<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hakkari Haber</title>
    <link>https://www.colemerghaber.com</link>
    <description>Hakkari ve Yüksekova’dan doğru, hızlı ve güvenilir haberin adresi, Colemerg Haber, Hakkari Haber ve Yüksekova Haber, Yaşadığınız yerden, yaşadığınız gibi haber alın!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.colemerghaber.com/rss/makale" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Colemerg Haber, Sitemizde yer alan içerikler kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 12:58:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/rss/makale"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Babamın İzinde!]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/babamin-izinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/babamin-izinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün babamın ölüm yıl dönümü. Zaman acıyı hafifletmek yerine derinleştiriyor; çünkü babam sıradan bir baba değildi. Göç, baskı ve mücadeleyle örülmüş bir yaşamın direnişçi Kürt babasıydı. Herkes ondan fikir alır, onunla konuşmak isterdi. Bizim için bir rehber, bir umut, bir yol göstericiydi. Varlığı, sadece evimizi değil, yüreğimizi de aydınlatırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Babam, adaletin ve onurun simgesiydi. Evimize yapılan bir polis baskınında sivil polisin karşısına dimdik durup “Biz de bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?” diye sorduğunda sesi titremedi. Her zaman haklıyı korur, haksızlığa karşı dimdik dururdu.<br />
<br />
1980’li yıllarda, köyde çocuklara Kürtçe isim verildiği için asker karşısına çıktığında, telsizle göğsüne defalarca vurulmasına rağmen geri adım atmadı. Köyler boşaltıldığında, “Ya korucu olacaksınız ya da köyü boşaltacaksınız” dediklerinde, o cesurca şu kararı verdi: “Korucu olacağıma köyü bırakırım; ama bin bir emekle yaptığım evimi sizin yakmanıza izin vermem.”<br />
<br />
Ve sözünü tuttu. Kendi elleriyle yıktı evimizi. Bu, bir yıkım değil; onurun, direnişin ve özgürlüğün sembolüydü.<br />
<br />
Babamın yaşamı bize öğretti ki; babalar sadece ailemizin değil, aynı zamanda karakterimizin temelini oluşturur. Onların yokluğunda anlıyoruz güneş gibi hayatımızı ısıttıklarını. Ölüm, bazen bir kayıp değil; bıraktıkları izlerle sonsuz bir varoluşa dönüşüyor.<br />
<br />
Hakkâri’nin dağlarında yoğrulmuş, emeğin ve cesaretin insanıydı babam. Göçün, baskının ortasında bile insana sevgiyi, adaleti ve dayanışmayı öğretmişti. Onun ışığı, hâlâ yolumuzu aydınlatıyor.<br />
<br />
Babamı kaybetmek hâlâ çok acı veriyor. Ama bıraktığı değerler, içimizde yaşamaya devam ediyor. Onu hatırlamak, bize güç veriyor. Babam, sadece bir baba değil; yaşamın anlamını, adaletin gücünü, insanın direncini ve inancını öğreten bir önderdi.<br />
<br />
Onu unutmayacağız. Onun yolunda yürüyerek, bıraktığı mirası yaşatacağız. Her anımızda, her mücadelemizde, onun ışığıyla ilerleyeceğiz.</p>

<p><img alt="1B81Af0F A0E0 451D 97Cf 69Ac16768F5B" height="1600" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2025/10/1b81af0f-a0e0-451d-97cf-69ac16768f5b.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="31852C2B D29C 4A69 9966 6732B5A1Fcf4" height="1024" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2025/10/31852c2b-d29c-4a69-9966-6732b5a1fcf4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="768" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/babamin-izinde</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Oct 2025 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2025/10/b9eb3a05-2d2a-4613-9e87-e409ce4c016e.jpeg" type="image/jpeg" length="15255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkari İl Özel İdaresinin İşçi Alımı!]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/hakkari-il-ozel-idaresinin-isci-alimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/hakkari-il-ozel-idaresinin-isci-alimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkâri İl Özel İdaresi’ne bağlı Sümbülsan Taahhüt Ticaret Anonim Şirketi’nin 12 Mayıs 2025 tarihinde yayımladığı işçi alım ilanı, beraberinde ciddi tartışmaları da getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alımlara dair yazılı açıklama yapan Yunus Aşkan İlanda açıkça yazılı ve uygulamalı sınav yapılacağı, adayların puan esasına göre değerlendirileceği belirtilmişti. Ancak sürecin ilerleyişi, ilan şartlarının dışına çıkıldığını ve şeffaflık ilkesinin zedelendiğini ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Bugün sizlerle, hepimizi yakından ilgilendiren bir konuyu paylaşmak istiyorum. 12 Mayıs 2025 tarihinde, Hakkâri İl Özel İdaresi’ne bağlı Sümbülsan Taahhüt Ticaret Anonim Şirketi tarafından işçi alım ilanı yayımlandı. Abiminde içinde olduğu yaklaşık 200'den fazla kişi sınavlara katıldı. Bu ilanda açıkça yazılı ve uygulamalı sınav yapılacağı, adayların puan esasına göre değerlendirileceği belirtilmişti. Ancak süreçte yaşananlar, ilan şartlarının dışına çıkıldığını ve şeffaflık ilkesinin ihlal edildiğini ortaya koymuştur.</p>

<p><strong>Şöyle ki;</strong></p>

<ul>
 <li>Hiçbir adayın sınav puanı kamuya açıklanmamıştır.</li>
 <li>İlanda yer almamasına rağmen kura yöntemi uygulanmış, puanlar duyurulmadan adaylar elenmiştir.</li>
 <li>Bazı adaylar kuraya bile girmeden doğrudan işe alınmıştır.</li>
 <li>Kurada yedek aday belirlenmemiş, bu da eşitlik ilkesine aykırıdır.</li>
</ul>

<p>Ben bu usulsüzlükleri resmi yollarla ilgili makamlara ilettim. Ancak maalesef hiçbir soruma cevap verilmedi.</p>

<ul>
 <li>Adayların sınav puanları neden gizleniyor?</li>
 <li>Kura yöntemi hangi hukuki dayanağa göre uygulandı?</li>
 <li>Doğrudan atanan kişilerle ilgili iddialar neden araştırılmıyor?</li>
 <li>Ve en önemlisi, vatandaşın en temel hakkı olan bilgi edinme hakkı neden engelleniyor?</li>
</ul>

<h2><strong>Saygıdeğer halkımız;</strong></h2>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi eşitlik ilkesini, 70. maddesi ise her vatandaşın kamu hizmetine girme hakkını garanti altına almıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 3. maddesi, işe alımlarda liyakat ve eşitlik esasını zorunlu kılar. Ayrıca, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, kamu kurumlarını şeffaf davranmaya mecbur bırakır.</p>

<p>Ne yazık ki, Hakkâri’de yapılan bu alım süreci tüm bu yasal çerçevelere aykırıdır. Bu durum yalnızca bizim değil, hepimizin hakkını ilgilendirmektedir. Çünkü kamuya yapılan her alım, şeffaflıkla, adaletle ve liyakatle yürütülmelidir.</p>

<p>Biz kura yapılacağı ilan edildikten sonra etkin bir şekilde yetkili ve ilgili bütün kurumlarla görüşme sağlamaya çalıştık, randevu taleplerimiz oldu ne yazık ki Ne Valimiz nede Vali yardımcılarımızla yüz yüze görüşme olanağı olmadı.</p>

<p><img alt="470466384 908697951244041 9132825573122736685 N 850X527" height="527" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2025/08/470466384-908697951244041-9132825573122736685-n-850x527.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="850" /></p>

<h2><strong>Buradan kendilerine soruyoruz</strong></h2>

<ul>
 <li>İlan edilen bir sınavın sonuçlarını öğrenmek için, biz neden savcılıklarda, mahkemelerde dilekçe vermek zorunda kalıyoruz?</li>
 <li>Neden bize savcılık ve mahkeme yolunu gösterdiniz?</li>
 <li>Kamu kurumları neden açıkça yapmaları gereken bir şeyi yapmaktan imtina ediyor?</li>
 <li>16 Temmuz tarihinde kura yapılacağı açıklanıp bir sonraki günü 17 Temmuz saat 9 buçukta kura çekiliyor. Bir gün önceden ilan edip sonraki gün kurayı çekip bitirmekteki aceleniz neydi ve bunu neden iş ilanında açıkça belirtmediniz?</li>
</ul>

<p>Bu süreçte bütün yetkililerden önce muhatap bulduğumuz kişi Avukat Zeydin Kayadır. Kendisi yakın çevresi ve aile büyüklerimizle birlikte Kaya Plazanın girişindeki iş yerinde yaptığımız görüşmede şunu belirtmiştir. Birçok adayın puanının eşit veya birbiriyle yakın olmasından dolayı Kurayı biz koyduk dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Şimdi Valiliğimize ve İl özel idareye soruyorum</strong></h2>

<p>Zeydin Kaya hangi yetkiyle kurayı koyuyor. Kendisinin bu alımlara etkisi nedir?</p>

<p>Buradan Hakkâri İl Özel İdaresi’ne, Sümbülsan A.Ş.’ye ve ilgili yöneticilere sesleniyorum:</p>

<p>Vatandaşın kafasındaki soru işaretlerini gidermek için sınav puanlarını açıklayın. Kura uygulamasının hangi kanuna dayandığını kamuoyuna duyurun. Ve yapılan işlemleri şeffaf bir şekilde paylaşın.</p>

