gençlere destek olmak ve çevre bilincini yaymak için çeşitli faaliyetler düzenlediğini belirtti. Bu tür birlikteliklerin toplumsal farkındalığı artıracağını vurguladı. Çevre bilincinin, tarihi dönemlerden günümüze kadar insanın yaşama biçimini etkileyen üç temel unsur üzerine kurulu olduğunu ifade etti: toprak, hava ve su kalitesi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 08 12 At 12.26.39 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-08-12-at-122639-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>&nbsp;Toprağın, Havanın ve Suyun Kutsiyeti</strong></p>

<p>ÇEV-DER adına konuşan yönetim kurulu üyesi Zeynel Abidin Çelebi ise, "Dünyada üç önemli element vardır: toprak, hava ve su. Bunların korunması yaşam kalitesinin artırılması için hayati önem taşır," dedi. Çelebi, doğa bilincinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı ve "Doğaya saygı duymadığımız sürece, yaşama olanaklarımız her geçen gün daralacaktır," dedi. Ayrıca, kirletilen doğanın sonuçlarının yaşam koşullarımızı olumsuz etkilediğini belirtti. Çelebi, "Doğayı korumak için mücadele etmek, geleceğimiz için kritik öneme sahiptir. Ayrıca, doğa bilinci yalnızca fidan dikmekle sınırlı değildir; havaya, toprağa ve suya saygı duymak fidan ekmek kadar önemlidir. Yaşam kalitemizi artırmak için doğal kaynaklara saygı duymalıyız," dedi. Bu saygının, günlük yaşam koşullarımızı ve geleceğimizi şekillendireceğini vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 08 12 At 12.24.55 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-08-12-at-122455-860x505.jpg" width="860" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 08 12 At 12.24.16 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-08-12-at-122416-860x505.jpg" width="860" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/van-erciste-zortul-cevre-platformu-zilan-kanyonunda-cevre-etkinligi-duzenledi-cocuklara-doga-bilinci-asilandi</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Aug 2024 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-08-12-at-122416-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="30892"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Milli para masa tenisçi Nesim Turan Paris’te iddialı:  “Madalyalara yine ambargo koyarız”]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/milli-para-masa-tenisci-nesim-turan-pariste-iddiali-madalyalara-yine-ambargo-koyariz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/milli-para-masa-tenisci-nesim-turan-pariste-iddiali-madalyalara-yine-ambargo-koyariz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2020 Tokyo Paralimpik Oyunları’nda bronz madalya elde eden milli sporcu Nesim Turan, “Paris’te umarım her şey istediğimiz gibi olur ve madalyalara yine ambargo koyarız” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa'nın başkenti Paris'te 28 Ağustos - 8 Eylül arasında yapılacak olan Paris 2024 Paralimpik Oyunları’na geri sayım başladı. Paralimpik oyunları öncesinde yaşadığı heyecanı dile getiren dünya ve Avrupa şampiyonu milli para masa tenisçi Nesim Turan, Paris’te şampiyonluk hedeflediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Thumbnail I M G 2166 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/thumbnail-i-m-g-2166-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p>“Ülkemizde, Paralimpik Oyunları’nın en başarılı spor dalıyız” diyen Nesim, “En başarılı spor dalı olmanın verdiği bir heyecan ve stres de var. Bu başarıyı devam ettirmek için çok yoğun ve yorucu bir mücadelenin içindeyiz. Bu süreçte yurt içi ve yurt dışında birçok kamp yaptık. Umarım her şey istediğimiz gibi olur ve madalyalara yine ambargo koyarız” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 05 11 At 21.54.00 2" height="1600" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-05-11-at-215400-2.jpeg" width="900" /></p>

<h1><strong>HEDEF ALTIN MADALYA</strong></h1>

<p>Rio 2016 ve Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları’nda bronz madalya elde eden milli sporcu,&nbsp; “Kariyerimde Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonluklarım var ama bir tek paralimpik oyunları şampiyonluğu eksik. Onun verdiği bir heyecan var. Bu işin tecrübeli isimlerinden biriyim. Dışardan psikolojik destek alıp bu süreci en iyi şekilde yöneterek Paris’e gitmek istiyorum. Orada, tabii ki altın madalya kazanmak gibi bir hedefim ve hayalim var. Umarım gerçekleşir” şeklinde konuştu.</p>

<h2><strong>“50 YILLIK MESAFEYİ HIZLA KAPATTIK”</strong></h2>

<p>Türklerin masa tenisinde çok önemli bir konumda olduğunu dile getiren Nesim, “Ülke olarak 2000’lerin başında para masa tenisine başladık. Diğer ülkeler bizden 50 yıl önce başlamıştı. Ama biz o 50 yıllık mesafeyi hızla kapattık. Dünyanın en iyileri arasına adınızı yazdırmak gerçekten müthiş. İşin açıkçası, Çin ve Kore’nin hegemonyası altında olan bir spor dalında, bu başarıları elde etmek ayrı bir keyif veriyor. Düşünsenize geriden gelerek takip ettiğiniz bir alanda, dünyanın zirvesi haline geldiğiniz birçok turnuva geçiriyorsunuz. Bu çok kıymetli bir şey. Hem kendi adıma hem de ülkem adına gurur verici bir durum” diye görüş belirtti.</p>

<h3><strong>HOBİ AMAÇLI BAŞLADI, 18 YILDIR BIRAKMADI</strong></h3>

<p>Masa tenisine tesadüfen başladığını dile getiren 32 yaşındaki milli oyuncu, hobi amaçlı eline aldığı raketi, 18 yıldır hiç bırakmadığını söyleyerek şunları kaydetti:</p>

<p><img alt="Nesim Turan 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/nesim-turan-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p>“Ağrı’da dünyaya geldim. 2006 yılında Ankara’da bedensel engellilere hizmet veren bir devlet okulu olduğunu duydum. 13-14 yaşlarımda yatılı okulda okumak üzere tek başıma Ankara’ya geldim. Aileme çok düşkün biriyim. Hem aile özlemini gidermek hem de zaman geçsin diye okula kaydımı yaptırdıktan kısa bir süre sonra masa tenisiyle tanıştım. İşin açıkçası ilk başlarda işin buralara kadar gelebileceğini tahmin bile etmezdim. Tamamen hobi amaçlı başlamıştım. Hobi amaçlı elime aldığım raketi, yaklaşık 18 yıldır hiç elimden bırakmadan buralara kadar geldim. Tamamen tesadüf oldu diyebiliriz. Bir de insanın ailesi yanında olmazsa bazı şeyleri başarması gerçekten daha zor oluyor. Anne ve babamın her türlü desteğini gördüm. Ailem her zaman yanımda oldu. Beni yetiştiren hocalarım ve takım içindeki arkadaşlarımın desteği de çok değerli.”</p>

<h4><strong>ENGELLİ BİREYLERDE DAHA KIYMETLİ </strong></h4>

<p>Engelli olan ya da olmayan tüm bireylerin mutlaka bir spor ya da sanat dalıyla ilgilenmeleri gerektiğini ifade eden Nesim, “Küçüklükten beri spor tutkunu bir insanım. Sporun içinde hep var olan var olma gayreti içinde olan bütün spor dallarına tutkuyla yaklaşan ve bu işi layıkıyla yapmaya çalışan bir insanım. Masa tenisi, hayatımın büyük bir parçası. 18 yıldır hayatımın odak noktası ve vazgeçilmezleri arasında. Bireylerin spor ya da sanat sayesinde, hem hayata bakış açıları hem de hayata bağlanma şekilleri değişiyor. Bu durum özellikle de engelli bireylerde çok daha kıymetli bir hâl alıyor. Aile desteği görmek de çok önemli. Bu kişiler gerçekten de çok şanslı. Ben de o şanslı insanlardan biriyim. Spor yapmak isteyen kardeşlerim,&nbsp; bulundukları şehirlerdeki spor il müdürlüklerine başvurabilir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Thumbnail I M G 2160 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/thumbnail-i-m-g-2160-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>“YETER Kİ BU MÜCADELENİN İÇİNE GİRME CESARETİ GÖSTERSİNLER”</strong></p>

<p>Türkiye’de engelli sporlarının daha değerli yerlere gelmesini dileyen başarılı sporcu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Engelli bireylerin yapabileceği birçok spor dalı mevcut. Yeter ki bu mücadelenin içine girme cesareti göstersinler. Bizler bugün varız yarın yokuz. Dünyanın en kıymetli şeyi insanların hayatına dokunabilmek. Yaptığımız işin en güzel tarafı da bu bence. Yeri geldiğinde insanların hayatına dokunma şansını yakalıyoruz. Umarım Türkiye’deki engelli sporları, ilerleyen süreçlerde çok daha kıymetli, çok daha anlamlı yerlere gelir diye umut ediyorum.”</p>

<p><strong>ÖZEL HABER- Didem ÇAM</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/milli-para-masa-tenisci-nesim-turan-pariste-iddiali-madalyalara-yine-ambargo-koyariz</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Aug 2024 20:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-05-11-at-215400-2.jpeg" type="image/jpeg" length="32947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuk işçiliği yeniden mi arttı?]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/cocuk-isciligi-yeniden-mi-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/cocuk-isciligi-yeniden-mi-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Kasım Karataş, “Çocuk işçiliği bir dönem azalır gibi oldu ama şimdi tekrar arttı. Ülkeyi yönetenler, çocukların korunması adına yapılması gereken bütüncül politikalardan kaçınıyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Kasım Karataş, Türkiye’nin kanayan yarası haline gelen çocuk işçiliğiyle ilgili özel açıklamalarda bulundu. Çocuk işçiliğinin bir dönem azaldığını ancak şimdi yeniden arttığını ifade eden Karataş, artma sebeplerini de sıraladı.</p>

<p>Türkiye’de çocuk ihmalini ve istismarını uzun yıllardır konuştuğumuzu dile getiren Prof. Dr. Karataş, “İhmal ve istismar deyince akla sadece dayak yiyen ya da cinsel istismara uğrayan çocuklar geliyor. Bunlar çok önemli problemler ama aslında bu problemlerin bir arka planı var. Biz genel olarak refahın yaygınlaştırıldığı ve adil dağıldığı bir ülke olamadığımız için çocuklarla ilgili problemler de katlanarak devam ediyor. Bizim derneğimiz 1989’da kuruldu. Yani biz bu meseleyi, 35 yıl önce bir dernek kurarak gündemine almış olan bir ülkeyiz. Bugün hâlâ çok fazla yol kat edemediğimizi görüyor olmak hepimizi üzüyor tabii“ şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><strong>“ÇOCUK REFAHINI HEDEFLEYEN ÇALIŞMALARA AĞIRLIK VERİLMELİ”</strong></h1>

<p>‘Çocukları ihmal ve istismardan koruma’ konusunun çok daha geniş kapsamlı düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Kasım Karataş, “Çocukların fiziksel, duygusal ve sözel şiddete maruz kalması, cinsel istismara uğraması, ihmal edilmesi, okula gönderilmemesi, hastalandığında sağlık kuruluşlarına gönderilmemesi, yeterli beslenmemesi gibi meseleyi geniş kapsamlı bir biçimde ele almalıyız. Yani, çocukların yalnızca cinsel istismar veya fiziksel şiddet görmesiyle sınırlı olmadığını anlıyoruz. Çocuklarımız cinsel istismara, fiziksel, duygusal ve sözel şiddete uğramasın, çocuk işçiliği, çocuk emeği sömürüsüne maruz kalmasın, iyi beslensin, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişebilsin istiyorsak çocuk refahını hedefleyen çalışmalara ağırlık vermemiz lazım” diye konuştu. &nbsp;</p>

<p><img alt="Kids Labour 3571864 1280 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/kids-labour-3571864-1280-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h2><strong>“ÜLKEYİ YÖNETENLER, BÜTÜNCÜL POLİTİKALARDAN KAÇINIYOR”</strong></h2>

<p>Çocuk işçiliği konusuna değinen Karataş, “Geliri adil dağıtmadığınızda ve aileleri yoksulluğuyla baş başa bıraktığınızda, onlardan aynı zamanda çocuklarını çalıştırmamasını bekliyorsunuz. Bu nasıl olacak?&nbsp; ‘Mevsimlik tarım işçiliği’ diye bir düzen var. Aileleri, aile olarak istihdam ediyor. Çocuklarıyla beraber istihdam ediyor. Bunu herkes biliyor. Çocukların zorla çalıştırılmamasını bekliyoruz ama istihdamın da kendisi bu şekilde zaten. Ailenin işi belli bir süre içinde bitirmesi gerek. O zaman da aile, çocuğuyla birlikte çalışıyor. Çocuk işçiliği bir dönem azalır gibi oldu ama şimdi tekrar arttı. Ülkeyi yönetenler, çocukların korunması adına yapılması gereken bütüncül politikalardan kaçınıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>“BU ÇOCUKLAR OKULDA DEĞİLSE NEREDE?”</strong></h3>

<p>Çocuk işçiliğinin Türkiye’deki eğitim sisteminden kaynaklı artış gösterdiğini belirten Prof. Dr. Kasım Karataş, şunları kaydetti:</p>

<p>“4+4+4 eğitim sistemi, 12 yılık zorunlu eğitim anlamına geliyor ancak biz ilkokulda, ortaokulda ve lisede çocuklarımızın bir bölümüne hiç ulaşamıyoruz. Yani, eğitim kurumlarının kapısından hiç girmeyen çocuklardan bahsediyorum. Bu sayının 1 milyonu geçtiğini biliyorum. Bu çocuklar okulda değilse nerede? Çalışacak ya da çalıştırılacaklar değil mi? Özellikle, ortaokul ve lise çağında öğrencilere ‘Uzaktan da okuyabilirsiniz’ diyerek bir de özel bir kolaylık sağlanıyor. Bu nasıl zorunlu bir eğitimse uzaktan da okunabiliyor. İşte o zaman çocuklar, daha erken yaşta da evlenir, daha erken yaşta iş yaşamına da dâhil olur.”</p>

<p><img alt="Kasım Karataş 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/kasim-karatas-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p>Çocuk işçiliğinin artma sebeplerinden bir diğerinin de göç olduğunu söyleyen Karataş, “İçerdeki göç süreci önemli ölçüde tamamlandı ama dışardan çok büyük bir göç alıyoruz. Oto tamirciliği, kaportacılık, boyacılık gibi işlerde çocukların neredeyse tamamı göçmen. Bazı işletmeler, çocuklar daha itaatkâr, ses çıkarmıyor ve daha düşük ücretlerle çalışmaya razı oluyor diye çocuk emeği kullanımını tercih ediyor. Bununla birlikte yoksulluk, eğitime erişimin yetersiz olması, göçmenlerin uyum süreçlerinin yeterli olmaması gibi birçok neden de çocuk işçiliğini artırıyor” diye görüş belirtti.&nbsp;</p>

<h4><strong>“ÇOCUK ADALET SİSTEMİ, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYGUN OLMALI”</strong></h4>

<p>Çocukların korunması için yapılması gerekenleri de sıralayan Kasım Karataş, “Belediyeler yeterli sayıda park, bahçe yapacak ve çocuklar için oyun alanları oluşturacak. Bütün çocuklar eğitime ve sağlık hizmetlerine erişebilecek. &nbsp;Çocuklar, iyi nitelikli eğitim ve sağlık hizmeti alabilecek. Çocuk adalet sistemi, uluslararası standartlara uygun olacak. Biliyoruz ki, bütün çocuklar aynı ölçüde ihmal ve istismar riski altında değil. Bazı çocuklar daha fazla risk altında. Risk altındaki çocukları ve ailelerini tespit edip onlara yönelik bazı çalışmalar yürütmemiz lazım. Daha somut ve doğrudan çalışmalar yürütmeliyiz” şeklinde konuştu.</p>