<p>Değerli Hakkari halkı ve bu durumdan mağdur olan arkadaşlarımız hukuki olarak hakkınızı sonuna kadar savununuz. Eğer bugün siz anayasanın size tanıdığı haklarınıza sahip çıkmazsanız yarın öbür gün aynısını kardeşlerinizde yaşayacaktır.</p>

<p>Son olarak buradan açıkça ifade ediyorum: Her ne pahasına olursa olsun Bu sürecin takipçisi olacağım. Hukukun yanında durmaya devam edeceğim. Çünkü şeffaflık, adalet ve liyakat, hepimizin hakkıdır.</p>

<p>Teşekkür ederim.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/hakkari-il-ozel-idaresinin-isci-alimi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 Aug 2025 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2025/08/470466384-908697951244041-9132825573122736685-n-850x527.jpg" type="image/jpeg" length="42719"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kürtler Kendi Geleceklerini Özgürce Belirleyebilecek mi?]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/kurtler-kendi-geleceklerini-ozgurce-belirleyebilecek-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/kurtler-kendi-geleceklerini-ozgurce-belirleyebilecek-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kendi kaderini tayin etme hakkı, sadece siyasi bir sorumluluk değil, aynı zamanda hukuki bir gereklilik olarak ele alınmalıdır. Kürtler adına karar almak, onların iradesi dışında belirlemeler yapmak doğru değildir, çünkü hiçbir dış kurum veya otorite, Kürtler için neyin en iyi olduğunu onlardan daha iyi bilemez. Bu nedenle, Kürt halkının kendi geleceğini özgürce belirleyebilmesi için giderek genişleyen bir alanın oluşturulması gerekmektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP&nbsp;lideri Devlet Bahçeli'nin&nbsp;DEM Partililer ile tokalaşması,&nbsp;Kürtleri acı çekmeme özgürlüğü ve kendi geleceğini belirleme hakkı tartışmasınıda beraberinde gündeme getirdi.</p>

<p>Bahçeli'nin çıkışı Kürt meselesinin çözümüne yol açacak mı? Çok zor görünüyor. Ancak yine de umutlu olmalıyız. Bununla birlikte barış için bir miktar umut uyandı ama coşku uyanmadı. Ve hiç kimse sonunun nereye gideceğini bilemez. Ortaya çıkan soru şu: Barışın ilk şartı nedir? Eğer Türk devleti ile Kürtler arasındaki çatışma gelecekte çözülecekse tarafların birbirini eşit olarak tanıması gerekiyor. Benim izlenimim, süreci ve girişimin sunuluş şeklini okuduğumda bunun samimi bir girişim olduğu anlamına gelmediği yönünde. Bunun bir nedeni Türk milliyetçilerin süreci yönlendirmesindeki üstlendikleri önemli rolü. Ve sanki barışın şartı Kürtlerin taleplerinden vazgeçmesi gerektiği izlenimi veriliyor. O halde soru şu: Kürtlerin taleplerinden vazgeçmesi barış için gerekli bir bedel midir? Hayır.</p>

<p>Burada güç oranı üç seçeneği belirler. Ya da devletin mantığı şunu emrediyor: Kimine kendimiz karar veririz, kimine birlikte karar veririz, kimine ise karar vermeyiz, yani saygı duyarız. Şu ana kadar gelen sinyaller, kararı kendilerinin vereceğini gösteriyor çünkü Bahçeli'nin açıklaması Kürtlere dayatma gibi sunuldu. Milliyetçiler, Kürtler için nefessiz çözüm istiyorlar. Çünkü Kürtlerin hayatlarına hükmetmek milliyetçilere kendilerini yüceltme fırsatı veriyor. "Ayrılıkçıları" son adamına kadar öldürmeye kararlı olduğunuz hayaliyle kendinizi savunmanın hiçbir anlamı yok.</p>

<h2><strong>DAYATILMIŞ BİRLİKTELİK</strong></h2>

<p>Herkes biliyor ki, katı milliyetçi ideoloji nedeniyle Kürtlerin varlığı ihlal edildi, ediliyor. İşte Kürtlere dayatılmış bu baskın düzenlemeye «kardeşlik» ya da «birlik ve berberlik» diyorlar. Hatta daha ileri gidip “Cumhuriyetimizin mayası kardeşliktir”, sıklıkla iddia ediyorlar. Bu «kardeşlik» aldatmacılığı sömürgeciliğin yeni ismidir ve yaygın hale geldi. Sıradan bir araca Jaguar dediğiniz için, o Jaguar olmaz. Kardeşlik, insan grupları arasında, birbirlerine bağlılık ve desteğe güçlü bir vurgu yapan kardeşçe bir ilişkiyi veya dostluğu ifade eder. Eğer Kürtler kardeşinizse onları özgür bırakın. Özgürlüğün olmadığı yerde kardeşlik de olmaz.</p>

<p><img alt="Kurtler 1 780X470" height="470" src="https://colemerghabercom.teimg.com/colemerghaber-com/uploads/2025/02/kurtler-1-780x470.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="780" /></p>

<p>Kürtler ve Türkler tarihsel olarak güçlü bağlara ve ortaklığa sahiptirler. Tarihte birçok kez Kürtler, Türklerle kardeşliklerine, örneğin Malazgirt'te, Çanakkale Savaşı'nda, kurtuluş mücadelesi ve diğer bir çok bağlamlarda güçlü bir inanç göstermiş ve iyi günde de zayıf günde de birbirlerinin yanında olmuşlardır. Ancak Milliyetçi Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle bu kardeşlik aniden bitirildi ve düşmanlığa dönüştü.</p>

<h3><strong>KÜRTLERİN KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME HAKKINA SAYGI GÖSTERİN</strong></h3>

<p>Diğer tüm milletler gibi Kürtlerin de seçim yapma ve kendi hayatları üzerine karar verme hakları vardır. Eğer adil bir ulus olmayı hedefliyorsanız Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkına olan saygısızlığa son vermeniz gerekiyor. Çoğu Türk'ün kimliğinin farkında olmadığını varsayamam. Biz Kürtlere de aynı bakış açısına sahip olmak doğal bir beklentidir. O halde aynı bakış açısının Kürtler için de geçerli olmasına saygı duymanız gerekiyor. Bunun tersi, kendi kaderini tayin hakkının hukuki anlamda genişletilmesine yönelik önerilere karşı kısıtlayıcı bir tutum takınılmasına zemin hazırlamaktadır.</p>

<p>Kürtlerin talepleri çeşitli hükümetler tarafından sistematik olarak bastırıldı. Artık Kürtlerin taleplerinin bir ölçüde kabul edilebileceğinin sinyali veriliyor. Ayrıca kabulün, herhangi bir etnik grubun normal hakları gibi doğal haklarla aynı kefeye konulmaması gerektiği de söyleniyor.</p>

<p>Evet, oraya nasıl geldik? Son yıllarda çok sayıda etnik ve siyasi çatışma birbirini izledi. Ülkenin gittiği yönü gösteren bazı örnekler:</p>

<p>-Türk aşırı milliyetçileri Kürtlere, sokaklarda Kürtçe konuştukları, Kürtçe müzik çaldıkları, düğünlerde Halay dansı yaptıkları için saldırıyor.</p>

<p>-Saygın Batılı dergilerde giderek artan sayıda Türk milliyetçiliği propagandası makaleleri, ideolojik güdümlü bilimin sonucu olduğu için iptal ediliyor.</p>

<p>-Kürt illerinde seçilmiş pek çok belediye başkanı, terör suçlamasıyla hukuksuz bir şekilde görevden alındılar.</p>

<p>-Pek çok kişiye göre sıra artık İstanbul'a geldi. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden alınması buna örnek olarak işaret ediliyor.</p>

<h3><strong>HAKİKAT VE UZLAŞMA KOMİSYONU KURULMALI</strong></h3>

<p>Eğer amaç Kürtlerle birlikte ülkede barış ve özgürlüğü sağlamaksa, alınacak ilk tedbirlerden biri gerçekleri ortaya çıkaracak ve Kürtlerin cumhuriyet tarihi boyunca maruz kaldığı acılara son verecek bir meclis araştırma komisyonu kurmaktır.</p>

<p>Ciddi olmak gerekirse: Erdoğan hükümetine, cumhuriyetin 101 yıllık tarihi boyunca Kürtlerin başına gelenlere dair verileri toplayacak ve geleceğe yönelik bir çıkış yolu gösterebilecek bir hakikat komisyonu kurmasını teklif edilmeli. Hakikat komisyonu, uzlaşmanın gerçekleşebilmesi için Kürtlere karşı işlenen haksız uygulamaları araştıran bir devlet kurumudur. Komisyonun dünyaya açılması ve Belçika, İsviçre, Galler, İspanya gibi ülkelerin etnik çatışmalarını demokratik yöntemlerle nasıl çözdüklerini öğrenmesi gerekiyor.</p>

<p>Cumhuriyet ile Kürtler arasında 100 yıldır devam eden çatışma, savaşın doğallıktan uzak ve anlamsız hale geldiği bir boşluk yarattı.&nbsp;Türkiye, demokratik olmayan ülkeler gibi, etnik çatışmaların çözümü hala askeri çözümde aranmaktadır. Retoriklerinde bunlar, büyük bir ulusun diğer insan gruplarını yönetme hakkına ve görevine sahip olduğunu ve bunun etik açıdan haklı olduğunu ileri sürüyorlar. Demokratik ülkelerde ise barışçıl çözüm doğal çözüm olarak öne çıkmakta. Ve ortak bir argüman da etnik grupların onuruna ve kendi kaderini tayin hakkına saygı duymaktır.</p>