<p>“Çocukların tıbbi, psikososyal ve hukuki korunması çok önemli” diyen Karataş, “Çocukların tıbbi korumalarının tedavilerinin ve rehabilitasyonlarının yapıldığı ve takip edildiği bir birime ihtiyaç var. Bütüncül ve multidisipliner bir birim olmalı bu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, hastane, cezaevi, sosyal hizmet merkezleri, sosyal yardımlaşma vakıfları gibi yerlerde sosyal hizmet eğitimi almış sosyal hizmet uzmanlarına da ihtiyacımız var. Onlar olmadan bu sistemleri kuramayız ve işletemeyiz” açıklamasında bulundu. &nbsp;</p>

<p><img alt="Child Labor 934893 1280 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/child-labor-934893-1280-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h5><strong>"AİLE, İHMAL VE İSTİSMARIN BİR PARÇASI OLMAYACAK”</strong></h5>

<p>Çocuğun korunmasında en önemli aktörlerden birinin aile olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karataş,&nbsp; “Bir tarafta devletse diğer tarafta aile, toplum ve toplumsal duyarlılık olmalı” diyerek şunları kaydetti:</p>

<p>“Eğitim dışında bıraktığımız her çocuk gelecekte bir aile kuracak.&nbsp; Eğitimin içinde gibi görünüyor ama aslında hakkıyla eğitilmemiş olan her çocuk da gelecekte bir aile kuracak. İyi eğitilmemiş aileler olmaya devam edecekler. Bu konuda özellikle ailelerin güçlendirilmeleri, bilinçlendirilmeleri ve eğitilmeleri lazım. Aile, bu ihmal ve istismarın bir parçası olmayacak. Yani çocuklara şiddet uygulamayacaklar. Onları okula gönderecekler. Çocuklarının gelişimine ve yetiştirilmesine özen gösterecekler. Kendilerinin kontrolü dışında bir olumsuzlukla karşılaştıklarında, nerelere başvurabilecekleri konusunda bilinçli ve eğitilmiş olacaklar.”</p>

<p><strong>NERELERE BAŞVURMALI?</strong></p>

<p>Çocuklara karşı ihmal ve istismar söz konusu olduğunda nerelere başvurulması gerektiği hakkında da bilgi veren Karataş, “Hukuki koruma açısından güvenlik birimleri ve savcılıklar, psikososyal koruma açısından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ya da en yakın sosyal hizmet merkezleri, tıbbi koruma açısından da hastanelere başvurmak gerekir” diyerek sözlerini noktaladı.&nbsp;</p>

<p><strong>ÖZEL HABER - Didem ÇAM</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/cocuk-isciligi-yeniden-mi-artti</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Aug 2024 19:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/08/kids-labour-3571864-1280-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="62222"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van Esnafı: "Geleceğimiz Belirsiz"]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/van-esnafi-gelecegimiz-belirsiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/van-esnafi-gelecegimiz-belirsiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde yaşanan ekonomik kriz, Van'daki esnafları derinden etkiliyor. Maliyetlerin artması ve müşteri sayısının azalması, esnafı çıkmaza sürüklüyor. Sorunlar bunlarla da sınırlı değil.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin ekonomik krizle boğuştuğu bu günlerde, Van esnafı da artan maliyetler ve düşen müşteri sayıları nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşıyor. Van sokaklarında yıllardır ticaretle uğraşan esnaflar, her geçen gün işlerinin daha da kötüye gittiği bir tabloyla karşı karşıya. Önlerini görememekten şikâyet eden esnaflar, gelecekten umutsuz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><strong>Maliyetler Altında Eziliyoruz</strong></h1>

<p>Kemal Aras, Van'da uzun yıllardır çay bahçesi işletiyor. İşletmesinin bulunduğu caddede eskiden canlılık olduğunu söyleyen Aras, son yıllarda ekonomik krizin işleri büyük ölçüde azalttığını ifade etti. "Her şeyin fiyatı arttı, ancak biz fiyatlarımızı artırmakta zorlanıyoruz. Çay, şeker, hatta suyun maliyeti bile neredeyse birkaç katına yükseldi" diyen Aras, özellikle kiraların ve faturaların altında ezildiklerini belirtti.</p>

<p>Aras, "Elektrik faturalarımız neredeyse iki katına çıktı. Kira deseniz, her yıl artıyor. Müşteri sayısı da azalınca, bu durumdan kurtulmamız neredeyse imkânsız hale geliyor. Tüm bunlara ek olarak, bir de kayıt dışı çalışan esnaflarla rekabet ediyoruz" diyerek, ekonomik krizin kendilerini nasıl bir çıkmaza sürüklediğini anlattı.</p>

<h2><strong>Dayanacak gücümüz kalmadı</strong></h2>

<p><strong><img alt="Whatsapp Image 2024 08 07 At 10.05.51" height="1599" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-08-07-at-100551.jpeg" width="860" /></strong></p>

<p>Mahmut Bilgin, Van'da çay ocağı işleten bir başka esnaf. Geçmişte çay ocağına giden müşterilerin daha fazla olduğunu anlatan Bilgin, şimdilerde müşteri sayısının önemli ölçüde azaldığını söyledi. İşlerdeki düşüşün kendilerini olumsuz etkilediğini anlatan Bilgin: “Kira giderlerimiz almış başını gidiyor. Faturalar, maliyetler derken günün sonunda elde bir şey kalmıyor” şeklinde konuştu.</p>

<p>Bilgin, "Kahvehaneler sosyalleşme alanlarıdır, fakat ekonomik kriz bu kültürü de yok etmek üzere. İnsanlar artık evlerinde oturmayı tercih ediyor, çünkü dışarıda harcayacak paraları yok" diyerek sorunun toplumsal kısmına dikkat çekti.</p>

<h3><strong>"Yeniliklere Rağmen Ayakta Kalmak Zor"</strong></h3>

<p>Su arıtma sistemleri işiyle uğraşan Zafer Dikici, ekonomik krizin sadece geleneksel işletmeleri değil, yenilikçi sektörleri de etkilediğini söyledi. Dikici, "İnsanlar sağlıklı suya ulaşmak için su arıtma sistemlerine yöneliyor, ancak ekonomik kriz nedeniyle bu alanda da ciddi bir daralma yaşanıyor. Bizim işimizde bile maliyetler yükseldi. İnsanlar artık su arıtma sistemleri yerine daha ucuz çözümler arıyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>Ekonomik krizin tüm sektörleri etkilediğini belirten Dikici, "İşletmemizi ayakta tutmak için yeni ürünler ve kampanyalar deniyoruz, ancak yeterli olmuyor. Bankalardan kredi almak bile şu an çok zor” dedi.</p>

<h4><strong>"Gelecek Karanlık, Umutlar Tükeniyor"</strong></h4>

<p><strong><img alt="Whatsapp Image 2024 08 07 At 10.05.22" height="1129" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-08-07-at-100522.jpeg" width="860" /></strong></p>

<p>Her üç esnaf da gelecekten umutlu olmadıklarını belirtti. Kemal Aras, "Bu şekilde devam ederse, iş yerimizi kapatmak zorunda kalacağız. Bu sadece bizim değil, birçok esnafın yaşadığı bir sorun" derken, Mahmut Bilgin de yetkililerden destek beklediklerini söyledi: "Vergi yükleri altında eziliyoruz. Yetkililerin esnafa daha fazla destek olması şart."</p>

<p>Zafer Dikici ise krizin uzun vadeli etkilerinden endişe duyuyor: "İşlerin düzelmesi için köklü reformlar gerekiyor. Aksi halde geleceğimiz belirsiz ve bu durumdan en çok biz küçük işletmeler zarar görüyoruz."</p>

<h5><strong>Faruk Alpaslan: "Denetimler Yetersiz"</strong></h5>

<p>İş yerini kapatmak zorunda kalan, vergi terkini yapan çok sayıda esnaf olduğuna dikkat çeken Van Hızır Esnaf ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Faruk Alpaslan, kooperatif olarak verdikleri kredilerin ticari faizlerle geri alınmasından dolayı mağduriyetlerin oluştuğunu belirtti. Alpaslan, "Esnaf ödeyemiyor. İcralık oluyor. Üzerine bir de çok yüksek oranda faizler ekleniyor. Kredisini ödemeye çalışan esnaflar, bu faizlerle daha da zor durumda kalıyor" dedi.</p>

<p>Alpaslan, yaşam koşullarının zor ve hayatın pahalı olduğu bu dönemde, genellikle kayıt dışı esnafların fahiş fiyatlar uyguladığını, bundan dolayı da piyasada dengelerin bozulduğunu belirtti. Alpaslan, “Kayıtlı esnaflara sürekli yaptırımlar uygulanırken, kayıt dışı çalışanlara karşı herhangi bir yaptırımın olmaması adil değil” dedi.</p>

<p>Alpaslan ayrıca, yetkili kurumların denetim eksikliğinin esnafları mağdur eden bir diğer konu olduğunu vurguladı. "Van’da ilgili kurumlar ve odalar koordineli çalışmıyor, bu da denetimlerin yetersiz kalmasına yol açıyor” diye ekledi.</p>

<p>Örnek olarak trafik sorununun esnafı olumsuz etkilediğini anlatan Alpaslan, "Özellikle esnafın kapısına park eden araçlar, müşteri girişini engelliyor ve iş yapmalarını zorlaştırıyor. Trafik sorunu var, dolaylı olarak esnafı etkiliyor. İnsanlar park yeri bulmakta zorlandıkları için alışveriş yapmaya gelmiyorlar" dedi.</p>

<p>Bunun gibi örnekleri daha da çoğaltabileceğini belirten Alpaslan, yetkililere çağrıda bulunarak, "Yaşam pahalılığının önlenmesi gerekiyor. Öte yandan denetim mekanizmalarının hayata geçmesi ve trafik sorununun çözülmesi lazım. Aksi takdirde esnafın durumu daha da kötüye gidecek" diyerek çözüm beklediklerini ifade etti.</p>

<p><strong>ÖZEL HABER -&nbsp;Furkan TUNÇDEMİR</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/van-esnafi-gelecegimiz-belirsiz</guid>
      <pubDate>Wed, 07 Aug 2024 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/08/hesap.jpg" type="image/jpeg" length="16206"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihi Kadem Paşa Kümbeti bakım ve onarım bekliyor]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/tarihi-kadem-pasa-kumbeti-bakim-ve-onarim-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/tarihi-kadem-pasa-kumbeti-bakim-ve-onarim-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van'ın Erciş ilçesinde bulunan ve Karakoyunlu hükümdarı Cihan Şah zamanında yaptırılan, Kadem Paşa Hatun Kümbeti 2011’de Van’da meydana gelen depremlerin ardından zarar görürken, kümbet şimdilerde bakım ve onarımdan yoksun.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1><strong>KADEM PAŞA KÜMBETİ’NİN TARİHÇESİ</strong></h1>

<p>Kadem Paşa Hatun, Karakoyunlu hükümdarlarından Cihan Şah zamanında H. 863 (1458-1459) yılında Emir Rüstem İbn-el Emir Devlet Yar tarafından Emir Yar Ali, Şah Mustafa, Şah Sevik ve Şah Ali ile kümbeti annelerine yaptırmak istemiştir.&nbsp; Kümbetin kitabesine göre, 1458 tarihinde Emir Devlet Yar'ın oğlu Mimar Emir Rüstem bey tarafından Kadem Paşa Hatun ve çocukları için yapıldığı anlaşılmaktadır. Kadem Paşa Hatun Karakoyunlu hükümdarlarından Cihan Şah’ın annesi, aynı zamanda Kara Yusuf Şah’ın (Kara Yusuf Paşa) da eşidir. Kümbet ilçe merkezinin 2 km doğusunda, Erciş-Van Karayolunun hemen sağında bulunmaktadır. Ülkemiz sınırları içinde Karakoyunlulara ait üzerinde kitabesi bulunan en önemli mimarı yapıdır. Erciş’te halk arasında 'Yar Ali Şah Kümbeti' diye bilinmektedir. &nbsp;Kadem Paşa’nın eşi olan Kara Yusuf’un kümbeti ise Erciş’in Yeşilova Mahallesi’nde bulunan Zortul Çayı’nın yanındadır.</p>

<p>Kümbete dair yaptığımız araştırmalar neticesinde ulaştığımız bilgiler şu şekilde:&nbsp;</p>

<p><img alt="Kadem Paşa Kümbeti Fotoğraflar (4) 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/kadem-pasa-kumbeti-fotograflar-4-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h2><strong>KADEM PAŞA KARAKOYUNLULARA AİT TEK KİTABE</strong></h2>

<p>Selçuklu tarzında yapılmış olan tek renkli, düzgün kesme taştan yapılmıştır. &nbsp;Kare kaide üzerine yapılan 12 gen gövdeli bir kümbettir. Karakoyunluların 15. yüzyılda taş işçiliğini yansıtan önemli bir eseri olan kümbet, 2 katlı olan esere piramidal külahlı form verilmiş olup, kuzey cepheye sivri kemer formunda çerçeve içerisine ise kapı yerleştirilmiştir. Aralardaki yüzeylere üçgen nişler, diğer ana yönlere pencereler açılmıştır. Kümbetin 12 yüzü vardır. 3 yüzünde Hacet Penceresi(dua penceresi) vardır.8 yüzünde nişler vardır. Nişlerin alt ve üst kısmında istiridye kabukları vardır. Avrupa da barok mimarisinde kullanılan istiridye kabuğu örnekleri aslında daha önceden buralarda kullanılmıştır.</p>

<p><img alt="Kadem Paşa Kümbeti Fotoğraflar (3) 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/kadem-pasa-kumbeti-fotograflar-3-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>BAKIM VE ONARIM YAPILMIYOR</strong></h3>

<p>Alt katta Kripta mezar odası bulunan kümbetin üstünde hacet penceresi vardır. Her pencerenin süslemeleri farklı şekildedir. Kemer süslemeleri ise çok çeşitlidir. Palmet motifi ve gülbezek stilinin çokça rastlandığı kümbete, şimdilerde onarım ve bakım yapılması gerekiyor. Kümbet 23 Ekim 2011’de Van’da gerçekleşen depremlerden zarar görmüş ve üzerinde çatlaklar meydana gelmiştir. Çatlaklarla birlikte, bakım ve onarımı yapılmayan kümbet çöp ve pisliklerle dolmuştur. Duvarlarının tamamının yazı ve çiziklerle boyandığı kümbet, kaderine terk edilmiş durumdadır.</p>

<p><img alt="Kadem Paşa Kümbeti Fotoğraflar (2) 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/kadem-pasa-kumbeti-fotograflar-2-860x505.jpg" width="860" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>‘ÖNLEMLER ALINMALI’</strong></h4>

<p>Tarihi eserlerin korunmasına dair değerlendirmelerde bulunan araştırmacı tarihçi Şefik Şenay tarihi eserlere sahip çıkılması gerektiğini belirterek bu noktada önlemler alınması gerektiğinin altını çizdi. Şenay şunları söyledi: “Kümbet üzerinde kitabesi olan Erciş’te ki tek yapı yıkık olan Zortul Anonim Kümbeti ile Akçayuva (Zegzeg)kümbetleri ve Van Gevaş’ta bulunan kümbet aynı özellikleri taşıyan yapılardır, bakım ve onarımdan uzak bu kümbetlere karşı yeni önlemler alınmalıdır.”</p>

<p><img alt="Kadem Paşa Kümbeti Fotoğraflar (1) 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/kadem-pasa-kumbeti-fotograflar-1-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h5><strong>‘ÖZEN GÖSTERİLMELİ’</strong></h5>

<p>Van’da yaşanan depremlerden önce definecilerin kümbetin içinde yatanların mezarlarını kazarak tahrip ettiklerini dile getiren Şenay, “Defineciler kümbetin tepesini dinamitle patlatarak altın aradılar ve kümbet tahrip edildi. &nbsp;Tahrip edildikten sonra da çatlamalar çoğaldı. Anıtlar Kurulu, tahribatların önüne geçmeli. Kümbetin restorasyonu yapılırken, özellikle çevremizdeki üzerinde tek Farsça kitabesi olan bu anıtın, korunması için belediye ve yerel halk önlem almalı.”</p>