<h3><strong>ULUS-DEVLET ÇERÇEVESİNDE KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME HAKKI</strong></h3>

<p>Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı demokratik bir hukuk devleti çerçevesinde yeniden tesis edilebilir. Sorun, bunun ne tür bir kendi kaderini tayin hakkının önünü açtığıdır. Ulus-devlet içinde kendi kaderini tayin hakkının tanınması, Batı Avrupa'da 1970'lerden itibaren ortaya çıkan yerli politikasının temelini oluşturuyor. Birçok ülkede yerli halkların devletteki haklarını ve konumlarını güçlendiren uyarlamalar gerçekleşti. Böyle bir tanınma, yerli halk ile devletin siyasi sistemi arasındaki ilişkinin, yerli kültür ve toplumun gelişimi için hayati önem taşıdığı anlamına gelir. Yerli halkın haklarının korunması, devletin yerli politikasına bakış açısını, yerli halkın içsel öz anlayışını ve dolayısıyla yerli politikasının biçimini etkilemiştir. Sonuç, yerli halk ile devlet arasındaki etkileşimin kapsamlı bir şekilde yasallaştırılmasıdır.</p>

<p>Yerli halkların devletin tanımladığı ve kontrol ettiği kendi kaderini tayin hakkı, bir çelişkidir. Kendi kaderini tayin hakkı, yerli halkların hem bireysel hem de kolektif olarak az ya da çok parçası olduğu bir devlette uygulanır. Başka bir deyişle devlet, yalnızca tahakkümü temsil edebilecek bir aktör değil, aynı zamanda nüfusun geri kalanıyla uyumlu olarak yerli halkın da katıldığı ve hizmet aldığı bir yapıdır. Bu durum özellikle Norveç'teki Samiler (Laponlar), Büyük Britanya'daki Galliler ve İskoçlar, İspanya'daki Katalanlar ve Basklar için geçerlidir. Yerli halklar ile devlet arasındaki ilişkide, yerli halkların kendi kaderini tayin etme olasılığı için devlete bağımlı olduğu, aynı zamanda kendi kaderini tayin hakkının ne olabileceğini sınırlayan devletin de olduğu bir gerilim var. Yerli halklar için devlet, hem birlikte hem de karşı oldukları bir yapıdır. Kürtler bağlamında kendi kaderini tayin hakkı, başka bir deyişle Kürtler ile devlet arasındaki etkileşimdir.</p>

<p>Böyle bir durumda yerli halk özerktir ancak aynı zamanda devletle karşılıklı bağımlılık ilişkisi içindedir. Böyle bir ilişki, her ne kadar asimetrik olsa da, öncelikle devletin gücünün kontrol altında olmasını ve yerli halklara karşı tahakküm kurmamasını sağlamak amacıyla, karşı-güç uygulamak için yasal olarak düzenlenmiş fırsatlar biçimleri aracılığıyla ortaya çıkar. Bu, kendi kaderini tayin etme konusunda, devletin müdahalesinin olmadığı bir siyasi egemenlik biçiminin söz konusu olduğu siyasi literatürde sıklıkla sunulandan farklı bir bakış açısıdır.</p>

<p>Müdahale etmeme perspektifinde öne çıkan görüş, kendi kaderini tayin hakkının yerli halkların bölgesel özyönetimi, nihai karar alma yetkisi veya kendilerini etkileyen hükümet kararları konusunda özgür ve önceden bilgilendirilmiş rıza hakkı ile ilgili olduğu yönündedir.</p>

<p>Tahakkümsüzlük perspektifinde siyasi ve kültürel topluluklar ve devlet bu nedenle özerktir ancak aynı zamanda karşılıklı olarak birbirlerine bağımlıdır. Bu tür bir kendi kaderini tayin hakkı, ilişkinin yasal olarak düzenlenmesini gerektirir.</p>

<h3><strong>KÜRTLER DEVLETİN HAKİMİYETİNİ SINIRLAYACAK YASAL VE KURUMSAL MEKANİZMALARA SAHİP OLMALI</strong></h3>

<p>Soru şu; Türkiye'de Kürtlerin devlet hakimiyetine karşı kendilerini koruyacak hukuki ve kurumsal mekanizmaların gelecekte ne gibi gelişmeleri olacak ve bunlar bu durumda Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesi için ne gibi bir alan sağlayacak?</p>

<p>Kürtlerin haklarının yasallaştırılması, kolektif Kürt demokratik ve siyasi katılımını güçlendirecek ve daha fazla hukuki gelişme için çalışacak, kendi kendini güçlendiren süreçleri başlatacak ve bu da devletin Kürtler üzerinde tahakküm kurma olanaklarını sınırlayacaktır. Başka bir deyişle; Devlet ile Kürtler arasındaki ilişkinin gelişimi giderek artan oranda, Kürtlerin kendi kaderini tayin etme olanağına sahip tahakkümün yokluğu olarak nitelendirilebilir. Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesi için bir alan açılıyor, ancak bu, Kürtlerin öncülüğünde kolektif bir toplumsal değişimi kolaylaştırmak için çok az şey yapan, esas olarak prosedürel karşı-güç ile karakterize edilen bir kendi kaderini tayin hakkı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baskın olmayan bir devlet, kontrolsüz kararların alınamayacağını garanti eden açık oyun kurallarına sahip demokratik bir hukuk devletini varsayar.</p>

<p>Tahakkümsüzlük perspektifinde temel sorular, devlet kurumlarının karar verebileceklerinin sınırlarının neler olduğu, devlet kurumları arasındaki güç ilişkisinin nasıl organize edildiği ve karar alma süreçlerinin nasıl düzenlendiğidir. Bu düzenleme devletin hakimiyet fırsatlarını en aza indirme gücünü kontrol eder ve çerçeveler.</p>

<p>Hakimiyetsizlik perspektifi yalnızca federal eyaletler için geçerli değildir. Üniter devletlerde de güç, merkezi, bölgesel ve yerel yönetimler arasında katmanlı eş-yönetim yöntemleriyle yasal ve demokratik bir şekilde dağıtılabilir. Yine İngiltere, İspanya ve kısmen Norveç vb. bunun örnekleridir.</p>

<p>Devletin hâkimiyetsizliğinin sağlanmasının bir diğer şartı da, temel hakların basit çoğunluk kararlarıyla ortadan kaldırılmasını önleyen düzenlemelerdir. Bu azınlığın korunması koşulunu devlet değil, azınlığın kendisi belirler. Türk siyasetinde birbirini kontrol etmesi gereken çeşitli kurumların her zaman bu kadar keskin bir şekilde ayrılmadığına da tanık olunmaktadır. Bu nedenle yetki kullanımını denetleyen demokratik düzenlemeler sistemine de ihtiyaç vardır.</p>

<p>Özetle; Tahakküm etmeme perspektifi yalnızca devletin tahakküm kurma becerisine yasal sınırlamalar getirmekle kalmıyor, aynı zamanda Kürtlerin kolektif çıkarlarını ulus devletin kurumları karşısında savunabilmelerine de işaret ediyor. Kürt siyasetinin hukuki ve demokratik kurumsallaşmasının gelişimi, devletin tahakküm altına alınmaması yönünde ilerlemelidir. Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesi için giderek artan bir alan gereklidir. Kürt kurumlarının karşı gücü bir bakıma durdurucu güç olacak. Bu dengeleyici güç önemlidir, çünkü yeni fikir ve çözümlerin tüm tarafların temel çıkarlarını koruyabileceği vaka odaklı ve tartışmaya dayalı süreçleri zorlayacaktır.</p>

<p>Kürtler, Türk yetkililerle müzakerelerde sözleşmeye bağlı kendi kaderini tayin hakkı için direnmeleri gerekiyor. Kendi kaderini tayin etme hakkı, yalnızca siyasi bir yükümlülük değil, hukuki bir yükümlülük olarak görülmelidir. Kürt olmayan kurumlar Kürtler adına karar veremez ve Kürtler için neyin iyi olduğunu bilemezler. Anayasanın Türkiye'nin iki kadim halktan oluştuğunu belirtmesi konusunda ısrar etmeleri gerekiyor: Türkler ve Kürtler. Anayasanın Kürtlerle ilgili yasası, gelecekte Kürt kurumlarına bağımsız bir hukuki konum ya da Kürtlerin temel çıkarlarına ilişkin kararlar için özel prosedürler sağlamalıdır. Dolayısıyla Kürt kurumlarının, devlet ile Kürtler arasında belirli bir güç dağılımını sağlayan bir kurum olarak anayasal geleneğin bir parçası olduğu söylenebilir.</p>

<p>_________________________________________________________________________________________</p>

<p>Siyasi özgürlük, devletin yurttaşlar ve azınlık gruplar üzerinde kontrolsüz güç uygulama olanağının bulunmaması için, bu kitap tavsiye edilir:</p>

<p>Philip Pettit: Republicanism: A theory of Freedom and Government. Oxford University Press 1997.</p>

<p><strong>*</strong>&nbsp;Mehmed S. Kaya: Bingöl’ün Solhan ilçesinin Keşkon mezrası doğumludur. Lillehammer Inland Norveç Üniversitesi’nde sosyoloji profesörüdür. ‘The Zaza Kurds of Turkey’ kitabının yazarıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>artı Gerçek</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/kurtler-kendi-geleceklerini-ozgurce-belirleyebilecek-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Feb 2025 00:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2025/02/kurtler-1-780x470.webp" type="image/jpeg" length="70920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkari'de Gazetecilik ve Kentin Sorunları: Bir Dönüşümün Hikayesi]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/hakkaride-gazetecilik-ve-kentin-sorunlari-bir-donusumun-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/hakkaride-gazetecilik-ve-kentin-sorunlari-bir-donusumun-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2004 yılında Hakkari’de gazeteciliğe adım attım. O günden bu yana birçok olaya tanıklık ettim, sayısız haberin peşinden koştum ve her geçen gün mesleğimde daha fazla tecrübe kazandım. Ancak, bugün geldiğimiz noktada, gazeteciliğin zorlukları ve kalemin gücünün azaldığını üzülerek kabul ediyorum. Eskiden, gazetecilerin doğruyu yazma gücü toplum üzerinde daha büyük bir etkiye sahipken, artık bu etki giderek zayıflıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MİMAR KAYA / YAZDI</strong></p>

<p>Gazetecilik, yalnızca hak ihlalleri ve siyasi aktörlerin kalemşörlüğü yapmakla sınırlı kalmamalıdır. Aynı zamanda bir kentin tanıtımına, kültürüne ve turizmine de katkı sağlamalıdır. Fakat, son yıllarda Hakkari’deki gazetecilik ortamı giderek zorlaştı. Rekabetin arttığı ve gazetecilerin birbirine düşman gibi baktığı bir ortamda, gazetecilik mesleğinin kendine özgü değerleri de erozyona uğramış durumda.</p>

<p>Şehrimizde bir gazeteciler cemiyeti varken, bir diğer dernek olan 2. Gazeteciler Derneği de kuruldu. Bu durum, kentin basın camiasında bir ayrışmayı, kutuplaşmayı ve meslek adına bir kimlik bunalımını işaret ediyor. Herkes başkanlık ve öncülük yarışına girmiş durumda, ancak bu çatışmaların merkezinde basın kimliği olmayan kişiler bulunuyor. Bu kişiler, gazeteciliğin gerektirdiği etik değerleri ve mesleki sorumlulukları göz ardı ederek, kendi kişisel çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar.</p>

<p>Kentte sadece gazetecilikle ilgili değil, neredeyse her sektörde iki ya da üç dernek kuruluyor. Doğa derneklerinden, turizmle ilgili oluşumlara kadar birçok yeni yapılanma ortaya çıkmış durumda. Ancak, bu derneklerin çoğu kentin turizmini ve doğal kaynaklarını geliştirmek yerine, rant ve çıkar amaçlı hareket ediyorlar. Her biri, adeta birbirini geride bırakmak için yarışıyor ve "Tepeleri ben yarattım, bu bölge benim" edasıyla hareket ediyorlar. Örneğin, bir mağara keşfedildiğinde, o mağara bir derneğin sahipliğine sunuluyor ve diğer dernekler bu bölgeye program düzenleyemiyor. Bu durum, iş birliği ve ortaklaşa hareket etmeyi engelliyor, aksine birbirini dışlayan ve rekabetçi bir ortam yaratıyor.</p>

<p>Siyasi partiler ve dönem dönem seçilen milletvekilleri de bu tür yapılanmaların içinde önemli aktörler olarak yer alıyor. Ancak, kentimizin gelişmesi ve kalkınması için politikaların oluşturulması yerine, çoğu zaman ideolojik görüşler ve kişisel çıkarlar ön planda tutuluyor. Bölgenin ekonomik ve sanayileşme sorunları, siyasi aktörlerin ilgisini çekmiyor. Onların tek amacı, bu süreçlerden nasıl kar elde edebileceklerini düşünmek. Kadro ve ihale gibi meseleler, adeta onların temel sermayesi haline gelmiş durumda. Bu durum, kentin en büyük sorunlarının görmezden gelinmesine neden oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hakkari’deki bu ayrışma, kutuplaşma ve dar çıkar hesapları, kentimizin gerçek sorunlarını çözmekten çok, daha fazla çatışmaya ve tıkanmaya yol açmaktadır. Oysa, toplumsal sorumluluk anlayışı ve iş birliği ile şehirdeki her alanı geliştirmek, Hakkari’nin daha parlak bir geleceğe doğru ilerlemesini sağlayacaktır.</p>

<p>Ancak, bunun için önce gazetecilik, dernekler, siyaset ve toplumun ortak bir paydada buluşması gerekmektedir. Bu buluşma, Hakkari’nin gerçek anlamda kalkınmasını ve sürdürülebilir bir gelişim sürecini başlatacaktır. Bu duygu ve düşüncülerle tüm meslektaşlarımın bu özel ve anlamlı günlerini kutluyor, kalemlerine güç, yüreklerine huzur, nefislerine irade, bileklerine kuvvet versin diyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/hakkaride-gazetecilik-ve-kentin-sorunlari-bir-donusumun-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2025/01/1b208fc1-adf7-49d6-910b-52f514785ffe.jpg" type="image/jpeg" length="96651"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kürt Sorunu ve Türkiye’nin çıkmazı Tayip Temel / Yazdı]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/kurt-sorunu-ve-turkiyenin-cikmazi-tayip-temel-yazdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/kurt-sorunu-ve-turkiyenin-cikmazi-tayip-temel-yazdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin Kürt sorununun çözümsüzlüğü, yalnızca Kürt halkının taleplerini karşılayamamakla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda toplumsal kutuplaşmayı artırmakta ve ülkenin demokratikleşme perspektifini ciddi şekilde tıkamaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ortadoğu’da süreklilik kazanan savaşlar ve istikrarsızlıklar, kapitalist sistemin ulus-devletçi paradigmasının bölgesel barış ve toplumsal adalet sağlama kapasitesini sorgulamaktadır. İsrail-Filistin çatışması bu paradigmanın iflasını açıkça ortaya koyarken, benzer bir kriz Türkiye’nin Kürt sorununda da gözlemlenmektedir. Her iki meselede de ulus-devlet modeli, halkların taleplerini karşılamaktan uzak olmakla kalmamış, sorunları daha da derinleştirerek çözümsüzlüğü kalıcı hale getirmiştir.</p>

<p>İsrail-Filistin çatışmasında iktidar ve devlet gücüne dayalı yaklaşımlar, barış ihtimalini sürekli ertelerken, Filistin hareketinin dış müdahaleler ve çıkar çatışmalarıyla zayıflatılması, sorunun daha karmaşık bir hale gelmesine neden olmuştur. Hamas’ın yükselişi, Filistin mücadelesinin birliğini zedelemiş ve FKÖ ile El Fetih gibi daha geniş tabanlı yapıları tasfiye etmiştir. Bu süreç, uluslararası güçlerin Filistin meselesini kendi çıkarlarına göre araçsallaştırmasının bir sonucudur. Bu durum özel bir politika yürütülerek sağlanmıştır.</p>

<p>Türkiye açısından Kürt sorunu, İsrail-Filistin çatışmasından farklı dinamiklere sahip olsa da benzer bir çözümsüzlükle karşı karşıyadır. Türkiye’de iktidarın Kürt meselesine yaklaşımı, güvenlikçi politikalar ve baskı üzerine kurulu bir zeminde şekillenmekte, bu durum toplumsal barışı ve demokratik dönüşümü giderek imkânsız hale getirmektedir. Kürt sorununun çözümsüzlüğü, Türkiye’nin iç siyasi istikrarını sürekli tehdit eden bir unsur olmasının yanı sıra, dış politikada da ciddi bir zafiyet kaynağıdır.</p>

<p>AKP iktidarı ve Erdoğan’ın Filistin meselesine yaklaşımı, bu noktada dikkat çekicidir. İsrail karşıtı söylemler, bir yandan Erdoğan’ın İslam dünyasında liderlik iddiasını güçlendirmeye hizmet ederken, diğer yandan Kürt siyasi hareketine karşı yürütülen politikalara yönelik eleştirilerin önüne geçmek için bir perde işlevi görmektedir. Filistin davası, gerçek olmayan bir savunuculuk retoriğiyle manipüle edilmekte, bu da Türkiye’nin Kürt sorununu çözmedeki isteksizliğini ve bu sorun üzerinden derinleşen çıkmazlarını örtmeye yönelik bir strateji olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p>Türkiye’nin Kürt sorununun çözümsüzlüğü, yalnızca Kürt halkının taleplerini karşılayamamakla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda toplumsal kutuplaşmayı artırmakta ve ülkenin demokratikleşme perspektifini ciddi şekilde tıkamaktadır. Psikolojik savaş yöntemleri, medya manipülasyonları ve işbirlikçi yapılar üzerinden yürütülen stratejiler, sorunun çözümüne değil, daha da derinleşmesine hizmet etmektedir. Kürdistan’da din temelli yapılar üzerinden toplumun kontrol altına alınma çabaları, Filistin’deki Hamas modeliyle benzerlikler taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ortadoğu’nun genelinde olduğu gibi, Türkiye’de de kronikleşen sorunların çözümü, kapitalist modernitenin ulus-devletçi paradigmasının ötesine geçmeyi gerektirmektedir. İsrail-Filistin çatışmasında olduğu gibi Kürt sorununda da gerçek bir çözüm, halkların özgür iradesine dayalı, katılımcı ve demokratik bir modelin geliştirilmesiyle mümkün olabilir.</p>