<h6><strong>‘YEREL HALK BİLGİLENDİRMELİ’</strong></h6>

<p>&nbsp;Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Arkeoloji Mimarlar ve Anıtlar Kurulu’nun görüşleri doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini belirten Şenay, sözlerini şöyle tamamladı: Yönetmelikler ve kanunlar doğrultusunda hareket edilmeli. Tarihi eser kaçakçıları ve definecilerinden korunacak alanlar inşa edilmeli. Tarihi eser ve antlara karşı yerel halk bilgilendirilmeli, bölgedeki tarihi eser ve yapılara karşı önlemler alınmalıdır.”</p>

<p><strong>ÖZEL HABER- ZERRİN SARGUT</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/tarihi-kadem-pasa-kumbeti-bakim-ve-onarim-bekliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/08/kadem-pasa-kumbeti-fotograflar-3-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="50983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Instagram’ın kapatılması SMA’lı çocukları derinden etkiledi: “Kampanyamız durma noktasına geldi”]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/instagramin-kapatilmasi-smali-cocuklari-derinden-etkiledi-kampanyamiz-durma-noktasina-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/instagramin-kapatilmasi-smali-cocuklari-derinden-etkiledi-kampanyamiz-durma-noktasina-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastası Bekir bebeğin babası Aziz Uçar, “Instagram 4 gündür kapalı olduğu için kampanyamız direkt durma noktasına geldi. İnsanlardan yardım istiyorum.  Onlardan evladımı kurtarmalarını istiyorum” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel Haber- Gazeteci&nbsp;Didem Çam</strong></p>

<p>Sosyal medya platformlarından Instagram’a Türkiye’de erişim engeli getirilmesi, SMA’lı çocukları olan ailelerin valilik onaylı kampanyalarını olumsuz etkiledi. Şanlıurfa’da yaşayan SMA Tip-1 hastası Bekir Uçar’ın babası Aziz Uçar, Instagram’ın kapatılmasının ardından kampanyalarının durma noktasına geldiğini söyledi.</p>

<p>[youtube-video]https://youtube.com/shorts/TP_aSVroIiw?si=FtEku08l3ygBDmPP[/youtube-video]</p>

<p><strong>SON DÜZLÜĞE GİRİLDİ</strong></p>

<p>Valilik izniyle 20 aydır yürüttükleri kampanyada yüzde 91’e ulaştıklarını ifade eden Aziz Uçar, “7 aylıkken Bekir’in hareketlerinin ağır olduğunu gördük. Hastaneye gittik ve birkaç ay sonra oğlumuza SMA Tip-1 teşhisi koyuldu. SMA hastalığını bilmiyorduk, çocuğumuzda çıktıktan sonra öğrendik. Araştırdık, sorduk, yurt dışında ilaç varmış. İlacı alan bebekleri de araştırdık. Hepsinin videolarını izledik. Hatta tek tek ziyaret ettiğimiz aileler de oldu. Bu konuda, kampanyalar yapıldığını duyduk. Ardından valiliğe başvurumuzu yaptık ve gerekli izni aldık. Hastane bizden 1 milyon 819 bin dolar istedi. Kampanyamızı 20 aydır yürütüyoruz ve şu an yüzde 91’e ulaştık” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>“BU ÇOK SİNSİ BİR HASTALIK”</strong></p>

<p>SMA hastası Bekir bebeğin durumunun kötüye gittiğini ve bir an evvel kampanyanın bitmesi gerektiğinin altını çizen Uçar, “Bundan birkaç hafta önce Bekir’in hiçbir şeyi yoktu fakat bir anda kötüleşti. Oğlumuz yoğun bakıma alındı ve ameliyat oldu. 1 saat önce iyiyse 1 saat sonra iyi olmayabiliyor. Bu çok sinsi bir hastalık. Bekir, ilacını bugün alırsa yarın daha iyi olur. Çünkü vücudu daha fazla deforme olmadan ve kas kaybı yaşamadan bu ilacı almak istiyoruz. İlacı ne kadar erken alırsak o kadar iyi. Dubai’deki doktorla görüştüm. Kampanyamızı acilen bitirmemizi ve çocuğumuzun tedavisine bir an önce başlanması gerektiğini söyledi. O yüzden hızlı bir şekilde bizim bu kampanyamızı bitirmemiz lazım” diye konuştu.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>INSTAGRAM YASAĞI KAMPANYAYI DURDURDU</strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>“Maalesef sesimizi çoğu kişiye duyuramadık” diyen Aziz Uçar, Instagram’ın kapatılmasının ardından kampanyalarının olumsuz etkilediğini şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p>“İnsanlardan yardım istiyorum.&nbsp; Onlardan evladımı kurtarmalarını istiyorum. Ben kaynak işçisiyim. Kampanyayı 20 aydır bitiremedik. Bir can olarak baksınlar. Bir can, acı çekiyor. Oğlum, 8 ay yoğun bakımda kaldı. Çok acılar çekti. Bizden ayrı kalamıyordu. Soğuk odalarda hep yalnız kaldı. Gece gündüz ağladı. Kampanyası hızlı bir şekilde biten aileler var. Bizim de kampanyamızı bitirip oğlumu bir an evvel tedavi ettirmemiz lazım. Şanlıurfa’da kermesler düzenleyip stantlar, kumbaralar açıyoruz ama çok fazla destek göremiyoruz. Zaten bu kampanyalar sosyal medya aracılığıyla yürüyordu ama Instagram 4 gündür kapalı olduğu için kampanyamız direkt durma noktasına geldi.”</p>

<p><strong>“BENDE PSİKOLOJİ DİYE BİR ŞEY KALMADI”</strong></p>

<p>Ebeveyn olarak çok zor günler geçirdiklerini de belirten baba Uçar, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bende psikoloji diye bir şey kalmadı. Bekir hasta olduğundan beri uykuyu bilen bir insan değilim. Ne yemek yiyebiliyorum ne yatabiliyorum. Çünkü kafamda hep, ‘Ne olacak, benim evladım ilacını ne zaman alacak, nasıl olacak?’ gibi sorular var. 1-2 saatlik uykuyla sabahtan akşama kadar sahada koşturuyorum. Akşam eve gidince de sabaha kadar sosyal medyada yürüttüğümüz kampanyamızla ilgileniyorum. Kafamı koyup da 3-4 saat uyuduğumu hatırlamıyorum. Annesi de oğlumuz için çok üzülüyor. Bekir ile beraber sürekli dört duvar arasında. Eşim benden daha beter.”</p>

<p><img alt="Thumbnail 40291Ec1 4E93 4Ddc B9Ba 5D4844837Ff3" height="363" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/thumbnail-40291ec1-4e93-4ddc-b9ba-5d4844837ff3.jpg" width="464" /><img alt="Thumbnail 3Ae6B42F 6B50 4829 8Fef 706Ad049F444" height="1643" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/thumbnail-3ae6b42f-6b50-4829-8fef-706ad049f444.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="412588756 335942676049481 2638439934100099938 N" height="868" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/412588756-335942676049481-2638439934100099938-n.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="320884853 479240127683133 6161630409726344816 N" height="276" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/08/320884853-479240127683133-6161630409726344816-n.jpg" width="829" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/instagramin-kapatilmasi-smali-cocuklari-derinden-etkiledi-kampanyamiz-durma-noktasina-geldi</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 17:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/08/412588756-335942676049481-2638439934100099938-n.jpg" type="image/jpeg" length="77051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van'da 18. Madde Uygulamasının Yarattığı Mağduriyetler]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/vanda-18-madde-uygulamasinin-yarattigi-magduriyetler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/vanda-18-madde-uygulamasinin-yarattigi-magduriyetler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van'da yapımına 2010 yılında başlanan çevre yolu projesi, 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında uygulanarak büyük mağduriyetlere yol açıyor. Van'da 18. madde mağduru ve mağdurların sözcüsü Adnan Akbaş, "Ankara'dan memurlara gelen talimat, 'Satın, para gönderin' şeklinde. Bu durum, halkın mülklerini korumasını imkansız hale getiriyor," diyerek yaşanan haksızlıkları gözler önüne seriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Memurlar Ankara'dan gelen talimatla 'Satın, para gönderin' diyor"</p>

<h1><strong>18. Madde Nedir ve Nasıl Uygulanıyor?</strong></h1>

<p>3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi, imar uygulamaları kapsamında arsa ve arazilerin yeniden düzenlenmesini, yeni parseller oluşturulmasını ve altyapı hizmetlerinin sağlanmasını amaçlıyor. Ancak, bu düzenlemeler bazı mağduriyetlere de yol açabiliyor. Özellikle arsa sahiplerinin rızası alınmadan yapılan bu uygulamalar, mülk sahiplerinin haklarını ihlal edebiliyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 28 At 20.47.58" height="379" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-204758.jpeg" width="838" /></p>

<h2><strong>KARMAŞIK UYGULAMALAR VE MAĞDURİYETLER</strong></h2>

<p>18. madde uygulamasıyla arazi sahiplerine ödemeler yapılmıyor ve üçüncü kişilerin arsalarına ortak ediliyor. Bazı arsaların tapuları defalarca yenilenerek müstakil araziler, müşterek tapulara dönüştürülüyor. Bu durum, rızası olmayan paydaşlar arasında ciddi anlaşmazlıklara ve adli yargıya taşınan sorunlara neden oluyor. Çevre yolu güzergahında bulunan mahallelerde yapılan planlama hataları nedeniyle bazı sokaklar arsaya dönüştürülerek ulaşım sorunlarına yol açıyor.</p>

<h3><strong>‘TÜRKİYE’DE YALNIZCA VAN’DA UYGULANIYOR’</strong></h3>

<p>Van'da 18. madde mağduru ve mağdurların sözcüsü Adnan Akbaş ile yaptığımız röportajda, yaşanan sorunların boyutlarını ve çözüm önerilerini daha iyi anlama fırsatı bulduk. Adnan Akbaş, "18. madde ne yazık ki Türkiye'de yalnızca Van'da uygulanıyor. Başka illerde bu maddenin hatalı olduğu düşünülüp geri çekildi, ancak Van'da kaldırılmaması art niyet olduğunu düşündürüyor," diyerek sözlerine başlıyor.</p>

<p>Akbaş, arsa sahiplerinin rızası olmadan yapılan düzenlemelerin büyük sorunlar yarattığını belirtiyor: "Devlet bize hizmet etmeyi düşünerek çevre yolu açtı. Ancak, bu süreçte istimlak bedelleri ödenmeden alınan araziler ve yapılan kesintiler, büyük sorunlar yaratıyor. Tapularımız defalarca yenilendi ve müstakil arazilerimiz müşterek tapulara dönüştü. Bu da ciddi anlaşmazlıklara ve adli sorunlara yol açtı."</p>

<p><strong>MAĞDURİYETİN DETAYLARI</strong></p>

<p>Akbaş, yaşanan mağduriyetlerin boyutunu şöyle anlatıyor: "Bize yapılan bu uygulamalar sonucunda, arsa sahipleri arasında huzursuzluk ve kavgalar yaşandı. Çevre yolu güzergahında yapılan planlama hataları nedeniyle bazı sokaklar arsaya dönüştürüldü ve bu da ulaşım sorunlarına yol açtı. Ayrıca, arsa sahiplerine ödemeler yapılmıyor ve üçüncü kişilerin arsalarına ortak ediliyor. Bu durum, rızası olmayan paydaşlar arasında ciddi anlaşmazlıklara ve adli yargıya taşınan sorunlara neden oluyor."</p>

<p><strong>MEMURLARIN TAVRI: 'SATIN, PARA GÖNDERİN'</strong></p>

<p>Adnan Akbaş, Ankara'dan gelen talimatların halkın mağduriyetini artırdığını belirtiyor: "Ankara'dan memurlara gelen talimat, 'Satın, para gönderin' şeklinde. Bu, halkın mülklerini korumasını imkansız hale getiriyor. Devlet, bize hizmet etmek yerine, mülklerimizi alıp başkalarına satmayı tercih ediyor."</p>

<p><strong>İNSANLARIN ORTAK BİR TAPUDA MÜŞTEREK KILINMASI SONUCUNDA KAOS ÇIKIYOR”</strong></p>

<p>TMMOB Van Şubesi Başkanı Mihail Atik de yanlış uygulamalara dikkat çekti. Atik, 18. maddenin bir planlama yöntemi olduğunu ancak Van’ın şehir planlaması yapılırken vizyoner bir yönteme gidilmediğini ve bu sebeple şehir büyüdükçe faturanın halka kesildiğini söyledi. Atik konu ile ilgili, “18’inci madde ile müdahale edilerek birinin arazisi başka birine verilmeye başlandı. Bu da ihtilaflara sebep oldu. Van çevre yolunun da yıllardır tamamlanamamasının sebebi budur. Çünkü çevre yolu yapılırken istimlak edilmiyor. Yani vatandaşa arsasının parası ödenmedi. Kaydırma yöntemi ile 18’inci madde uygulanarak hak sahiplerine başka yerlerde pay verildi. Bu da vatandaşın elbette işine gelmez. Çünkü vatandaş arsasının bedelinin bu olmadığını düşünüyor. Peki bu nelere sebep oluyor? Arsalarda insanların ortak bir tapuda müşterek kılınması sonucunda kaoslar çıkıyor” dedi.</p>

<p><strong>"YAPILAN BU UYGULAMANIN İÇİNE RANT DA GİRİYOR"</strong></p>

<p>Söz konusu maddenin daha çok ‘sahipsiz’ kentlerde uygulandığını söyleyen Atik, şöyle devam etti: “Bu maddenin uygulanması birilerine ihale edilmiş. Yani yapılan bu uygulamanın içine rant da giriyor. Özel şirket bu planı hazırlayıp belediyeye sunuyor. Bunu hazırlayan özel şirkete nasıl güvenilebilir? Bu bir master planı gerektirir. Bunun içine odaların katılması lazım, üniversitenin katılması lazım, bazı sivil toplum örgütlerinin katılması lazım. Ayrıca kentin de bu master plana hazır edilmesi lazım. Şimdi bütün bunlar yapılmadığı için, tamamen otoritenin belirlediği sınırlar dahilinde birilerine ihale ediliyor.”</p>

<p><strong>HUKUKİ MÜCADELE VE ÇÖZÜM ARAYIŞLARI</strong></p>

<p>Arsa sahiplerine yapılan bu haksız uygulamalar sonucunda, birçok kişi hukuki mücadeleye başvuruyor. Ancak, devletin ve yerel yönetimlerin yeterli çözümü sunmaması, mağduriyetlerin daha da derinleşmesine yol açıyor. Adnan Akbaş, "Devlet bize hizmet etmeyi düşünerek çevre yolu açtı. Ancak, bu süreçte istimlak bedelleri ödenmeden alınan araziler ve yapılan kesintiler, büyük sorunlar yaratıyor," diyor.</p>

<p><strong>KAMUOYUNDAN DESTEK TALEBİ</strong></p>

<p>Mağdurlar, kamuoyundan ve yetkililerden destek bekliyor. Adnan Akbaş, "Van halkının bu konuya destek vermesi, bizlerle sahip çıkması önemli. Yapacağımız eylemlerde, oturma eylemlerinde, kontak kapamalarda bize destek olmalarını istiyoruz. Siyasilerin de bu halkın sorunlarına çözüm bulması için harekete geçmesini bekliyoruz," şeklinde çağrıda bulunuyor.</p>

<p><strong>UYGULAMANIN OLUMSUZ SONUÇLARI</strong></p>

<p>Hatalı planlamalar ve yanlış uygulamalar, Van'da ciddi sorunlara yol açıyor. Arsa sahiplerinin parselleri altyapı hizmetlerinden yoksun veya ulaşıma zor bölgelerde kalabiliyor. Adil olmayan dağılımlar, bazı arsa sahiplerinin büyük kayıplar yaşamasına neden olurken, bazıları daha fazla kazanç elde edebiliyor.</p>

<p><strong>GELECEKTEKİ STRATEJİLER</strong></p>

<p>Mağdurlar, hukuki mücadelelerini sürdürmeye kararlı. Adnan Akbaş, "Hukuki olarak tüm görevlerimizi tamamlayacağız. Savcılığa suç duyurusunda bulunarak, adalet arayışımızı sürdüreceğiz. Ancak, yetkililer bir an önce bu soruna el atmazsa, sorunlar daha da büyüyecek," diyor.</p>

<p><strong>VAN HALKINA ÇAĞRI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Van halkına seslenen Adnan Akbaş, "Bu sorun sadece bizlerin sorunu değil, Van'ın tamamının sorunu. Van halkı da bizlere sahip çıkmalı. Birlikte hareket edersek, bu sorunu çözebiliriz," diyor. Van'da 18. madde uygulamasının yarattığı mağduriyetler, arsa sahiplerinin rızası alınmadan gerçekleştirilen düzenlemeler ve hatalı planlamalar nedeniyle ciddi sorunlara yol açıyor. Mağdurlar, hukuki mücadelelerini sürdürürken, kamuoyundan ve yetkililerden destek bekliyor. Van halkının bu soruna karşı birlik olması, çözüm arayışlarında önemli bir adım olabilir.</p>

<p><strong>ÖZEL HABER-&nbsp;Hayrullah ZORLU</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/vanda-18-madde-uygulamasinin-yarattigi-magduriyetler</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jul 2024 20:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-204413-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="10168"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gelyê Zîlan'da Keşfedilmeyi Bekleyen Tarih]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/gelye-zilanda-kesfedilmeyi-bekleyen-tarih</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/gelye-zilanda-kesfedilmeyi-bekleyen-tarih" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’ın Erciş ilçesinin yakınlarında bulunan Zilan Deresi, tarih ve arkeoloji meraklıları için keşfedilmeyi bekleyen bir hazine niteliğinde. Bu bölge, paleolitik dönemden günümüze kadar uzanan çeşitli tarihi kalıntılarla doludur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZEL HABER- VİDEO</strong></p>

<p>Bu bölge, paleolitik dönemden günümüze kadar uzanan çeşitli tarihi kalıntılarla doludur. Arkeolog ve araştırmacı Zeynel Abidin Çelebi’nin açıklamaları, Zilan Deresi'nin barındırdığı tarihi zenginlikleri gözler önüne sermektedir.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 28 At 19.50.26 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-195026-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h1><strong>Arkeolojik Keşifler ve Buluntular</strong></h1>

<p>Zilan Deresi’nde yapılan arkeolojik çalışmalar, bölgenin tarih öncesi dönemlerden itibaren yerleşim gördüğünü ortaya koymaktadır. Çelebi, bölgedeki taşların avcılık ve savunma amaçlı kullanıldığını belirterek, şu ifadelere yer verdi: “Zilan Deresi'nde yapılan arkeolojik keşifler, paleolitik dönemden günümüze kadar uzanan tarihi kalıntıları ortaya çıkarmaktadır. Bu bölgedeki taşların, avcılık ve savunma amaçlı kullanıldığı düşünülmektedir. Urartular dönemine ait yapı teknikleri ve savaşların izleri de burada bulunmaktadır.”</p>

<h2><strong>Tarih Öncesinden Urartulara</strong></h2>

<p>Paleolitik dönem, insanlığın en eski dönemlerinden biridir ve bu döneme ait buluntular, insanlık tarihinin ilk evrelerine ışık tutar. Çelebi, bu dönemin insanlarının metal işleme öncesinde taş aletler kullandığını belirtiyor: “Paleolitik dönem insanları, alet edevatları ile metalin işlenmesi öncesinde yaşamışlardır. Bu, insanlık tarihinin erken evrelerine ışık tutmaktadır. Bu bölgedeki taşlar, paleolitik döneme ait olduğu düşünülmektedir ve bu kalıntılar, insanların geçmişte nasıl yaşadıklarını anlamamıza yardımcı olmaktadır.”</p>

<p>Zilan Deresi, yalnızca paleolitik döneme değil, aynı zamanda Urartular dönemine ait kalıntılara da ev sahipliği yapmaktadır. Urartular, bölgenin tarihi ve kültürel dokusunda önemli bir yere sahiptir. Çelebi, bu döneme ait izlerin savaşlar ve yapı teknikleriyle ilgili önemli bilgiler sunduğunu ifade ediyor: “Urartular dönemine ait yapı teknikleri ve savaşların izleri de burada bulunmaktadır. Bu kalıntılar, Urartular’ın nasıl yaşadıklarını ve bölgedeki siyasi yapının nasıl geliştiğini anlamamıza olanak tanır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Söğütlü Köyü ve Arkeolojik Kazılar</strong></h3>

<p>Söğütlü Köyü, Zilan Deresi’nin arkeolojik açıdan en önemli noktalarından biridir. Çelebi, bu köyde yapılan kazıların bölgenin tarihine dair önemli ipuçları sunduğunu vurguluyor: “Söğütlü Köyü, arkeolojik kazılar açısından el değmemiş bir coğrafyadır. Bu bölgedeki taşların paleolitik döneme ait olduğu düşünülmektedir. Bu kazılar, tarih öncesi dönemin günlük yaşamına dair önemli bilgiler sunmaktadır.”</p>

<h4><strong>İnsanlık Tarihine Işık Tutan Kalıntılar</strong></h4>

<p>Zilan Deresi’ndeki arkeolojik buluntular, insanlık tarihinin 400 bin yıl öncesine kadar uzandığını göstermektedir. Çelebi, bu buluntuların tarih öncesi dönemlerin yaşam biçimlerini anlamamıza yardımcı olduğunu belirtiyor: “İnsanlık tarihi, 400 bin yıl öncesine kadar uzanıyor ve arkeolojik buluntular, bu dönemlerin yaşam biçimlerini anlamamıza yardımcı oluyor. Yazılı belgelerle desteklenmeyen birçok bilgi, arkeolojik kalıntılar üzerinden değerlendiriliyor.”</p>

<h5><strong>Kültürel ve Dini Yapılar</strong></h5>

<p>Arkeolojik kalıntılar, insanların inançları ve ibadetleri hakkında da önemli bilgiler sunmaktadır. Çelebi, bu kalıntıların tarih öncesi dönemlerin kültürel zenginliğini gözler önüne serdiğini ifade ediyor: “Arkeolojik kalıntılar, insanların inançları ve ibadetleri hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Bu kalıntılar, tarih öncesi dönemlerin kültürel zenginliğini gözler önüne serer. İlk insanlar, Paleolitik dönemde avcılık yaparak hayatta kalmaya çalışmışlardır. Bu döneme ait kalıntılar, insanlık tarihinin erken dönemlerine dair ipuçları sunmaktadır.”</p>

<p>Gelyê Zîlan, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir hazine niteliğindedir. Zeynel Abidin Çelebi’nin arkeolojik çalışmaları, bu bölgenin tarih öncesi dönemlerden Urartulara kadar uzanan geniş bir tarih yelpazesine sahip olduğunu göstermektedir. Çelebi’nin de belirttiği gibi, bu kalıntılar, insanlık tarihinin erken dönemlerine ışık tutmakta ve kültürel mirasımızı koruma yolunda önemli ipuçları sunmaktadır.</p>

<p><strong>ÖZEL HABER- İDRİS YILMAZ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/gelye-zilanda-kesfedilmeyi-bekleyen-tarih</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jul 2024 19:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-193913-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="17239"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kürtçe Anadilin Eğitimi ve Önemi: ARSİSA'nın Yeni Eğitim Atölyeleri Başladı]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/kurtce-anadilin-egitimi-ve-onemi-arsisanin-yeni-egitim-atolyeleri-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/kurtce-anadilin-egitimi-ve-onemi-arsisanin-yeni-egitim-atolyeleri-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’ın Erciş ilçesinde merkezi bulunan Dil Kültür ve Sanat Araştırmaları Derneği (ARSİSA), Kürtçe anadil eğitimi ve kültürel mirasın korunması konusunda önemli adımlar atıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Derneğin bugün başlattığı eğitim atölyeleri, dil ve kültürün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük bir önem taşıyor. Bu dosya haberde, ARSİSA’nın çalışmaları, Kürtçe anadilin eğitimi ve önemi üzerine yapılan röportajlar yer alıyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 28 At 18.46.35 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-184635-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>Eğitim Atölyelerinin Başlangıcı ve İçeriği</strong></p>

<p>Van’da faaliyet gösteren ARSİSA, bugün itibariyle dil, kültür ve sanat eğitim atölyelerine başladı. Ücretsiz olan bu atölyeler, zengin kaynaklar ve tecrübeli eğitmenlerle kursiyerlerin ilgi odağı haline geldi. İlk atölyede anadilin tarihi ve dil aileleri konuları işlendi. ARSİSA sözcüsü ve Kürt dili öğretmeni Muhtullah Dağ, eğitim atölyeleri hakkında bilgi vererek şunları söyledi: “Bugün dil atölyesi ile başladık. Sırada tiyatro, enstrüman, tarih ve birçok alanda eğitim atölyelerimiz olacak. Amacımız, Kürtçe dilini ve kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak.”</p>

<p><strong>Anadil Bireyin Kimliğidir</strong></p>

<p>Anadil, bireylerin kimliklerinin ve kültürel miraslarının en önemli unsurlarından biridir. Anadil eğitimi, bireylerin kendi kültürel değerlerini öğrenmeleri ve bu değerleri korumaları için büyük bir öneme sahiptir. Kürtçe anadil eğitimi, Kürt halkının kültürel mirasını koruma ve yaşatma açısından kritik bir rol oynamaktadır. Araştırmacı ve yazar Muhtullah Dağ, Kürtçe anadil eğitiminin önemi hakkında şu ifadeleri kullandı: “Anadil, bir toplumun kültürel mirasının temel taşıdır. Kürtçe, bizim kimliğimizin, tarihimizin ve kültürümüzün bir parçasıdır. Bu dili yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur. ARSİSA’nın bu alandaki çalışmaları, kültürel mirasımızı koruma yolunda atılmış önemli bir adımdır.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 28 At 18.46.35 (1) 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-184635-1-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>Kürtçe Korunmalıdır</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ARSİSA, dil, kültür ve sanat alanında verdiği eğitimlerle Kürtçe dilinin ve kültürünün korunmasını hedeflemektedir. Dernek, kursiyerlerine zengin kaynaklar ve tecrübeli eğitmenlerle eğitim vererek, Kürtçe dilinin doğru ve etkili bir şekilde öğrenilmesini sağlamaktadır. Ayrıca, kültürel ve sanatsal faaliyetlerle kursiyerlerin yeteneklerini geliştirmelerine ve kültürel değerlerini tanımalarına olanak tanımaktadır. ARSİSA Eş Başkanı Tucay Taştan, derneğin hedefleri ve çalışmaları hakkında şunları belirtti: “ARSİSA olarak, Kürtçe dilinin ve kültürünün korunması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışıyoruz. Dil eğitim atölyelerimiz, bu hedef doğrultusunda atılmış önemli bir adımdır. Kursiyerlerimize, dilin yanı sıra tiyatro, enstrüman ve tarih gibi alanlarda da eğitimler vererek, kültürel mirasımızı yaşatmayı amaçlıyoruz.”</p>

<p><strong>Toplumsal Katkı ve Gelecek Perspektifi</strong></p>

<p>ARSİSA’nın eğitim atölyeleri, sadece dil eğitimi vermekle kalmıyor, aynı zamanda toplumsal farkındalığı artırmayı da hedefliyor. Bu atölyeler sayesinde, kursiyerler Kürtçe dilini öğrenirken, aynı zamanda kültürel kimliklerini de daha iyi tanıyor ve değerlerini koruma bilincine sahip oluyorlar. Bu tür çalışmalar, toplumun kültürel zenginliğini artırarak, gelecek nesillerin kendi kimliklerini ve kültürel miraslarını korumalarına yardımcı oluyor. Muhtullah Dağ, toplumsal katkı ve geleceğe yönelik beklentileri şu şekilde dile getirdi: “ARSİSA’nın eğitim atölyeleri, sadece dil öğretmekle kalmıyor, aynı zamanda kültürel bilinç ve farkındalık yaratıyor. Gelecek nesillerin kendi kültürel değerlerine sahip çıkmaları, bu tür çalışmalar sayesinde mümkün olacaktır. Biz, Kürtçe dilinin ve kültürünün yaşatılması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 28 At 18.46.34 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-184634-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>Ana Dil Bireyin Kedisini İfade Etmesini &nbsp;Sağlar</strong></p>

<p>Dil aktivisti Cevdet Zilan, Kürtçe anadil eğitiminin önemine değinerek şunları söyledi: “Kürtçe, bizim kimliğimizin, kültürümüzün ve tarihimizin bir parçasıdır. Anadil eğitimi, bireylerin kendilerini ifade etmelerini sağlar ve kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunur. ARSİSA gibi kurumlar, bu alandaki boşluğu doldurarak, dilimizin ve kültürümüzün yaşatılmasına büyük katkı sağlıyor. Dilimizi yaşatmak, geleceğimizi inşa etmektir.”</p>

<p>Van’ın Erciş ilçesinde merkezi bulunan ARSİSA, Kürtçe anadil eğitimi ve kültürel mirasın korunması konusunda önemli bir misyon üstlenmiştir. Derneğin başlattığı eğitim atölyeleri, Kürtçe dilinin doğru ve etkili bir şekilde öğrenilmesini sağlarken, aynı zamanda kültürel değerlerin korunmasına ve yaşatılmasına büyük katkı sağlamaktadır. Anadilin önemi ve korunması konusundaki bu tür çalışmalar, gelecek nesillerin kendi kimliklerini ve kültürel miraslarını tanımaları ve korumaları açısından kritik bir rol oynamaktadır.</p>

<p><strong>ÖZEL HABER- Hayrullah ZORLU</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/kurtce-anadilin-egitimi-ve-onemi-arsisanin-yeni-egitim-atolyeleri-basladi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jul 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-184635-1-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="83656"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gizemli Su Altı Yapıları ve Mikrobiyalitler]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/gizemli-su-alti-yapilari-ve-mikrobiyalitler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/gizemli-su-alti-yapilari-ve-mikrobiyalitler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Gölü, Türkiye’nin doğusunda yer alan ve dünyanın en büyük sodalı gölü olan muazzam bir doğal güzellik. Ancak bu gölün sıradan bir göl olmadığını anlamamızı sağlayan önemli bir keşif, gölün derinliklerinde gizlenmiş durumda: mikro biyalitler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu gizemli su altı yapıları, bilim dünyasında büyük ilgi uyandırdı ve birçok araştırmacının dikkatini çekti. Bu dosya haberde, Van Gölü mikro biyalitlerinin ne olduğu, nasıl keşfedildiği, bilimsel ve ekolojik önemi üzerinde durulacak ve uzman görüşlerine yer verilecektir.</p>

<h1><strong>Mikro Biyalitler Nedir?</strong></h1>

<p>Mikro biyalitler, su altı ekosistemlerinde mikrobiyal aktiviteler sonucunda oluşan karbonat yapılarıdır. Van Gölü'nde bulunan bu yapılar, gölün eşsiz kimyasal yapısı nedeniyle oluşmuştur. Gölün yüksek tuz ve alkali seviyeleri, bu tür yapılar için ideal koşullar yaratmaktadır. Mikro biyalitler, genellikle mikrobiyal matların üzerine çökelmiş kalsiyum karbonatın birikmesiyle oluşur ve zamanla büyüyerek ilginç yapılar haline gelirler.</p>