<p>Ancak bu dönüşüm, mevcut hegemon güçlerin çıkar çatışmalarını aşacak ve Türkiye’yi demokratik bir geleceğe taşıyacak cesur bir perspektif gerektirmektedir. Türkiye, Kürt sorununu çözmeden ne içeride toplumsal huzuru ne de dış politikada etkin bir duruşu sürdürebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/kurt-sorunu-ve-turkiyenin-cikmazi-tayip-temel-yazdi</guid>
      <pubDate>Wed, 27 Nov 2024 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/uploads/2024/11/323922.jpg" type="image/jpeg" length="43947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Daha pişiyoruz kaynamadık]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/daha-pisiyoruz-kaynamadik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/daha-pisiyoruz-kaynamadik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hala medeniyet beşiğinde pişiyoruz. Daha kaynayamadık.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/daha-pisiyoruz-kaynamadik</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jan 2024 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2024/01/daha-pisiyoruz-kaynamadik-1706432225.jpg" type="image/jpeg" length="75865"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sürü psikolojisi Reşit Demir / Yazdı]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/suru-psikolojisi-resit-demir-yazdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/suru-psikolojisi-resit-demir-yazdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürü psikolojisinin tarihi insanlık tarihi ile başlamıştır. Mamafih insanın olduğu her yer, zaman ve mekanda sürü psikoloji olagelmiştir. Sürü psikolojisi, bir kişinin yada grubun yönlendirilmesi şeklinde vuku bulur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Burada işin müspet yada menfi olması önemli değildir. Sürü psikolojini meydana getiren olgu; yaşama biçimi, iş güçleri ve karakteri benzer olanlarda daha sık görülür. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı sosyolojik karakterde olanlarda, başka bir ifadeyle sürü psikolojisi çok yoğun duygusal durumlarda kendine alan bulur. Açık bir ifade ile söylersek; bilinç ve sorgulama seviyesi sürü psikolojisi ile taban tabana zıttır. Bu sebeple ne kadar çok düşünme, sorgulama o kadar az sürüleşme demek sanırım doğru olur. </p>

<p>Lakin sürü psikolojisi, hayatın her alanında görülebilir. Nitekim siyasi ve sosyal faaliyetlerin bir kısmı hatta çoğunluğu sürü psikolojisi ile yürütülmektedir. Onun içindir ki; sorunlarımızın çözülmesi noktasında bir arpa boyu yol kat edemiyoruz. Aslında sürü psikolojisi zihinlerdedir, gayesiz farkında olmadan muhakeme yapmadan, kendi gerçeklerimizle yüzleşmeden bu psikolojik durumdan kurtulmamızda kolay görünmüyor. </p>

<p>Sürü psikolojisi belirli koşullarda şekillenen bir topluluğun, sorgulamadan, araştırmadan birbirine benzer düşünce, inanç ve davranışlarda bulunmasıdır.</p>

<p>Dolaylı olarak belli bir grup içinde uyumu korumak adına farklı fikir ve görüşlerine ket  vurmak psikolojik sürü mantığının karşılığı olarak telakki etmek mümkündür. </p>

<p>Yalnızlık insanın en temel korkularının başında gelir ve bu nedenle insanlar topluluğa uymayı güvenli bulur. Böylece kişi çoğu zaman herkesin yaptığını yapmaya başlar. İnsanların yanlış olduğunu bildikleri halde, yaptıkları davranışlara, uydukları durumlara çok sık rastlanır. Çünkü oluşturulan atmosferde bu tür davranışları kaçınılmaz kılıyor. </p>

<p>İnsanlar arası ilişkilerde “güç” belirleyici bir olgudur. Toplumda; kişiler, aileler, gruplar yada cemaat ve tarikatlar ilişkilerinde güç faktörü çok belirgindir. Her ne kadar çeşitli “değerler, ilkelerden” söz edilse ve bu söylemlerin alıcısı olsa da, insanlar arası ilişkilere yön veren temel belirleyici faktör “güç” olgusudur. Kişinin kendisini ispat ve teşhir etme arzusu olduğu yadsınamaz bir gerçektir. </p>

<p>“Hakikati” söylemenin zor olduğu biliniyor.  Çünkü hiç kimse gerçekleri duymak istemiyor. İnsanlık tarihi boyunca insanoğlu hep bir hakikat arayışı içinde olmuştur.  Bu arayış, çaba ve yolculuğu hiç kolay olmamıştır, zira hakikati dile getirmenin bir bedeli vardır ve doğal olarak bazı riskleri de göze almayı gerektirir. <br />
İlimiz özelinde, düğün merasimleri ve taziye geleneğinde bunu açıkça müşahade ediyoruz. Kuşkusuz taziyeler bu toplumun önemli bir ritüelidir. Ancak süreç içerisinde bu iş çok farklı mecralara kaymış durumdadır.</p>

<p>Amaç taziye sahibinin acısını hafifletmek, olması gerekirken, aksine taziye sahibine hem eziyet hem de külfete yol açmaktadır. Ezcümle bu durum tam olarak sürü psikolojisine denk gelmektedir. Feodal yapının yıllarca hüküm sürdüğü bu coğrafyada her ailenin, her kabilenin bir ileri geleni/sözü dinleneni vardır.</p>

<p>Bir yerde bir taziye olduğunda bu kişiler, avenelerini arkasına alarak taziyede bulunuyor. Doğrusu bu eylem, başka bir şekilde fikren kendini ispat edememiş bir geleneğin sürü psikoloji olarak eylemde bulunmasıdır.  </p>

<p>“Halaydan Siyasete” başlıklı yazıma bu konuda müktesebatına güvendiğim bir okuyucunun mesajını buraya almakta fayda görüyorum. <br />
 “…Düğünler ve cenazeler, iki mesele... Düğünler iki çifti evlendirmenin, onların sevincine ortak olmanın müstesna geleneklerimizdendir.</p>

<p>Hakeza cenazelerde ölü sahiplerini teselli etmek ve acılarına ortak olmaktır. Ne yazık ki bu iki geleneğimiz gösterişe, kendini teşrih etme ve güç gösterisine dönüşmüştür. </p>

<p>Üç dört gariban köylüyü arkasına takan kabahat önderlerinin gösteriş meydanı olmuştur. Bu önderler hem düğünlerde hem de cenazelerde hiç bir İslami ve insani kaideye riayet göstermeden kendilerini gerçekleştirme ve gösterme yarışına giriyorlar.</p>

<p>Böyle bir durumda bu törenlere katılmak haramdır. İmam kardeşlerimizde Fatiha üstüne Fatiha okuyorlar. Biri oturuyor Fatiha okunuyor, bir kalkıyor Fatiha okunuyor. Biri daha caminin içinde iken başka bir önder İmam efendiden Fatiha ısmarlıyor. Birde sipariş Fatihalar var, kuzey ıraktan, Almanya'dan, Asya'dan ve dünyanın dört bir yanından. Yalan yalan yalan. İmam şafi-i el üm kitabında " eğer ölü için insanlar toplu olarak bir araya geliyor ve törenler yapılıyorsa bu haram bir eylemdir" diyor. ( Kaynak fıkhus-sünne) </p>

<p>Hakkari'nin düğün ve cenazeleri Cahiliye döneminin panayırlarına dönüşmüş, Kimin neyi varsa orada teşrih/gösterir. Bu önderler ıslah etmekten daha çok ifsat ediyolarbu şehri.”(Hakkarili Mazlum)</p>

<p>Bu yorum toplumun inanç bakımından içine düştüğü tenakuzu göstermektedir. Yapılan tespit, mebzul miktarda duygu, düşünce ve iddia sunabilecek mahiyettedir. Kuran’ın gerçeği ile ‘bugün bu toplumda yaşayan dindarların gerçeği’ arasında keskin bir uçurum olduğu çok açık.   </p>

<p>Kur’an’ın olmamasını emrettiği şeyin bugün ‘dindarlar eliyle’ gerçekleştirildiği su götürmez bir gerçek. Sürü psikolojisi müptelasına düçar olmuş bir toplumun değişip dönüşmesi çok zordur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/suru-psikolojisi-resit-demir-yazdi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jan 2024 02:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2024/01/suru-psikolojisi-resit-demir-yazdi-1706053364.jpg" type="image/jpeg" length="12261"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kürtler yerel seçimlerde ne yapacak?]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/kurtler-yerel-secimlerde-ne-yapacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/kurtler-yerel-secimlerde-ne-yapacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülkenin demokratikleşmesinin Kürtlersiz mümkün olmadığı 125 yıldır görüldü. Kürtlerin her koşulda muhalefetin işbirliğine amade olmadığını iktidarı da muhalefeti de bilmeli.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cahit Kırkazak*</strong></p>

<p>Fransız ihtilali ile birlikte ulusların kendi kaderini tayin hakkı tartışılmaya başlandı. Kralın monarşik düzenine karşı halkın başlattığı bu başarılı devrim sonucu milliyetçilik (ulus devlet) kavramı ön plana çıktı. İlk zamanlarda Fransa sınırlarını aşmayan bu kavram daha sonra tüm Avrupa’ya yayıldı ve başta Osmanlı olmak üzere dönemin çok uluslu yapıları olan imparatorluklar derinden etkilendi. Halkın birleşerek, egemenlik hakkını tanrıdan aldığını iddia eden kralın yönetimine son verdiği çok uluslu yapılarda ihtilal ile tam bağımsızlık düşünceleri yerleşti. </p>