<h2><strong>Keşif ve Araştırmalarda &nbsp;Dikkat Çekici Sonuçlar</strong></h2>

<p>Van Gölü’ndeki mikro biyalitler ilk olarak 2012 yılında keşfedildi. Yüzeyin yaklaşık 15-30 metre derinliğinde bulunan bu yapılar, bilim insanlarını hem şaşırtmış hem de heyecanlandırmıştır. İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mustafa Sarı ve ekibi, bu yapıları incelemek için kapsamlı bir araştırma başlattılar. Yapılan dalışlar ve su altı araştırmaları sonucunda, mikro biyalitlerin göl tabanında geniş alanlara yayıldığı ve çeşitli şekillerde oldukları belirlendi.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Sarı, keşif hakkında şunları ifade etti: “Van Gölü'nün derinliklerinde böylesine muazzam ve çeşitli mikro biyalit yapılarının varlığını görmek, bizleri oldukça heyecanlandırdı. Bu yapılar, gölün ekosistemine ve kimyasına dair önemli ipuçları veriyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 28 At 18.28.36 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-182836-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>Nasıl Oluştu</strong></h3>

<p>Van Gölü’ndeki mikro biyalitler, sadece görsel açıdan ilginç yapılar değil, aynı zamanda bilimsel ve ekolojik açıdan da büyük öneme sahiptir. Bu yapılar, gölün kimyasal yapısını ve ekosistemini anlamak için önemli veriler sunar. Mikro biyalitlerin oluşum süreçleri, mikrobiyal yaşam formlarının ekstrem koşullara nasıl adapte olduğunu ve bu koşullarda nasıl hayatta kaldıklarını gösterir.</p>

<p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden Dr. Ahmet Ekinci, mikro biyalitlerin ekolojik önemine şu şekilde değindi: “Bu yapılar, gölün biyolojik çeşitliliği ve ekosistem dinamikleri hakkında bize önemli bilgiler sağlıyor. Ayrıca, mikrobiyal yaşamın ekstrem çevrelerde nasıl sürdüğüne dair de önemli ipuçları içeriyorlar.”</p>

<h4><strong>Nasıl Korunmalı?</strong></h4>

<p>Van Gölü’ndeki mikro biyalitlerin keşfi, aynı zamanda turizm açısından da büyük bir potansiyel yaratmıştır. Bu benzersiz yapılar, dalış turizmi için çekici bir nokta haline gelmiştir. Ancak, bu yapıların korunması büyük önem taşımaktadır. Bilim insanları ve yerel yetkililer, mikro biyalitlerin turizme açılmadan önce gerekli koruma önlemlerinin alınması gerektiğini vurgulamaktadır.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 28 At 18.29.42 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-182942-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p>Van İl Kültür ve Turizm Müdürü Muzaffer Aktuğ, turizm ve koruma dengesi hakkında şunları söyledi: “Mikro biyalitler, Van Gölü’nün benzersiz doğal mirasının bir parçasıdır. Bu yapıları turizme kazandırmak isterken, aynı zamanda koruma altına almak için de gerekli adımları atmalıyız. Sürdürülebilir turizm, mikro biyalitlerin gelecek nesillere aktarılmasını sağlayacaktır.”</p>

<p>Van Gölü’ndeki mikro biyalitler, Türkiye’nin doğal mirasının önemli bir parçasıdır. Bu gizemli su altı yapıları, hem bilimsel hem de ekolojik açıdan büyük değer taşımaktadır. Bilim insanları, bu yapıların daha iyi anlaşılması ve korunması için çalışmalarını sürdürmektedir. Aynı zamanda, mikro biyalitlerin turizm potansiyeli de değerlendirilmekte, ancak bu yapılırken gerekli koruma önlemlerinin alınması gerektiği vurgulanmaktadır.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 28 At 18.29.27 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-182927-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p>Sonuç olarak, Van Gölü’nün derinliklerinde keşfedilen mikro biyalitler, doğanın bizlere sunduğu sürprizlerden sadece biridir. Bu yapılar, hem bilimin hem de doğanın gücünü ve güzelliğini bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ÖZEL HABER- Hayrullah ZORLU</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/gizemli-su-alti-yapilari-ve-mikrobiyalitler</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jul 2024 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-28-at-182836-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="54151"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[33 Kurşun Olayı: Adaletsizlik ve Unutulmaz Bir Travma]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/33-kursun-olayi-adaletsizlik-ve-unutulmaz-bir-travma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/33-kursun-olayi-adaletsizlik-ve-unutulmaz-bir-travma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[VAN-1943 yılında Van’ın Özalp ilçesinde yaşanan 33 Kurşun Olayı, Türkiye tarihinin en karanlık ve tartışmalı sayfalarından biridir. Bu olay, devletin güvenlik politikalarının insan hakları ihlallerine nasıl yol açtığının acı bir örneğidir ve hala toplumsal hafızada derin izler bırakmaktadır. Bu dosya haberde, olayın detaylarına, mağdurların ve tanıkların ifadelerine ve olayın günümüze kadar süren etkilerine yer verilmektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1><strong>Olayın Arka Planı ve Gelişimi</strong></h1>

<p>II. Dünya Savaşı’nın etkileri sürerken, Türkiye, sınır bölgelerinde güvenliği sağlamak amacıyla sert tedbirler alıyordu. Bu dönemde, İran sınırına yakın bölgelerde kaçakçılık faaliyetlerinin arttığı gerekçesiyle sıkı denetimler yapılıyordu. Ancak bu denetimler, zaman zaman hukukun ve insan haklarının hiçe sayıldığı uygulamalara dönüşüyordu.&nbsp;</p>

<p>Mayıs 1943’te, Van’ın Özalp ilçesinde, 33 köylü kaçakçılık yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alındı. Yargılanmadan ve savunma hakları ellerinden alınarak, kaçma girişiminde bulunacakları bahanesiyle askeri birlikler tarafından infaz edildiler. Bu yargısız infaz, büyük bir adaletsizlik örneği olarak hafızalara kazındı.</p>

<h2><strong>Mağdurların ve Tanıkların İfadeleri</strong></h2>

<p>33 Kurşun Olayı’nın kurbanlarının yakınları ve olayın tanıkları, yaşanan trajediyi yıllar sonra bile unutamıyor. Mağdurların çocukları ve torunları, olayın kendilerinde bıraktığı derin izleri ve adalet arayışlarını dile getiriyor.&nbsp;</p>

<p>Ali K., infaz edilen köylülerden birinin oğlu, olayın ardından yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor: “Babamın suçsuz olduğunu herkes bilirdi. Kaçakçılık bahanesiyle gözaltına aldılar, ama yargılama bile yapmadan infaz ettiler. Devletin adaletine güvenimiz kalmadı. Hala babamın mezarını ziyaret ederken, o günlerin acısını içimde hissediyorum.”</p>

<p>Zeynep T., olayın yaşandığı dönemde 10 yaşında bir çocuktu. O günleri şöyle anlatıyor: “Köyde büyük bir korku vardı. Annem ve ben, babamı bir daha göremeyeceğimizi anladığımızda dünyamız yıkıldı. Her yıl anma törenlerine katılıyor, babamı ve diğer kurbanları anıyoruz. Bu acı hiç dinmedi.”<br />
Soruşturma Güvenlik Gerekçesine Takıldı&nbsp;Olayın duyulmasının ardından, Türkiye genelinde büyük tepkiler ve protestolar başladı. Dönemin Başbakanı Şükrü Saracoğlu, olayla ilgili soruşturma başlatılmasını emretti. Ancak askeri yetkililer, olayı bir güvenlik önlemi olarak savundu ve sorumluluk kabul etmedi. Bu durum, olayın üstünün örtülmeye çalışıldığı ve adaletin yerini bulmadığı yönünde eleştirilerin artmasına yol açtı.</p>

<p>33 Kurşun Olayı, özellikle Kürt halkı arasında derin bir güvensizlik ve öfkeye neden oldu. Devletin güvenlik politikalarının halk üzerinde yarattığı travma, yıllarca sürecek bir ayrışmanın ve güvensizliğin tohumlarını ekti. Her yıl, 33 Kurşun Olayı’nı anma törenleri düzenlenmekte, olayın kurbanları için dualar edilmekte ve adalet talepleri yinelenmektedir.</p>

<h3><strong>Edebiyat ve Sanatta 33 Kurşun</strong></h3>

<p>Bu trajik olay, edebiyat ve sanat alanında da geniş yer buldu. Ünlü şair Ahmed Arif’in “33 Kurşun” adlı şiiri, bu olayın acısını ve adaletsizliğini derin bir şekilde işleyen en bilinen eserlerden biridir. Şiir, olayın vahşetini ve masum insanların nasıl haksız yere kurban edildiğini güçlü bir şekilde dile getirir.</p>

<p>Ahmed Arif, şiirinde şu dizelerle 33 Kurşun Olayı’nı anlatır: &nbsp;<br />
“İçerde, bir havadis gibi ağzı var dili yok, &nbsp;<br />
Anlatıyor. Olmaz böyle şey. &nbsp;<br />
Diyemez kimse.”</p>

<h4><strong>Akademik Çalışmalar ve Değerlendirmeler</strong></h4>

<p>33 Kurşun Olayı üzerine yapılan akademik çalışmalar, olayın tarihsel bağlamı ve sosyopolitik etkilerini detaylı bir şekilde ele alır. Prof. Dr. Ahmet İnsel, bu olayın devletin otoriter yapısının bir yansıması olduğunu belirtir: “Bu tür olaylar, devletin kendi vatandaşlarına karşı uyguladığı baskı ve kontrol mekanizmalarının ne denli sert olduğunu göstermektedir. 33 Kurşun Olayı, bu bağlamda incelendiğinde, Türkiye’nin insan hakları ihlalleri tarihinin önemli bir parçasıdır.”</p>

<p>Doç. Dr. Serpil Gül, olayın sosyokültürel etkilerine dikkat çeker: “33 Kurşun, sadece bir katliam değil, aynı zamanda Kürt halkının kolektif hafızasında silinmez izler bırakan bir travmadır. Bu tür olaylar, etnik kimlikler arasındaki güvensizliği derinleştirir ve uzun vadeli toplumsal yaralar açar.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h5><strong>Uluslararası Perspektifler</strong></h5>

<p>33 Kurşun Olayı, uluslararası insan hakları örgütlerinin de dikkatini çekmiştir. Amnesty International ve Human Rights Watch gibi örgütler, olayın ardından yapılan incelemelerde, bu tür yargısız infazların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Türkiye’nin insan hakları karnesinde ciddi bir leke oluşturduğunu belirtmişlerdir.</p>

<p>Amnesty International’ın 1943 raporunda şu ifadelere yer verilmiştir: “Türkiye’nin doğu sınırında yaşanan bu trajik olay, devletin güvenlik politikalarının insan haklarını nasıl ihlal ettiğini gözler önüne sermektedir. Yargısız infazlar, hukuk devleti ilkesine tamamen aykırıdır ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi gerekmektedir.”</p>

<p>33 Kurşun Olayı, devletin insan hakları ve adalet konusundaki tutumunu sorgulatan bir dönüm noktası olarak değerlendirilmelidir. Bu olay, devletin güvenlik politikalarının insan hakları ile nasıl dengelenmesi gerektiği konusunda önemli dersler içermektedir. Tarihin bu karanlık sayfasını unutmamak ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için sürekli hatırlamak gerekmektedir.</p>

<p>Sonuç olarak, 33 Kurşun Olayı, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk devleti olma yolundaki mücadelesinde hala hatırlanması gereken bir uyarıdır. Adaletin ve insan haklarının korunması, geçmişte yapılan hataların tekrarlanmaması için elzemdir. Bu trajedi, toplumsal hafızamızda derin bir yara olarak kalmaya devam etmektedir ve adalet arayışı sürmektedir.</p>

<p><strong>ÖZEL HABER- Hayrullah ZORLU</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/33-kursun-olayi-adaletsizlik-ve-unutulmaz-bir-travma</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jul 2024 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/van-sefo-deresi-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="19935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Felek Karabulak: ''Coğrafya Kader Değildir'']]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/felek-karabulak-cografya-kader-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/felek-karabulak-cografya-kader-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Felek Karabulak, Van’da terzilik yaparak geçimini sağlıyor. 16 yıllık esnaf olan Karabulak, kadınların çalışma hayatına katılımının ve ekonomik bağımsızlıklarını elde etmenin önemine değinerek, "Kadınların bu coğrafyada çalışıp kendini var etmesi çok önemli" diyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Terziliğe 13 yaşında başlayan Karabulak, ailesindeki ustalardan edindiği bilgilerle bu mesleği edinmiş. Çocukluğunda eğitim alma imkanı bulamayan Karabulak, azmi sayesinde okuma yazma öğrenmiş. Eşinin inşaat sektöründeki işi nedeniyle sınırlı bir gelir kaynağına sahip olan Karabulak, 6 yıl önce kendi dükkanını açtığında ailesinin desteğini alamadığını belirtirken, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olma isteğinin ona cesaret verdiğini aöylüyor. Karabulak,&nbsp; "Dedim ki, ‘Benim mesleğim bu, kimse beni tutamaz!’" diyerek etrafında ki seslere kulak tıkayıp dükkanını açıyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 26 At 15.18.19 (1) 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-26-at-151819-1-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h1><strong>“Erkek Egemen Ortamda Mücadele Ediyorum”</strong></h1>

<p>Kadın terzi olarak erkek egemen bir coğrafyada mücadele veren Karabulak, "Erkek esnafların arasında çalışmak benim için zor değil. Ben dik durduğum sürece kimse bir şey diyemez" diyerek kararlılığını vurguluyor. Melek, beş çocuğundan üçü kız olmak üzere, onların eğitim alıp meslek sahibi olmaları için elinden geleni yapıyor. "Kendi ayaklarınızın üstünde durun, çalışın ve kazanın," diyerek çocuklarına bu öğüdü veriyor.</p>

<h2><strong>“Hem Ailemle hemde İşimle İlgileniyorum”</strong></h2>

<p>Günlük yaşamında hem iş hem de ev işlerini dengede tutmaya çalışan Melek, "Küçük çocuğumu okula bırakıp geliyorum. Hem çocuklara bakıyorum hem evin işlerine yardımcı oluyorum hem de dükkanı yürütüyorum. Ev işi esnaflıktan daha zor. Her sabah yemek hazırlayıp öyle evden çıkıyorum. Çünkü çocuklarım okula gidiyor." diyerek kadın olmanın zorluklarına değiniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Toplumsal Baskılara Rağmen İlham Kaynağı Olmak İstiyorum”</strong></h3>

<p>Karabulak, hikayesinin çevresindeki kadınlara da ilham verdiğinin altını çizerek, "Komşularım beni takdir ediyor, destekliyor, çalışmak istiyorlar ama toplum baskısı onları engelliyor. Coğrafyadan kaynaklı kadınların çalışması normal karşılanmıyor. Kadın baba evinde cıkıntı yaşıyor.Küfür işitiyor , dayak yiyor. Evleniyor kocası dövüyor, hakaret ediyor. Kadınların çalışması bu bakımdan çok önemli. Beni görenlere, bilenlere &nbsp;de ilham kaynağı oluyorum." diyerek diğer kadınların karşılaştığı zorluklara dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 26 At 15.18.19 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-26-at-151819-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h4><strong>“Kadınlar Hayallerinin Peşinden Koşşunlar”</strong></h4>

<p>Felek Karabulak konuşmasına kadınlara ve topluma seslenerek son veriyor:"Kadınlar çalışmalı, hayallerinin peşinden koşmalı. İşimizi yaparken cinsiyetimize göre değil, yeteneğimize göre değerlendirilmeliyiz" diyerek tüm kadınlara cesaret veriyor.</p>