<p>1870’ten sonra milliyetçilik akımlarına ve ulusların bağımsızlık taleplerine karşı Genç Osmanlılar; İslamcılık ve Osmanlıcılık fikirleriyle imparatorluğu bir arada tutmaya çalıştılar. Ancak zamanla Genç Osmanlılar içinde Turancılık fikri ön plana çıkınca Osmanlıcılık fikri Türkçülük fikrine dönüştü. Nitekim eşitlik, özgürlük ve adalet sloganları ile kurulan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin 1. Kongresinden sonra iki fikir ön plana çıkmıştır. Birincisi Prens Sebahattin öncülüğünde Adem-i merkeziyetçilik ikincisi de Ahmet Rıza öncülüğünde merkeziyetçilik ve Türkçülük fikri. Ancak İkinci Meşrutiyetten sonra Türkçülük fikri İttihat ve Terakki cemiyetinde belirleyici olmuş ve katı merkeziyetçilikle Osmanlının yıkılmasında son noktayı koymuştur.</p>

<p>Osmanlı devleti yıkılmasına rağmen yeni devletin kurulacağı Anadolu çok kimlikli, çok inançlı, çok dilli ve çok kültürlü bir coğrafyaydı. Üstelik 20. yy başında ulusların kendi kaderi tayin hakkı ve Wilson prensipleri de revaçtaydı. Tam da bu nedenle Mustafa Kemal yeni devleti kurmak için Anadolu coğrafyasındaki bütün halklar ve inançlarla temas kurmuş ve birçok sefer açık ve gizli görüşmelerde halkların kendi kendini yönetmeleri için Muhtariyet (Özerklik) idari biçiminden söz etmiş, vaatlerde bulunmuştur. Ancak Mustafa Kemal de özellikle Lozan Antlaşmasından sonra rotayı Türkçülüğe çevirmiş ve 1924 Anayasası ile birlikte Cumhuriyeti Türk kimliği üzerine inşa etmiştir.</p>

<p>Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne de başta Kürtler olmak üzere bu coğrafyadaki kimlikler, inançlar, diller, kültürler kendini ifade edememe, kendi haklarındaki kararlara katılamama, statüsünü belirleyememe gibi eşitsizliklere maruz kalmışlardır. Eşitsizlik beraberinde adaletsizliği, adaletsizlik de beraberinde barış sorununu getirmiştir.</p>

<p>Cumhuriyet bugüne kadar katı merkeziyetçilikle yönetilmiştir. Kurulan yerel yönetimler hiçbir zaman özerk yönetimler olmamıştır. Yerel yönetimler merkezi vesayet altında sadece bürokratik işlemlerde bulunmuşlardır. Yerel halk hiçbir koşulda yönetime dahil olamamış, yerel yönetimler de bürokratik faaliyetlerde halkın dilini, kimliğini, kültürünü, inancını hiç dikkate almamıştır. Kısmi idari özerklikler olmuşsa da (yöneticileri belirleme yöntemi gibi) umumi müfettişler, askeri darbeler, Olağanüstü Hal Bölge valileri ve nihayetinde Erdoğan’ın kayyum rejimi ile artık yerel yöneticiler de seçimle değil devlet memurunun atanması ile katı vesayetçi yönetim rejimi biçimini almıştır.</p>

<p>Ülkenin yüzyıllık siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlarının çözüm anahtarı toplumsal barışı sağlamakta geçmektedir. Toplumsal barış da çok kimlikli, çok inançlı, çok dilli ve çok kültürlü cumhuriyette herkesin özellikle kendisi ile ilgili ve ortak yaşam/vatan ile ilgili söz söyleme hakkını elde etmek ve ortak yaşama/vatana katkıda bulunma sorumluluğuyla olur. Bu da halkın bireysel ve kollektif haklarının korunması ve geliştirilmesi için yönetim mekanizmalarına ve kararlaşma süreçlerine katılmasının yollarını açmakla olur. Halkın bireysel ve kollektif haklarıyla ilgili olarak karar mekanizmalarına katılmasının yollarının açılması toplumu zayıflatmaz, aksine toplumsal barışı sağlayarak demokrasiyi güçlendirir.</p>

<p>Halkın bireysel ve kollektif haklarıyla ilgili kararlaşma mekanizmalarında rol almasına; Mustafa Kemal ‘muhtariyet’ der, Kürt siyaseti ‘özerklik’ der, Avrupa Birliği de ‘özerklik şartı’ der, Lenin ‘halkın kendi kaderini tayin hakkı’ der. İslam medeniyeti bunu ‘Medine sözleşmesiyle’ pratikleştirmiştir. Öcalan da ülke barışı ile beraber bölgesel barışa da çözüm önerilerini ‘Demokratik Konfederalizm’ ile formüle etmiştir.</p>

<p>Cumhuriyetin 101. yılında yerel yönetimler arifesindeyiz. Siyasi partiler hummalı ve telaşlı bir uğraş içinde. Hangi belediyeyi hangi parti/ittifak alacak, hangi parti hangi parti ile hangi illerde ittifak/iş birliği yapacak? Belediye başkanlıklarını almak için hangi isim aday gösterilecek vs.</p>

<p>Belediye başkanlıklarının hangi adaylarla kazanılacağından ziyade bu ülkede 125 yıldır toplumsal barışı tehdit eden ‘merkeziyetçilik ve Türkçülük’ fikrine karşı toplumsal barışı sağlayacak ve ülkedeki çoğulculuğun aidiyetlik duygusunu güçlendirecek tutumlara ve değişimlere ihtiyaç vardır. Milliyetçilik ve din karışımı yeni bir sosla beslenen iktidar, halkı kutuplaştırmaya, yoksulluğa, açlığa, bölüştürme pahasına iktidardan vazgeçmiyor, demokrasiyi yerelleştirmiyor, halkı karar alma mekanizmalarına katmıyor.</p>

<p>Bunun karşısında Türkiye toplumu ve siyasi partiler ne yapmalı? Bu bağlamda siyasi partilerin yerel yönetimlerin merkezi vesayetten kurtulması için topluma bir sözleri veya vaatleri var mı?</p>

<p>Örneğin; Anadolu’da Mezopotamya’da yaşayan halkların inançlarını özgür yaşamaları için, ana dilleriyle kamusal hizmet almak ve anadilleriyle eğitim almaları için yerel yönetimlerin (belediyelerin) rolleri neler olmalı? Anadilleriyle kültürler ve sanatsal faaliyetlerini yapabilecekler mi? Yerel yönetimlerde halklar yaşadıkları coğrafyanın isimlerini kullanabilecekler mi? Bu haklar anayasal güvenceye alınacak mı? Kadınların yerel yönetimlerde özne olmasına ve eş başkanlık iradesine dair tutumları ve girişimleri neler olacak? Ya da Kürt halkının iradesine kayyum atanması durumunda nasıl bir tutum alacaklar? Yine merkezi ve tekçi devlet aklının inkar ve yok sayma uygulamalarına sessiz mi kalacaklar?</p>

<p>Daha da somutlaştıralım; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin ve diğer bütün belediyeler çalışmalarında ve kurumlarında Kürtçe hizmet verecekler mi? Newroz Bayramı etkinlikleri için gerekli bütçeyi ayıracaklar mı? Toplu taşıma araçları ücretsiz olacak mı? Farklı inanışlara mensup halkların ibadetlerinin önündeki engelleri kaldıracaklar mı? Halklara ve kültürlere ait coğrafyaların ve mekanların Türkçeleştirilen isimleri iade edilecek mi? Farklı dillerde yapılacak konserlere, tiyatrolara mekanlar sağlanacak mı ya da bunlara bütçe ayrılacak mı? Türkiye halkının cevabını aradığı sorular bunlardır.</p>

<p>20. yy başından bugüne Kürtler ortak yaşam/vatan için üstüne düşen bütün rollerini oynamışlardır. Ortak yaşam/vatan; her paydaşın kendi değerlerini, kimliklerini, dillerini, kültürlerini, sanatlarını yaşadığı ve geliştirdiği ve kendisi hakkındaki kararlaşmalarda söz sahibi olduğu bir yönetim biçimi ile mümkündür. Kürtler ortak yaşam için; siyasi, toplumsal ve ekonomik bedeller ödemelerine rağmen ortak yaşam kararlılığından vazgeçmediler. Bu amaçla Kürtler II. Abdulhamit’ten bu yana ortak yaşama dair verilen bütün sözlere kıymet verdiler, destek verdiler. Hatta bazen tek taraflı olarak ortak yaşamın inşası için inisiyatif aldılar.</p>

<p>Bunun en son örneği de 2019 yerel seçimleridir. 2019 yerel seçimlerinde HDP Türkiye’de otoriter hegemonya kuran AKP/MHP blokuna karşı tek taraflı olarak muhalif adayları destekledi. Buradaki amaç iktidar blokunun otoriter hegemonyasını kırmaktı. Türkiye halkları ortak hareket ederse, Türkiye muhalefeti Türkiye’nin farklılıklarını gören bir yerden ortaklaşırsa ve sandığı, demokrasiyi hareket noktası olarak esas alırsa ülke otoriter yönetime mecbur değildir. HDP’nin bu tutumu sonuç aldı ve AKP/MHP iktidarının elindeki önemli belediyeler muhalefetin eline geçti.</p>

<p>Ancak muhalefet seçim sonuçlarında HDP/Kürtlerin etkisini görmezden geldi. Bu sonuçlarla ortak yaşamın inşası ve yaratılan kutuplaştırmanın diyaloğa ve iletişime evirilmesi için çaba göstermedi. HDP’nin 48 belediyesine kayyum atanmasına gerekli tepkiyi vermedi. Belki de muhalefet de AKP/MHP zihniyeti gibi tekçi otoriter bir zihniyete sahip? O da ayrı bir soru tabii. Ancak görüldü ki belediyelerde değişen sadece parti isimleri oldu, zihniyetlerde bir değişiklik olmadı.</p>

<p>Ana muhalefet partisinin 2019 yerel seçimlerinden sonra ortak yaşam için gerekli tutumu almamasının çeşitli sebepleri vardı. Gerek muhalefetin içindeki Truva atı, gerek muhalefetin iktidarın çizdiği siyaset sınırlarını aşamaması ve gerekse de muhalefet partilerinde de kendini hissettiren tekçi zihniyet ortak yaşamın inşasına katkı sunmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muhalefettin HDP’yi ve Kürtleri görmezden gelmesi, HDP’nin 27 Eylül 2021’deki tutum belgesine gerekli cevabı vermemesi ve 2023 genel seçimleri ile cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP ile ortaklaşmaması Türkiye’ye kaybettirdi, AKP/MHP’ye kazandırdı.</p>

<p>Yaşanan bunca deneyimden sonra kimse Kürtlerden kayıtsız şartsız destek beklemesin. Kimse Kürtlere kriminal muamele yapmasın. Ülkenin demokratikleşmesi mümkün ama Kürtlersiz mümkün olmadığı 125 yıldır görüldü. Kürtler de ülkenin demokratikleşmesi ve tekçi otoriter zihniyetin değişmesinin Türkiye muhalefetiyle ve demokrasi güçleriyle ittifak/işbirliği yapmakla mümkün olduğunu görüyor. Ancak bu işbirliğinin; eşitlikçi, demokratik, şeffaf ve samimi olması gerekir. Kürtlerin her koşulda muhalefetin işbirliğine amade olmadığını iktidarı da, muhalefeti de bilmeli.  Çünkü artık Kürtler kendilerini ittifaka mecbur hissetmiyorlar. GazeteDUVAR</p>