<p><strong>ÖZEL HABER- İDRİS DEDE</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/felek-karabulak-cografya-kader-degildir</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jul 2024 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-26-at-151819-1-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="51500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van Rus Pazarı Esnafı: Umudumuz Günden Güne Tükeniyor]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/van-rus-pazari-esnafi-umudumuz-gunden-gune-tukeniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/van-rus-pazari-esnafi-umudumuz-gunden-gune-tukeniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Rus Pazarı esnafı, her yıl düğün sezonunda tıklım tıklım olan pazar yerine artık kimsenin uğramadığından yakınarak, “Kepenk kapatma noktasına geldik” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van’ın merkez İpekyolu ilçesinde bulunan ve kentin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Büyük Rus Pazarı esnafı, son 2 yılın en kötü dönemini yaşıyor. &nbsp;Ekonomik kriz nedeniyle alım gücü kalmayan halkın uğramadığı pazarda, esnaflar düğün ve nişan sezonunda da umduğunu bulamadı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 26 At 15.17.44 (2) 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-26-at-151744-2-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h1><strong>“Düğün sezonuda beklentilerimiz karşılamadı”&nbsp;&nbsp; </strong></h1>

<p>25 yıldır pazarda esnaflık yapan Şerafettin Çelik, eskiden düğün sezonunun pazarda yoğun geçtiğini fak son iki yıldır kimsenin uğramadığını belirterek, “Yıllar önce emeğimizin karşılığını iyi kötü alabiliyorduk. Düğün sezpnu canlı geçiyordu, köylerden bir sürü insan geliyordu. Bazen müşterilere yetişemiyorduk. Şu anda hiç satış yapamıyoruz ve ekonomik kriz nedeniyle huzursuz bir ortam var. Günlük 1000 lira kazanabilmem lazım ama maalesef kazanamıyorum. Eskiden iki-üç parça sattığımızda evimize mutlu dönebilirdik. Şimdi ise asık suratla eve gidiyoruz. Sistem zengini daha zengin, fakiri ise daha fakir yapıyor.Geçmiş günlere kıyasla şuan da kazandığımız parayla hiç bir şey alamıyoruz.Bizden geçti, ama çoluk çocuğumuzun geleceğini garantiye almak zorundayız. Hamallık ve satıcılık yaptık, şimdiki nesil bu tür işlerde çalışamaz” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 26 At 15.17.44 (1) 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-26-at-151744-1-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h2><strong>"Fiyatlar Günlük Değişiyor, Biz de Ne Yapacağımızı Bilmiyoruz"</strong></h2>

<p>20 yıldır esnaflık yapan Mehmet Bendi, ekonomik kriz ve pahalılık nedeniyle işlerinin büyük bir darbe aldığını belirterek, düğün sezonlarının eski yoğunluğun artık olmadığını kaldığını söyledi. Bendi, “Eskiden burası çok canlıydı, sürekli gelen giden vardı. Düğün sezonları inanılmaz yoğun geçiyordu, çeyiz alışverişleri yapan müşterilerimiz oluyordu. Şimdi ise gelenler genellikle sadece fiyatları sorup gidiyor” &nbsp;cümlelerini kulladı. Günlük hayatın bir parçası haline gelen fiyat artışlarının, esnafın işini daha da zorlaştırdığını sözlerine eklyen Bendi, “Bugün 20 lira aldığım malı, yarın 30 lira, sonra 40 liraya alıyorum. Her gün, neredeyse her saat zam geliyor. Müşterilerimiz bu durumu fark edip bize kızıyor, pahalı olduğunu söylüyorlar. Ancak bu bizim kontrolümüzde olan bir durum değil” &nbsp;şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 07 26 At 15.17.44 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-26-at-151744-860x505.jpg" width="860" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"Krediler ve Yükselen Fiyatlar </strong><strong>&nbsp;Esnafı Bitme Noktasına Getirdi</strong><strong>"</strong></h3>

<p>30 yıldır esnaflık yapan Nadir Alkan ise müşteri azlığından yakınarak, bazı günler hiç müşteri gelmediğini söyledi. Son yıllarda artan faizler ve kredi bulmanın zorluğundan bahseden Alkan, "Kredi almak zor, bankaların yanından geçemiyoruz.&nbsp; Esnafın hali ne olacak, bilmiyoruz," diyerek konuşmasına şöyle devam etti: “Toptancıya gidiyorsun, bir tane havlu alıyorsun 5 lira iken, sabahleyin gidiyorsun 7 lira, 10 lira oluyor. Marketlerde bile fiyatların birbiriyle farklı olduğunu görmek mümkün. Esnafların sesinin daha fazla&nbsp; duyulması ve sorunun çözümüne yönelik adımlar atılması gerekiyor”</p>

<p><strong>ÖZEL HABER- İDRİS DEDE</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/van-rus-pazari-esnafi-umudumuz-gunden-gune-tukeniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jul 2024 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-26-at-151744-1-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="52322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Engelli Bireyler Siyasi Temsil İstiyor: "Sorunları En İyi Biz Biliriz"]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/engelli-bireyler-siyasi-temsil-istiyor-sorunlari-en-iyi-biz-biliriz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/engelli-bireyler-siyasi-temsil-istiyor-sorunlari-en-iyi-biz-biliriz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Engelliler Spor Kulübü Başkanı Hanifi Baykara, engelli bireylerin siyasi partilerin engelli temsilini yetersiz bulduğunu söyleyerek, "Bir engellinin sorunu en iyi engelli bilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van'da 73.000 resmi kayıtlı engelli bulunduğunu hatırlatan Baykara, bu oranın gerektiği kadar göz önünde bulundurulmadığını belirterek, "Her parti 8 tane milletvekili gösteriyor, neden bir tane engelli göstermesin?" diyerek tepki gösterdi. Baykara, &nbsp;siyasi partilerin seçimlerde engelli bireyler için kontenjan açılmasına rağmen, bunu etkin bir şekilde uygulamadığını altını çizerek, "İktidar ya da muhalefet fark etmez; hiçbir siyasi parti, engellilerin gerçek temsilini sağlayamıyor" diye konuştu.</p>

<p>Siyasi partilere ve yerel yönetimlere çağrıda bulunan Baykara, engelli bireylerin haklarına saygı gösterilmesinin ve sorunlarının öncelikli olarak ele alınmasının gerekliliğini vurgulayarak, “Engelli bireylerin, toplumsal hayatın her alanında yer alması gerekiyor. Siyasi temsilde daha fazla katılım ve duyarlılık bekliyoruz. Yerel yönetimlerin, engelli bireylerin haklarını savunma noktasında daha etkin olmaları gerekiyor.Engelli bireyleri, hayata katmanın yollarını arayın. Bizler de bu şehirde yaşıyoruz ve biz de söz sahibi olmak istiyoruz" cümlelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Seçimlerde verilen sözlerin gerçeğe dönüşmedi”</strong></p>

<p>Kamuda %4, özel sektörde ise düşük seviyelerde engelli istihdamı sağlandığına ve bunun yeterli olmadığına dikkat çeken Baykara, “Engelli bireyler, çalışma yaşamında karşılaştıkları zorluklar nedeniyle iş bulma konusunda büyük sıkıntılar yaşıyor. Engelli hakları konusunda muhalefetin de iktidar partisini eleştirmesi gerekiyor. Seçimlerde verilen sözlerin gerçeğe dönüşmemesi, engelli bireylerin haklarının her zaman göz ardı edildiğinin kanıtıdır” ifade etti.</p>

<p><strong>“Pozitif ayrımcılığı fiziki koşularımızdan dolayı istiyoruz”</strong></p>

<p>Baykara, &nbsp;engelli bireylerin, mevcut fiziki koşulları nedeniyle insani şartlar altında, herkesle eşit haklara sahip olması gerektiğini belireterek, “Birçok engelli, yıllardır devletin boş kadrolarının doldurulmadığını ve istihdam sorunlarının çözülemediğinden yakınıyor. Engellilere verilen haklar tam olarak uygulanmıyor ve engelli maaşlarının yetersiz kalıyor. Ülke genelinde, engellilere ayrılan kontenjanların yeterince değerlendirilmediği gibi iş yerlerinde yaşanan mobbing ve ayrımcılık gibi sorunlar da engelli bireylerin yaşam kalitesini düşürüyor” sözlerini kullandı.</p>

<p><strong>“Toplumda engellilere karşı duyarsızlık var” </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Engelli bireylerin haklarının korunmasının &nbsp;ve desteklenmesinin önemine değinen Baykara, &nbsp;kamu ve yerel yönetimlerin bu konuda daha duyarlı olmaları, engellilerin hayatlarına adaptasyonları için gerekli düzenlemelerin yapılmasına dikkat çekerek konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Engelli bireylerin yaşadığı mağduriyetler ve hak kayıpları sürerken, toplumun bu konuda daha duyarlı hale gelmesi ve devlet yetkililerinin somut adımlar atması gerekiyor”</p>

<p><strong>ÖZEL HABER- İDRİS DEDE</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/engelli-bireyler-siyasi-temsil-istiyor-sorunlari-en-iyi-biz-biliriz</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jul 2024 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-24-at-125234-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="22338"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Sokak Hayvanlarının Korunması Toplumsal Sorumluluğumuzdur"]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/sokak-hayvanlarinin-korunmasi-toplumsal-sorumlulugumuzdur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/sokak-hayvanlarinin-korunmasi-toplumsal-sorumlulugumuzdur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Lokman Aslan, "Sokak hayvanlarının korunması sadece bir hayvan hakları meselesi değil, aynı zamanda ekosistem dengesinin sağlanması açısından da oldukça önemlidir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de, sokak&nbsp;hayvanları yasasına&nbsp;ilişkin tartışmalar sürüyor.&nbsp;Hayvanseverler ise&nbsp;sokakta yaşayan&nbsp;sokak hayvanlarınıntoplatılmasına şiddetle karşı çıkıyor.&nbsp;Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan&nbsp;(Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan,&nbsp;"Hayvan haklarının savunulması ve sahiplenilmesi doğanın dengesini korumak için önemlidir. Sahipsiz hayvanlarla ilgili sorumluluklar ve çevrenin korunması da aynı şekilde önemlidir.Doğadan alınan hayvanların sahiplenilmesi ve haklarının savunulması ekolojik denge için gereklidir.Sahipsiz hayvanların sayısının belirlenmesi ve sahiplenilmesi için yasal düzenlemelerin önemlidir. Canlıların birbirine bağlılığının ve doğanın deng<a name="_GoBack"></a>esinin sağlanması &nbsp;önemli bir konudur.&nbsp;Hepimiz sokak hayvanlarının yaşam alanlarını korumakla yükümlüyüz.&nbsp;Hayvanlarda insanlar&nbsp;gibi yaşam hakkına sahiptirler”&nbsp;ifadesini kullandı. Ayrıca, "5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun uygulanması, toplumda hayvan hakları konusunda farkındalık yaratılması açısından kritik bir adımdır" diye konuştu.&nbsp;<br />
<img alt="F627494F 66A8 4533 842D 2C27735D4Aa1" height="380" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/f627494f-66a8-4533-842d-2c27735d4aa1.jpeg" width="641" /></p>

<p>Hayvanların yaşam alanlarını kontrol altına almanın ve aşılamalarının, kısırlaştırılmalarının&nbsp;da önemli bir adım olduğunu belirten&nbsp;Aslan,&nbsp;"&nbsp;Canlıların birbirine bağlılığının ve doğanın dengesinin sağlanması &nbsp;önemli bir konudur. &nbsp;Bu dengeyi sağlamak için insanların&nbsp;ve hayvanların sağlığının korunması gerekmektedir.Çevrenin huzuru için bitkilerin ve hayvanların dengeli bir şekilde korunması gerekmektedir.Yerel çözümler üreterek mahallelerin ve toplumun refahı için çalışılmalıdır.Hayvanların sağlığı insanların sağlığıyla bağlantılıdır, bu nedenle hayvanların da korunması gerekmektedir.Hayvanların sağlıklı bir şekilde kontrol altına alınması ve refahlarının sağlanması için koordinasyon ve sorumluluk paylaşımı önemlidir. Bu, sadece belediyelerin veya tek bir kurumun değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.Köylerden başlayarak köpek nüfusunun kaydedilmesi, bakımının üstlenilmesi ve kısırlaştırılmasının önemlidir. Hayvan hakları ve korunması konusunda toplumsal duyarlılık ve bilinç artmalıdır.Toplumda dayanışma, saygı ve huzurun önemi üzerinde durularak, bireylerin ve kurumların ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi&nbsp;gerekiyor”&nbsp;şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca, sokak hayvanlarının bakımı ve korunmasında toplumun gönüllülerinde kattkıda bulunabileceğine dikkat çeken&nbsp;Aslan,"Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve bireyler arasında iş birliği sağlanması gerekiyor. Bu noktada herkesin üzerine düşen sorumluluklar vardır" dedi ve devam etti: &nbsp;“Hayvan hakları ile ilgili olarak toplumda bazı kesimlerin değişik görüşlere sahip.Bu tartışmaların temelinde insanların duyarlılığı yatıyor. Doğru bilgilendirme ile bu konuda toplumsal&nbsp;bir farkındalık oluşturulabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Aslan,&nbsp;"Sokak hayvanları ile olan ilişkimizin derinlemesine ele alınması, hem insan güvenliği hem de ekolojik denge açısından önemlidir. Unutmamalıyız ki, doğayı korumak için hepimizin birlikte hareket etmesi gerekiyor," şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p><strong>ÖZEL HABER- İDRİS DEDE</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/sokak-hayvanlarinin-korunmasi-toplumsal-sorumlulugumuzdur</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 15:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/f627494f-66a8-4533-842d-2c27735d4aa1.jpeg" type="image/jpeg" length="49005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van Gölü’nün tehlikeleri sürüyor]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/van-golunun-tehlikeleri-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/van-golunun-tehlikeleri-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kirlilik ve kuraklıkla mücadele eden Van Gölü’nün şimdilerde yüz yüze kaldığı en temel sorunlardan biri de kıyı işgali. Birçok kamu kurumu ve tüzel işletmelerin işgal ettiği kıyıda, her geçen gün artan yeni yapılar inşa ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, son yıllarda kirlenmeye ve su kaybı yaşamaya devam ediyor. Bu iki tehlike etkisini her geçen gün artırırken, gölün yüz yüze kaldığı bir başka tehlike ise kıyılardaki yapılaşma ve kamu kurumlarının işgali.Sahil şeridinin yerleşim yerlerine yakın ve yurttaşların kullandığı merkezi alanlar kamu kurumlarına ait sosyal tesis ve kampları ile kapatılmış durumda. Göl kıyısında kaymakamlık, jandarma garnizonu, Devlet Su İşleri(DSİ) gibi resmi kurumlara ait birçok yapı ve özel tesis bulunuyor.Son olarak yapılan Edremit Belediyesi’ne ait cafe&nbsp;ve Bitlis’in Ahlat İlçesi’ndeki Cumhurbaşkanı Köşkü bunlardan sadece birkaçı.</p>

<p><img alt="Van Gölü (2) 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/van-golu-2-860x505.jpg" width="860" /></p>

<p>Gölün sahilleri, 5 Mart 2022’de “Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescillendi. Bu kararla kıyıdaki imar yetkileri tamamen belediyelere ve Milli Emlak Müdürlüklerine verildi.</p>

<h1><strong>KIYIDA YENİ YAPILAR HIZ KAZANDI</strong></h1>

<p>Van Barosu'nun açtığı davalara rağmen kanun çıktığı tarihten bu yana kıyıdaki yeni yapılar hız kazandı. Yine kıyıya sıfır noktada birçok alanda dolgu yapılarak yeni yollar inşa ediliyor. Böylece orman fakiri kentin tek oksijen kaynağı olan sazlıklar da her geçen gün daha çok yok oluyor.</p>

<p>Son olarak Merit Otel, kıyı şeridine dolgu yaparak yeni bina yapmaya başladı. Konu, DEM Partili milletvekilleri tarafından Meclis gündemine, Türk Mimar ve Mühendis Odaları (TMMOB) tarafından yargıya taşındı.</p>

<h2><strong>'KIYI KANUNU HİÇE SAYILMIŞTIR'</strong></h2>

<p>Şehir Plancıları Odası Van Temsilci yardımcısı ve TMMOB İl Koordinasyon Kurulu (İKK) üyesi&nbsp; Ferhat Kayalık kentin genel problemlerinden birinin talan ve yağmalama politikası olduğunu söyledi. Kayalık, "Van, yandaş ve sermayedar kesimlere peşkeş çekilmiş ve rant dümenine dönmüş durumdadır. Yasal ve hukuki hiçbir zemine dayandırılmadan yapılanlardan biri de, eski Merit Oteli'nin tadilat hikayesi . Dolgu planlarla yapımı biten sahil yolu projesi, bir başka örnek.&nbsp; 3194 sayılı imar kanununa sonradan iktidar eliyle eklenen ve seçim vaatlerinde çokça yer alan "millet bahçesi" kararlarıdır. Turizm bölgesi ilan edilen birçok noktada bu kararlar, bir sonraki müteahhit kesimine emsal teşkil etmekte ve yerel yönetimlerin zora düşmesine neden olmaktadır. Kıyı kanununu hiçe sayarak yapılan Merit Otel inşaatı, elbette ki hatalıdır. Dolgu olan yetmezmiş gibi bir de ek bir bina yapımını görmekteyiz. Bununla ilgili TMOOB İKK (İl Koordinasyon Kurulu) olarak yerinde incelemeler yapmış. Ayrıca alanın bağlı olduğu Edremit ilçe imar müdürlüğüne dilekçe yazıp inşaatın derhal durdurulması ve denetiminin yapılmasını talep etmiştik . Fakat dilekçe cevabının aynı günü gözlem yapıldığında, inşaatın sekteye uğramadan devam ettiğini gördük" şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="Van Gölü (1) 860X505" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/van-golu-1-860x505.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>'BİRÇOK YAPI DURDURULMALIDIR'</strong></h3>

<p>Kirlilik, kuraklık ve kıyı kullanım alanlarının büyük bir sorun olduğunu belirten Kayalık, Van'ın bir deprem kenti olduğuna da vurgu yaptı. Kayalık şunları söyledi: "Van, deprem kenti olmasıyla beraber, 1995-1996 yılında Devlet Su İşleri(DSİ) tarafından belirlenen 1655. 00 afet kotunun taşıma riskinden dolayı yapılaşmaya kapatılan “Afete Maruz Bölge” olarak ilan edilen ve 2016 yılında Bakanlar Kurulu tarafından 1652 00-1653.00 afet kotlarına çekip 1653.00-1655.00 kotları arasını yapılaşmaya açtığını gördük. Tuşba ilçemizde Millet bahçesi kararı,&nbsp; Van Edremit&nbsp; sazlık sulak alanı, Van kalesi ve çevresi 1'inci derece doğal ve arkeolojik sit alanlarını ele alırsak, verilen afet kotu kararına binaen yapılması düşünülen birçok uygulamanın durdurulması gerekmektedir. Kirlilik noktasında kamu alanları olan kıyı şeridinin bireysel kullanımlardan uzaklaştırılması, ayrıca kirletici fabrika kararlarından derhal vazgeçilmesi gerekmektedir."</p>

<h4><strong>'HALKIN BİLİNÇLENDİRİLMESİ ÖNEMLİDİR'</strong></h4>

<p>Van'da yaşanan kıyı işgallerine dair TMMOB olarak konuyu yargıya taşıdıklarını hatırlatan Kayalık, son olarak şunları söyledi: "Şehir Plancıları Odası Van Temsilciği öncülüğünde yaşanan hak ihlalini yargıya taşıdık. Katılımcı süreçlerin ön plana çıkması ve halkın bilinçlendirilmesi önemlidir. Ranta açılan bölgelerin nereler olduğunu bilerek, oradaki yerel yönetimlerle iletişim kurmayı ve bilgi paylaşımlarını devam ettirmeyi ayrıca yönlendirmelerimizi doğru bir biçimde aktarmayı planlıyoruz. Bu minvalde halkın halk meclislerini oluşturması ve teknik bilgi birikimine, sahip bileşen üyelerimizin bu meclislerde paylaşım yapmalarını destekliyoruz."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Van Gölü (1) 860X505 (1)" height="505" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/van-golu-1-860x505-1.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>ÖZEL HABER- ZERRİN SARGUT</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/van-golunun-tehlikeleri-suruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jul 2024 18:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/van-golu-1-860x505.jpg" type="image/jpeg" length="62352"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halkların 5 bin yıllık mezarlığının kalıntıları  Van Gölü'nün çekilmesiyle gün yüzüne çıktı]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/halklarin-5-bin-yillik-mezarliginin-kalintilari-van-golunun-cekilmesiyle-gun-yuzune-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/halklarin-5-bin-yillik-mezarliginin-kalintilari-van-golunun-cekilmesiyle-gun-yuzune-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’ın Erciş ilçesinde bulunan ve binlerce farklı etnik kimliği içinde barındıran Selçuklu Mezarlığı'nın kalıntıları, göl sularının çekilmesiyle  gün yüzüne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZEL HABER: ZERRİN SARGUT</strong></p>

<p>Van Erciş'te bulunan&nbsp; Selçuk Mezarlığı, tarihi Urartu Mezarlığı ile bölgenin binlerce yıldır farklı etnik kökenli halkların kardeşçe, barış içinde yaşadığı 5 bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Erciş ilçesine 20 kilometre uzaklıkta Çelebibağı Mahallesi’nin güneyinde yer alan mezarlıkların, antik döneme ait olduğu biliniyor. Antik dönemde höyüğün üzerinde oluşturulan mezarlık, İslam öncesi ve İslami dönemi mezarlığın harmanı gibi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tunç Çağı'ndan günümüze kadar kullanılan tepe (tümülüs) şeklinde olan Selçuk Mezarlığı'nda Urartular, Selçuklular, Celayirler, Karakoyunlular ve birçok medeniyetin yaşam alanları olarak varlığını korumuştur. Geçtiğimiz yıllarda Van Gölü'nün kıyısında yer alan mezarlık kalıntıları şimdilerde&nbsp; göl sularının çekilmesiyle birlikte gün yüzüne çıkmış vaziyette.&nbsp;</p>

<p>ERCİŞ KALESİ'NİN KALINTILARI DA ORTAYA ÇIKTI</p>

<p>İnsan kemiklerinin ortaya çıktığı mezarlıkların hemen önünde ise tarihi Erciş Kalesi yer alıyor. Erciş Kalesi, Van Gölü'nün hemen kıyısında kurulan bir kale.&nbsp; Urartu Krallığı döneminde inşa edilen kalenin kalıntıları da Van Gölü’nde 2 metreyi bulan su çekilmesi, ekolojik tahribat, kuraklık nedeniyle gün yüzüne çıktı. Erciş Kalesi, Van Gölü sularının 1841 yılında yükselmeye başlamasıyla, terk edilmişti. O dönem suyun yükselmesi sebebiyle burada yaşayan yerel halk, Erciş’te bulunan Alkanat, Gölağzı ve Tekevler Mahallesi’ne yerleştirilmişti.</p>

<p>URARTULAR'A AİT 7 MEZARLIK&nbsp;</p>

<p>Çelebibağı Mahallesi'nin güney kısmında, Selçuklu Mezarlığı'nın güneybatı yönünde, beldeye yaklaşık olarak 5 km uzaklıkta, halkın "Madavank" olarak bildiği alanda ise Urartulara ait mezarlar da bulunmaktadır. Mezarlar, blok kaya oyularak oluşturulan yedi tane mezar konumundadır.</p>

<p>SANAT DEĞERİ TAŞIYAN 99 ADET "SANDUKA"</p>

<p>Mezarlıklarda sanat değeri olan 99 adet sanduka(sandık) mezar taşı tespit edilmiştir. Bu sandukaların üzerinde 15.yy sonuna kadar kullanılan geometrik şekil ve bitki süslemeleri mevcuttur. Günümüze kalan mezarların tamamı&nbsp; bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Mezarlar tepe ortasında, yeni sayılanlar ise tepenin güney ve doğu kısımlarında olan&nbsp; mezarlardır. Mezar taşları arasında cinsiyete göre herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Erkek ve kadınlar için ayrı süsleme özelliği taşıyan kitabeler dikilmiştir. Cinsiyetler ancak üzerlerindeki kimlik kitabelerinden anlaşılmaktadır. Mezar taşlarının&nbsp; üzerinde bulunan yazı ve süslemeler ise, ölüm anıyla sonsuz hayatın&nbsp; ahirette&nbsp; &nbsp;ödüllendirme ya da cezalandırma ümidini taşıyan bilgiler ve kimlik bilgileriyle donatılmıştır.&nbsp;</p>

<p>DEFİNECİLER TARAFINDAN TAHRİP EDİLİYOR</p>

<p>Bölgenin&nbsp; en büyük mezarlığı olma özelliğini gösteren mezarlıklar, şimdilerde defineceler tarafından tahrip edilmiş durumda. Altın veya tarihi eser için gelen definecileri yaptıkları kazılar nedeniyle ,&nbsp; mezarlıktaki kemikler de ortaya çıktı. Özellikle pandemi sürecinde, ciddi bir tahribat yaşayan mezarlıklar, şimdilerde kaderine terk edilmiş. İlk çağlardan beri kutsal olarak görülen yapılar bölgenin en köklü mezarlığı konumundadır.</p>

<p>' İNSANLAR YAŞAM ALANLARI TERK ETMEK ZORUNDA KALACAK'</p>

<p>Van Tarihi Eserleri Koruma ve Geliştirme Derneği(ÇEV-DER) Üyesi Zeynel Abidin Çelebi&nbsp; Van Gölü'nde yaşanan çekilme ve alanda yaptıkları çalışmalara dair, değerlendirmelerde bulundu.Çelebi, Erciş Selçuklu Mezarlığı'nın hemen yanında yer alan ve Van Gölü sularında yer alan Erciş Kalesi'nin kalıntılarının da gün yüzüne çıktığını söyledi. Çelebi, "Birkaç kaç yıl önce Erciş Kalesi'nin ucu,&nbsp; 2 metre&nbsp; kadar görünüyordu. Şimdilerde göl suları, 1500 metre kadar çekilmiş. Hava sıcaklığının artışı, yağışların azalması ve ekolojik kriz nedeniyle&nbsp; göl artık alarm vermektedir.</p>

<p>Normalin üstünde bir geri çekilme var. Erciş Kalesi'nin bulunduğu yerde yer alan Selçuklu Mezarlığı'nda suyun çekilmesiyle birlikte insan kemikleri ortaya çıkmış. Van Gölü'nde suda yaşayan birçok hayvan vardı, flamingolar başta olmak üzere 600'e yakın kuş türünü de, bünyesinde barındırmaktaydı. Alan, göç yollarında yer alıyordu. Su çekilmesi devam ederse, göl etrafında ya da yakın civarlarda yaşayan ve buralarda temel geçim kaynağını sağlayan insanlar bulundukları yaşam alanları terk edecek " dedi.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>'VAN GÖLÜ TEHLİKE ALTINDADIR'</p>

<p>Devlet yetkilerinin bu noktada herhangi bir tedbir almadığını dile getiren Çelebi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bölgede yapılan Hidroelektrik Santrali(HES)projelerinin doğaya verdiği zararlar da ele alınırsa, göl büyük bir tehlike altındadır.&nbsp; Bölgede yer alan köklü tarihi ile bilinen, Geliye Zîlan'da(Zilan Deresi) yapılan maden ocakları da&nbsp; tamamen talana yöneliktir. Doğa talanı hız kesmeden sürüyor. Devlet politikasının bölgede belediyelere&nbsp; atadığı kayyımlar sebebiyle, herhangi bir çalışma yapılmamaktadır. Bu durum çevre kirliğini arttırmakla birlikte , ekolojik krizi de beraberinde getirmektedir. Kimse bu doğa talanına ses çıkarmıyor."&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p><img alt="Fotoğraflar (4)" height="1200" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/fotograflar-4.jpeg" width="1600" /></p>

<p><img alt="Fotoğraflar (1)" height="1200" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/fotograflar-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/halklarin-5-bin-yillik-mezarliginin-kalintilari-van-golunun-cekilmesiyle-gun-yuzune-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jul 2024 03:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/fotograflar-2.jpeg" type="image/jpeg" length="99904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van ÇEV-DER: Sokak Hayvanları İçin Etik ve İnsani Bir Yaklaşım Sergilenmeli]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/van-cev-der-sokak-hayvanlari-icin-etik-ve-insani-bir-yaklasim-sergilenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/van-cev-der-sokak-hayvanlari-icin-etik-ve-insani-bir-yaklasim-sergilenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van ÇEV-DER, TBMM’ye sunulan sokak hayvanlarını öldürülmesini kapsayan yasa tasarısına tepki göstererek, “Uyutma gibi radikal yöntemler yerine, insani ve sürdürülebilir çözümler üzerinde odaklanılmalıdır” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne&nbsp;sunulan, sahipsiz hayvanlara yönelik Hayvanları Koruma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne karşı tepkiler sürüyor.&nbsp;Düzenlemeye göre,&nbsp;her belediyenin barınaklarındaki kapasite kadar köpeğin fotoğraflarını çekerek kuracakları internet sitesinde sahiplendirmeleri için ilan yayınlayacak ve&nbsp;köpeklerin fotoğrafları internet sitesinde 30 gün boyunca bekletilecek.30 gün içinde sahiplenilmeyen köpekler enjeksiyon ile uyutulacak.Sahiplenilen hayvanlara ise çip takılacak.Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz&nbsp;Van Çevre, Tarihi Eserleri Koruma ve Geliştirme Derneği (Van ÇEVDER)&nbsp;Başkanı Ali Kalçık, sokak hayvanlarının popülasyonunu azaltma konusunda kullanılan uyutma yönteminin, etik ve insani açıdan incelendiğinde doğru bir yöntem olmadığını söyledi. Kalçık, daha insani ve sürdürülebilir çözümlere odaklanmak gerektiğini belirterek, “Sterilizasyon ve kısırlaştırma gibi insan yöntemleri, popülasyonun kontrol altında tutulması açısından etkili ve daha insani bir yaklaşımdır” diye konuştu.&nbsp;<br />
<img alt="01Eb16F2 D6Dd 4Ec2 9Ddd Fe888630C4B9" height="853" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2024/07/01eb16f2-d6dd-4ec2-9ddd-fe888630c4b9.jpeg" width="860" /></p>

<p>“<strong>Sokak hayvanlarının yaşam hakkını&nbsp;korumalıyız”</strong></p>

<p>Yaşam hakkının önemine değinen Kalçık, “Sokak hayvanlarının yaşamlarını koruma ve onların refahlarını sağlama konusunda daha fazla çaba harcanmalıdır. Mümkün olduğunca yardım eli uzatılmalı, sağlık hizmetlerine erişim sağlanmalı ve doğal yaşam alanlarına saygı gösterilerek popülasyon kontrolü sağlanmalıdır. Sokak hayvanlarının yaşam haklarına saygı duyulmalı ve onların yaşamlarını korumak için insanlar olarak sorumluluklarımızın farkında olmalıyız” cumlelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p>“<strong>Belediyelere çok görev düşüyor”</strong></p>

<p>Belediyelerin, sokak hayvanlarını sterilize ve kısırlaştırma programları düzenleyerek popülasyon kontrolü sağlayabileceğinin altını çizen Kalçık, “Belediyeler, sokak hayvanlarına bakım ve tedavi imkanı sağlayarak onları sahiplendirmeye teşvik edebilirler. Sahiplendirme programlarıyla sokak hayvanlarına kalıcı ve sevgi dolu bir yuva bulunabilir.Belediyeler, sokak hayvanları için barınaklar veya geçici bakım merkezleri oluşturarak onların bakımını ve korunmasını sağlayabilirler. Bu merkezlerde hayvanlara sağlık hizmetleri, beslenme ve bakım imkanları sunulabilir.Belediyeler, halkı sokak hayvanlarının korunması ve refahı konusunda bilinçlendirmek için eğitim programları düzenleyebilirler. Bu programlar ile sokak hayvanlarına karşı daha duyarlı ve sorumlu bir tutum geliştirilmesi sağlanabilir.Belediyeler, yerel hayvan hakları dernekleri, sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerle işbirliği yaparak sokak hayvanlarının popülasyonunu azaltmak ve refahlarını artırmak için ortak projeler yürütebilirler”ifade etti.&nbsp;</p>

<p>“<strong>Köpeklere vefa borcumuz var”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Köpeklerin evcilleştirilen ilk hayvanlar arasında olduğunu vurgulayan Kalçık, “Köpekler, insanların yaşadıkları alanları korumak ve güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılmışlardır. Köpekler, tehlikeleri haber verme, yabancılara karşı koruma sağlama ve evleri koruma gibi görevlerde insanlara yardımcı olmuşlardır.&nbsp;Köpekler, avcılık, çobanlık, koruma ve taşıma gibi alanlarda insanlara yardımcı olarak kullanılabilen önemli iş gücü ve iş birliği partnerleri&nbsp;olmuş.&nbsp;İnsanlar, köpekleri işlerinde yardımcı olarak kullanarak daha verimli ve güvenli bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmişlerdir.&nbsp;Bu nokta da artık bizim onlara sahip çıkma ve göz kulak olma vaktimiz gelmiştir” diyerek konuşmasını sonlandırdı.</p>

<p><strong>ÖZEL HABER- İDRİS DEDE</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/van-cev-der-sokak-hayvanlari-icin-etik-ve-insani-bir-yaklasim-sergilenmeli</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jul 2024 15:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/01eb16f2-d6dd-4ec2-9ddd-fe888630c4b9.jpeg" type="image/jpeg" length="76416"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Unutulmayan Trajedi: Zilan Katliamın Ardından 94 Yıl Geçti]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/unutulmayan-trajedi-zilan-katliamin-ardindan-94-yil-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/unutulmayan-trajedi-zilan-katliamin-ardindan-94-yil-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 Temmuz 1930 tarihinde yaşanan  Zîlan Katliamı, Türkiye'nin karanlık tarihlerinden birini temsil eder. Kürt halkına yönelik bu büyük kıyımda, binlerce insan hayatını kaybetmiş ve birçok köy yok edilmiştir. Katliamın 94. yıl dönümünde, bu trajik olayın anıları hala tazeliğini koruyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasıyla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti çok kimlikli bir toplum yapısını inkâr eden ve tekçilik üzerine kurulu bir devlet yapısını benimsemiştir. 1924 Anayasası ile Kürtlere verilen özerklik sözü unutulmuş, 1925 yılında başlayan&nbsp;Şex&nbsp;Seîd&nbsp;İsyanı ve sonrasında çıkarılan Takriri Sükûn Yasası ve İstiklal Mahkemeleri ile Kürt isyanları bastırılmaya çalışılmıştır. Ağrı isyanı da bu dönemde meydana gelmiş ve&nbsp;tarihin en acıması katliamlarına sahne olmuştur.&nbsp;</p>

<p>1920'li yılların sonlarında, Ağrı Dağı ve çevresinde yoğunlaşan Kürt&nbsp;serhildanları, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğu bölgelerinde istikrarı sağlama girişimlerinin bir parçası olarak değerlendiriliyordu.&nbsp;Xoybûn&nbsp;(Bağımsızlık) adlı Kürt örgütünün öncülüğünde başlatılan bu&nbsp;başkaldırılar, Kürt halkının özerklik taleplerini dile getirdiği hareketlerdi. Devlet, bu isyanları bastırmak amacıyla geniş çaplı askeri operasyonlar düzenledi. Ve en acımasız katliamların yaşanmasına yol açtı.&nbsp;</p>

<p><strong>KANLI TARİH</strong></p>

<p>Katliam, 12 Temmuz 1930'da başlamış ve birkaç hafta&nbsp;içinde &nbsp;kanlı&nbsp;bir biçimde bastırılmıştır. Operasyon sırasında Zilan Deresi'ndeki köyler kuşatılmış ve siviller acımasızca katledildi. Cumhuriyet Gazetesi, 16 Temmuz 1930 tarihli haberinde, "Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur" ifadesini kullanarak, katliamın vahşetini gözler önüne sermiştir. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı’na ait raporlar da bu katliamın çoğunluğu silahsız insanlara karşı yapıldığını doğrulamaktadır.&nbsp;Operasyon sırasında, Türk ordusu 7. ve 9. Kolordular&nbsp;ile birlikte&nbsp;80 uçaktan oluşan bir hava gücü kullanmıştır. Ordu, köyleri yakmış ve binlerce Kürt sivili katletmiştir. Tanıkların ifadelerine göre, kadın, çocuk ve yaşlılar dahil olmak üzere binlerce kişi makineli tüfeklerle öldürülmüştür.</p>

<p><strong>MANŞETLER &nbsp;VE&nbsp;AÇIKLAMALAR VAHŞETİN BELGELERİ OLARAK KAYITLARA GEÇTİ</strong></p>

<p>Dönemin gazeteleri, katliamı detaylarıyla aktarmıştır. Cumhuriyet Gazetesi, 16 Temmuz 1930'da şu şekilde yazmıştır: "Ağrı Dağı tepelerinde tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı Dağı&nbsp;daimiolarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türk’ün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur."</p>

<p>Milliyet Gazetesi'nde ise 31 Ağustos 1930 tarihli haberde, dönemin başbakanı İsmet İnönü'nün şu sözlerine yer verilmiştir: "Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur."</p>

<p>Berlin'de yayınlanan&nbsp;Berliner&nbsp;Tageblatt&nbsp;gazetesi de katliamı, "Türkler, Zilan bölgesinde 220 köyü imha etti ve 4 bin 500 kadın ve yaşlı katletti" şeklinde aktarmıştır.</p>

<p><strong>CESET ALTINDA KURTULANLAR ANLATIYOR</strong></p>

<p>Katliamdan sağ kurtulan az sayıdaki tanığın anlatımları, olayın dehşetini bir kez daha ortaya koymaktadır:</p>

<p>Tahir Nas: "Derviş Bey adında bir komutan vardı. Kürtlerin büyük bir bölümü onun emrinde askerdi. Askerler köylerimizi kuşattı ve sivilleri ayırarak topluca öldürdüler. Binlerce insan makineli tüfeklerle vuruldu."</p>

<p>Mehmet Çakır: "Savaş ve çatışmalar başlamıştı. Sonra hepsinin isimlerini yazıp devlete verdiler. Cevher Efendinin evi ilk başta kaçaklara ekmek ve aş verdi, onları besledi."</p>

<p>Rıza&nbsp;Sargut: "Koyunları otlatıyordum, baktım yaklaşık 50 süvari vardı. Geldiler, ninem 'Bu Seyid Resul’dür' dedi. Ninem ona, 'Kardeş nereye gideceksiniz?' diye sordu. 'Biz hükümeti vuracağız, ortadan kaldıracağız' dedi."</p>

<p><strong>KATLİAM SONRASI TALAN</strong></p>

<p>Katliamın ardından, bölgedeki Kürt halkının mallarına ve mülklerine el konuldu. Pek çok köy boşaltıldı ve mallar,Kırgızistan'dan getirilen Türkler gibi diğer gruplara dağıtıldı. Erciş Asliye Ceza Mahkemesi'ne başvuran köylüler, mallarını geri almakta başarısız oldular. Sürgüne gönderilenler ise ancak yıllar sonra afla birlikte evlerine dönebildiler.</p>

<p><strong>SÜRGÜN VE SONRASI&nbsp;</strong></p>

<p>Katliamın ardından hayatta kalanlar için sürgün başladı. Birçoğu Adana ve diğer illere gönderildi.&nbsp;Araştırmacı Yazar&nbsp;İkram&nbsp;İşler'in&nbsp;açıklamalarına göre, sürgünde büyük zorluklar yaşandı ve sürgüne gönderilenler ancak 1950'lerdeki aflarla evlerine dönebildiler. Bu süreçte, sürgüne gönderilenler yeni yerleşim yerlerinde çobanlık ve kahyalık gibi işler yaparak hayatta kalmaya çalıştılar.&nbsp;İşler'in&nbsp;açıklamaları, sürgün döneminde yaşanan zorlukları gözler önüne sermektedir. İşler, sürgüne gönderilen Kürtlerin yeni yerlerde iş bulmakta zorlandığını, sosyal ve ekonomik zorluklarla başa çıkmak zorunda kaldıklarını belirtmiştir. Birçok aile parçalanmış, insanlar evlerinden uzakta zor koşullar altında hayatta kalmaya çalışmıştır.</p>

<p>1930 yılındaki Ağrı Zilan Katliamı, Kürt halkına yönelik büyük bir trajediydi. Katliamdan sonra, bölgedeki birçok köyde toplu mezarlar oluşmuş ve insan kemikleri gün yüzüne çıkmıştır. Bu toplu mezarlar, Zilan&nbsp;Katliamı'nın&nbsp;kalıcı izleri olarak varlığını sürdürmektedir. Bu bölüm, katliam sonrası ortaya çıkan toplu mezarlar ve insan kemikleri hakkında detaylı bilgi sunmaktadır.</p>

<p><strong>TOPLU MEZARLAR VE İNSAN KEMİKLERİ</strong></p>

<p>Zilan&nbsp;Katliamı'nın&nbsp;ardından toplu mezarlar, bölge genelinde bulunmuştur.&nbsp;Koçköprü&nbsp;Barajı’nın inşası ve su seviyesinin düşmesi&nbsp;ile birlikte&nbsp;bu mezarlar daha belirgin hale gelmiştir. Van’ın Erciş ilçesi Zilan Çayı üzerinde inşa edilen&nbsp;KoçköprüBarajı, su seviyesinin düştüğünde insan&nbsp;kemiklerinin kıyıya vurmasına neden olmuştur. Bu durum, katliamın fiziksel izlerini ortaya çıkarmıştır.</p>

<p>Belirli Köyler ve Alanlar:</p>

<p>Mirşud&nbsp;Köyü:&nbsp;bu köyde ve&nbsp;Babezeng&nbsp;Tepesi'nde birçok çocuk kafatası bulunmuştur. Bu kafataslarının çoğunda kurşun delikleri tespit edilmiştir.</p>

<p>Partaş&nbsp;Köyü:&nbsp;Yaptığım araştırmada, bu köyde yapılan barajın altında kalan insan kemiklerinin ve mezarların varlığını belirtmiştir. Bu kemiklerin bir kısmı, barajın su seviyesinin düşmesiyle birlikte gün yüzüne çıkmıştır.&nbsp;</p>

<p>-&nbsp;Milk,&nbsp;Kunduk, Birhan,&nbsp;Bonizli,&nbsp;Sarkoy,&nbsp;Şorik,&nbsp;PirneşinKöyleri: Bu köyler katliamın yoğun yaşandığı yerler arasında olup, toplu mezarların bulunduğu alanlar olarak kaydedilmiştir.</p>

<p><strong>DEĞİŞMEYEN ANLAYIŞ</strong></p>

<p>Toplu mezarlar ve insan kemikleri, sadece Zilan&nbsp;Katliamı'nıntrajik tarihini değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın canlı tutulması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kemikler, katliamın unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması için birer hatırlatıcı olarak varlıklarını sürdürmektedir.</p>

<p>Devletin bu konudaki yaklaşımı ise eleştirilmektedir.&nbsp;Koçköprü&nbsp;Barajı'nın inşası sırasında, toplu mezarların ve kemiklerin varlığı göz ardı edilmiştir. Bu durum, katliamın izlerini silmeye yönelik bir girişim olarak değerlendirilmektedir. İnsan hakları örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, devletin kemiklerin bilimsel olarak incelenmesi ve insanlık onuruna yakışır şekilde defnedilmesi için adım atması gerektiğini vurgulamaktadır.&nbsp;Zilan&nbsp;Katliamı'nın&nbsp;ardından ortaya çıkan toplu mezarlar ve insan kemikleri, bu trajedinin unutulmaması ve toplumsal hafızada canlı tutulması açısından büyük önem&nbsp;taşımaktadır.İnsan&nbsp;hakları örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının bu konudaki çabaları, toplumsal hafızanın korunması ve insanlık onuruna yakışır bir şekilde davranılması adına büyük önem taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>EKOLOJİK KATLİAM</strong></p>

<p>Zilan Katliamı, 1930 yılında binlerce Kürt insanının öldürüldüğü büyük bir trajedidir. Ancak Zilan Vadisi, tarihsel trajedinin yanı sıra günümüzde ekolojik bir katliama da sahne olmaktadır. Bu bölüm, Zilan Vadisi'nde yapılan maden ocakları ve Hidroelektrik Santraller (HES) projelerinin neden olduğu ekolojik tahribatı ele almaktadır.</p>

<p><strong>EKOLOJİK TAHRİBATIN SONUÇLARI&nbsp;</strong></p>

<p>Zilan Vadisi, Van Gölü'nü besleyen en büyük nehirlerden biri olan Zilan Çayı'na ev sahipliği yapmaktadır. Bu bölge, zengin flora ve faunası ile ekolojik açıdan büyük bir öneme sahiptir. Ancak son yıllarda vadide yapılan barajlar, HES projeleri ve maden ocakları, bu doğal zenginliği tehdit etmektedir&nbsp;Zilan Vadisi üzerinde kurulan&nbsp;Koçköprü&nbsp;Barajı ve planlanan HES projeleri,&nbsp;bölgenin ekosistemini ciddi şekilde tahrip etmektedir. Barajın inşası sırasında ve sonrasında, vadide bulunan toplu mezarlar ve insan kemikleri açığa çıkmış, bu durum tarihsel ve ekolojik bir yıkıma yol açmıştır. Zilan Ekoloji Platformu'ndan Şahabettin Demir, iş makinelerinin çalışması sırasında birçok insan kemiğinin toprak yüzeyine çıktığını belirtmiştir.</p>

<p>HES projeleri, bölgedeki su kaynaklarının kontrolünü ele alarak, tarım ve hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir. Zilan Vadisi'nde yaşayan köylüler, bu projelerin geçim kaynaklarını yok ettiğini ve göçe zorlandıklarını ifade etmektedir. Ayrıca, balık türleri ve endemik bitkiler de HES projelerinin etkisiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır</p>

<p><strong>MADEN OCAKLARI</strong></p>

<p>Zilan Vadisi'nde yapılan maden arama ve mermer ocakları da bölgenin ekosistemine büyük zarar vermektedir. Altın madeni ve mermer ocaklarının atıkları, Zilan Deresi'ne dökülmekte ve su kirliliğine neden olmaktadır. Bu durum, balık ölümlerine ve su samurlarının yaşam alanlarının yok olmasına yol açmaktadır. Ekosistemin bozulması, bölgedeki bitki ve hayvan türlerinin yok olma tehlikesini beraberinde getirmektedir.</p>

<p><strong>TOPLUMSAL VE EKOLOJİK YIKIMIN TAHRİBATLARI</strong></p>

<p>Zilan Vadisi'nde yapılan bu projeler, sadece ekolojik değil, aynı zamanda toplumsal bir yıkımı da beraberinde getirmektedir. Bölgedeki köylüler, geçim kaynaklarının yok edilmesiyle karşı karşıya kalmakta ve zorunlu göçe maruz kalmaktadır. Ayrıca, bölgenin tarihsel hafızası da bu projelerle silinmeye çalışılmaktadır. Zilan&nbsp;Katliamı'nın&nbsp;izleri, baraj ve HES projeleriyle su altında kalmakta ve toplumsal hafıza yok edildiğine dair iddialar açığa çıkmaktadır.&nbsp;</p>

<p><strong>ÖEL HABER- İDRİS YILMAZ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/unutulmayan-trajedi-zilan-katliamin-ardindan-94-yil-gecti</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jul 2024 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/07/i-m-g-1297.jpeg" type="image/jpeg" length="43922"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