<p><strong>*HDP Eş Genel Başkanı</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/kurtler-yerel-secimlerde-ne-yapacak</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jan 2024 00:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2024/01/kurtler-yerel-secimlerde-ne-yapacak-1705354171.webp" type="image/jpeg" length="87634"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halaydan Siyasete…]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/halaydan-siyasete</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/halaydan-siyasete" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hiç şüphesiz, bir toplumun niteliği o toplumun yöneticilerinin niteliğine bağlıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/halaydan-siyasete</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jan 2024 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2024/01/halaydan-siyasete-1705326759.webp" type="image/jpeg" length="43004"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkari ve ilçelerinde yerel seçimlerde ‘taşımalı seçmen’ mi var?]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/hakkari-ve-ilcelerinde-yerel-secimlerde-tasimali-secmen-mi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/hakkari-ve-ilcelerinde-yerel-secimlerde-tasimali-secmen-mi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkari, ülkemizin en doğusunda, İran ve Irak sınırında bulunan, tek giriş ve çıkışa sahip olan bir il. Sürekli göç veren ve ülke ortalamasının üzerinde genç işsizliğe sahip, ülkenin en yoksul illerinden biri olan Hakkari’den bahsediyorum.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/hakkari-ve-ilcelerinde-yerel-secimlerde-tasimali-secmen-mi-var</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2024/01/hakkari-ve-ilcelerinde-yerel-secimlerde-tasimali-secmen-mi-var-1705053123.jpg" type="image/jpeg" length="77239"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Afete neden olan deprem mi? İlhan Akbaş yazdı]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/afete-neden-olan-deprem-mi-ilhan-akbas-yazdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/afete-neden-olan-deprem-mi-ilhan-akbas-yazdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülkemiz, dünyanın önemli deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya kuşağı üzerinde yer almaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ülkeyi boydan boya kat eden, Doğu Anadoludan, Marmara ve Ege’ye kadar giden Kuzey Anadolu Fay hattı ile yaşanan acı kayıplar, ne kadar ciddi bir deprem tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuzu kanıtlamaya yeter. Tablo bu iken halen deprem olacak mı? ne zaman olacak? gibi sorular sorulması artık ayıplanması gereken sorulardır. Dünya var olduğu müddetçe depremler olacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyisi mi; depremleri anlamak ve deprem tehlikesinin afetlere dönüşmesini engelleyecek zihniyet ve çalışmasını açığa çıkarmaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu zihniyet dönüşümünü sağlamak için öncelikle doğru bir afet tanımını toplumun tüm kesimlerine kavratmak gerekiyor. Deprem bir afet değildir, deprem insanlar için ekonomik, fiziksel ve sosyal kayıplar doğurduğunda afete dönüşüyor, Yani afet, olayın kendisi olmuyor, doğurduğu sonuçtur. Deprem, doğanın kendi döngüsü içerisinde gerçekleşen varoluşsal bir harekettir, İnsanlar bu hareketi durduramaz, deprem oluşumuna engel olamaz, ancak; onun afete dönüşmesini engelleyebilir yahut zararlarını azaltabilir. Şayet depremi bir afet olarak değerlendirirsek, bu bizi kaderci bir bakış açısıyla, başa gelen çekilir misali afetlerden sonra geleneksel yara sarma çalışmalarının ötesine götürmez. İnsanlık tarihi, bunun sayısız örnekleri ile doludur. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Maalesef ülkemizde 1999 Marmara depremine kadar afet yönetim anlayışı, afetlerden sonra yaraların sarılması üzerine oluşturulmuştu. Gerek modern afet yönetimlerinin gelişimi ve gerekse de ülkemizde meydana gelen depremlerin acı tablolarından çıkarılan dersler ile afet yönetimine bütünlüklü bir yaklaşımla risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme gibi aşamalardan oluşan bütünleşik bir afet yönetimine evrilmiş bulunmaktadır. Bu afet yönetim anlayışının en belirgin özellği doğa, teknolojik ve insan kaynaklı tehlikelerin afete dönüşmesini engelleyecek olan risk azaltma çalışmaları olmaktadır. Bu kapsamda yaşam alanlarına dönük afet risklerini azaltma planları, yine toplumun müdahale kapasitesitesini artırmaya dönük afet müdahale planları yapılarak toplumun kapasitesini arttırmak hedeflenmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Risklerinin azaltıldığı, hazırlıklarının yapıldığı, bir tehlikenin afete dönüşme olasılığı çok azdır. Bu perspektifle bakıldığında tehlikelerin afete dönüşmesi bizlerin hazırlık düzeyiyle ilgili bir konu oluyor. Hazırlık düzeyiniz artıyorsa, tehlikenin afete dönüşme ihtimali azalıyor, yani ters orantılıdır, tek başına bu yaklaşım bile afet yönetiminin bireyden, aileden başladığına öğretici bir örnek oluşturmaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile içerisinde afet ve acil durum planı oluşturan bireyler, yaşadığı binaya, bina siteye, site mahalleye, mahalle ilçeye ve ile sinerji katarak değişim ve dönüşüme öncülük yapabilir. Böylelikle kapasitesi artmış toplum, afetlere daha dirençli bir hale gelmiş olur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> İkamet edilen konutun deprem dirençli bir yapı olması, zorunlu sigorta ve tamamlayıcı sigortalar ile teminat altına alındığı, ev içerisinde düşüp devrilme ihtimali bulunan eşyaların sabitlendiği, aile fertlerinin olası bir depremde nasıl davranması gerktiğini içeren bir aile afet planı yaptığı, kurtarma ve yardım ekipleri gelinceye kadar kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir acil durum çantasının hazırlandığı, aile fertleri tarafından tahliye ve toplanma alanlarının bilindiği bir aile, kapasitesi artmış, zarar görme ihtimali oldukça azalmış bir ailedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyanın hiçbir yerinde büyük bir afet sırasında, hemen kısa süre içerisinde kurtarma ve yardım ekipleri afet zedelerin yanında olamazlar, bu mümkünde değildir. bu süreler ancak kısaltılabilir. Müdahale sürelerinin önemli oranda kısaltılması yerel dinamiklerin, yerel yönetimlerin kapasitelerini artırmakla mümkündür. Afetlerin sıklıkla yerel, bazen bölgesel bir olgu olması meramı anlatmak için öğreticidir.   Merkezi bir afet yönetim anlayışı bünyesinde bürokratik hantallığı, refleks ve insiyatif geliştiremeyen yöneticileri barındırır. Bu ayrı bir değerlendirme konusu olarak bekleye dursun, biz kendi konumuza dönelim.  </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"> Afetlerde ilk müdahaleyi gerçekleştirenlerin, hemen orada bulunan komşu, akraba ve olaya tanık olanlar olduğu bir gerçekliktir. Doğru, bilinçli bir müdahalede bulunabilmenin yolu bu ve benzeri eğitimlerin alınmış olmasından geçer. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Afet bilinci ve farkındalık eğitimleri ile toplumun tüm kesimlerine ulaşmak, böylesi sosyal sorumluluk çalışmalarına dahil etmek, gönüllülük vb. çalışmalarına teşvik etmek, afet bilincini bir kültüre dönüştürmeye hizmet eder. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplumsal alanda birey ve ailelerin sorumlulukları bu ve benzeri tedbir ve önlemlerler olarak gösterilebilinir. Gelelim kamu kurum ve kuruluşların sorumluluklarına.  </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kamu kurum ve kuruluşlar, bütünleşik afet yönetimi kapsamında hazırlanan gerek risk azaltma planlarının ve gerekse de, müdahale planlarının, (bana göre bu planlar, son derece gerçekçi ve uygulanabilir planlardır.) kurumlarına yüklemiş olduğu sorumluluğu içselleştirip bilince çıkarması kriz yönetim aşamasının sağlıklı yürütülmesini sağlayacaktır. Yakın zamanda ülke olarak yaşadığımız depremlerin ağır sonuçları bunu yeterince göstermiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün, Hakkariye ve bir takım illere yönelik uzmanların jeolojik veriler ışığında, bir gerilmenin olduğunu, bunun önemli bir deprem üretme potansiyeline sahip olduğu uyarıları elbette ciddiyetle ele alınması gereken bir konudur. Ülkemizin deprem gerçekliği, hiçbir uyarıya gerek kalmadan gerekli tedbirleri bir yaşam kültürü haline getirmemizi bizlere yeterince göstermiştir. Uzmanların uyarıları kamuoyunda sıcaklığını koruyorken, ilimiz üzerinden örneklendirecek olursak, örneğin,  afet risklerini azaltma planının, çözüm ortakları olan kurumlara yüklemiş olduğu sorumluluklara ilişkin kısa, orta ve uzun vadede yapılanlar ve yapılacak olanlar planlanmış mıdır.? Sadece deprem değil kentin afetselliği ile ilgili risk azaltma çalışmaları kapsamında yapılan çalışmalar ne durumdadır. ?  </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kentin yapı stoğu analizi ve kimliklendirme çalışması, alternatif ulaşım yolları, potansiyel kaya ve çığ düşme noktaları, heyelan bölgeleri, toplanma ve barınma alanları, sahra hastaneleri kapasitesi, iletişim ve haberleşme kapasitesi, beslenme ve barınma imkan ve kabiliyetleri vb. çalışmalar afet öncesinde önemle üzerinde durulması gereken konulardır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Afet esnasına ilişkin, kentin müdahale kapasitesini arttırmaya dönük çalışmalarda hassasiyetle üzerinde durulması gereken bir konudur. Zira, afetlerden hemen sonra kurtarma ve yardım ekiplerinin afet bölgesine ulaşması zaman alacaktır,  afetin büyüklüğü, kapsamı, etki alanı, ulaşım yollarının durumu bunda belirleyici bir rol oynamaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En son 6 Şubat Kahramanmaraş Pazarcık merkezli ve 11 ili kapsayan deprem öğretici bir örnektir. Yaklaşık 13 milyonu aşkın nüfusu kapsayan bir bölgede büyük yıkımlar yaratmış bir depremden sonra müdahale çalışmaları kolay bir durum değildir.          Bundan dolayı, yerel kapasiteyi arttırmaya dönük proğramlarla, sivil toplum örgütleri, meslek odaları, halk teşvik edilerek gönüllülük projelerinde yer almalarının sağlanması, mümkünse mahalle bazlı destek gönüllü ekiplerinin oluşturulması, tüm kamu kurum ve kuruluşların kendi bünyelerinde arama ve kurtarma ile yardım ekiplerine destek olacak ekiplerin oluşumunu hızlandırmaları, kentin müdahale kapasitesine çok önemli katkı sunacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İl’de bulunan sivil toplum örgütleri, meslek odaları, sendikalar, öncelikle afet yönetiminin hangi aşamasında yer almak istediklerine karar verip, söz konusu aşama için kapasite geliştirme çalışmalarını yürütmelidir. Örneğin, insani yardım çalışmaları alanında faaliyet yürüten bir kurum, olası bir afet ve acil durum sırasında eş zamanlı kaç bölgede ve kaç bin kişilik çay, çorba, yemek dağıtma kapasitesine sahiptir, bu kapasiteyi daha da artırmanın yol yöntemleri geliştirilmelidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine, arama ve kurtarma alanında destek faaliyeti yürütmek isteyecek kurum-stk ların bünyelerinde oluşturacakları ekiplerin, enazından hafif düzey arama ve kurtarma ekipman donanımını sağlaması ve geliştirmesi önemli bir çalışma olacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her nekadar zaman zaman kamu kurumları bünyesinde müdahale kapasitesini ölçme ve değerlendirmeye yönelik masa başı tatbikatlar yapılıyorsa da, bu tarz tatbikatların masabaşı olmasından kaynaklı yanıltıcı olma tehlikesi de vardır. Bu tehlike, kapasiteyi olan üzerinden değil, olması gereken üzerinden bir kurgu ile ele alınmasındadır. Gerçek kapasite ölçümü, mülki idare amirlerince, sabaha karşı saat 04.00 sularında özel kalem müdürlerinin bile haberi olmayacak şekilde S1 (seviye1) veya daha kapsamlı S2 (seviye2) den , afet ve acil durum  alarmı vermesi ile ölçülebilinir ve ne kadar  eksiklikler  barındırırsa barındırsın öğretici yönü yüksek olur. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uzun yıllar mesleğimden kaynaklı afet ve acil durumlarda arama ve kurtarma faaliyetleri içerisinde bulunan bir kardeşiniz olarak bu ve benzeri konuların tüm politik çağrışımlardan uzak, güçlü bir ortak payda duygusu içerisinde ele alınmasının kentlerimiz ve vatandaşlarımız için hayati derecede önemli olduğunu ifade ederek afetsiz güzel ve sağlıklı günler diliyorum.  10.01.2024</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif; font-size:16px"> ilhan AKBAŞ</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yapı.yol.sen.üye.aktivist.</span></span></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/afete-neden-olan-deprem-mi-ilhan-akbas-yazdi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jan 2024 17:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2024/01/afete-neden-olan-deprem-mi-ilhan-akbas-yazdi-1704896193.webp" type="image/jpeg" length="58110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kız Kaçırsın]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/kiz-kacirsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/kiz-kacirsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlenmek; yeni bir yuva, yeni düşler peşinde koşmak, güzel hayaller kurmak, geleceğe umutlanmak...  ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/kiz-kacirsin</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jan 2024 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2024/01/kiz-kacirsin-1704630134.jpg" type="image/jpeg" length="43252"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkari’nin Yolu Ölüm Yolu]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/hakkarinin-yolu-olum-yolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/hakkarinin-yolu-olum-yolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkari ve ilçelerinin yolu, 70-80 yıl öncesinin şartlarında yapılan bir yoldur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hakkari Yolu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/hakkarinin-yolu-olum-yolu</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jan 2024 21:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2024/01/hakkarinin-yolu-olum-yolu-1704221400.jpg" type="image/jpeg" length="74419"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Colemerg Haberle 3. Yılımıza…]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/colemerg-haberle-3-yilimiza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/colemerg-haberle-3-yilimiza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Kraliyet ailesinden Lord Altrincham 1957 yılında krallık rejimini ve ailesini eleştiren yazılar yazmaya başlar. Hatta kendi içinde tutarlılık göstermek için “Lord” ünvanını da reddeder ve sadece adını kullanan, Altrincham eleştirilerine devam eder.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/colemerg-haberle-3-yilimiza</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 17:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2023/12/colemerg-haberle-3-yilimiza-1703601608.jpg" type="image/jpeg" length="34068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkari'mizde Kadın Boykotu]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/hakkarimizde-kadin-boykotu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/hakkarimizde-kadin-boykotu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın; iyinin de kötünün de ilk öğretmenidir. İlk öğretmenin ilk bilgileri er yada geç zihinde silinmez yerler edinir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/hakkarimizde-kadin-boykotu</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2023/12/hakkarimizde-kadin-boykotu-1703585692.jpeg" type="image/jpeg" length="32946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkari'mizden Kesitler]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/hakkarimizden-kesitler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/hakkarimizden-kesitler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HAKKÂRİ’MİZDE KESİTLER]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/hakkarimizden-kesitler</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Dec 2023 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2023/12/hakkarimizde-kesitler-1703007652.jpg" type="image/jpeg" length="24118"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çürüyoruz]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/curuyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/curuyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yazıyı kaleme almak istememin ya da bende canlandıran fikri sosyal medyada bir sokak röportajı verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bu yazıyı kaleme almak istememin ya da bende canlandıran fikri sosyal medyada bir sokak röportajı verdi. Son zamanlarda insanların hayatını belirlemede kullanılan en etkin yol medya-sosyalmedya ve sanattır. Sosyal medyayı kimileri ekonomik çıkar, kimileri sosyal çıkar kimileri ise bilgi çıkarı için kullanmaktadır. Ne yazık ki çoğu insan çürümüşlüğüne nasiplenmek istemiş durumda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/curuyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Dec 2023 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2023/12/curuyoruz-1702976230.jpg" type="image/jpeg" length="55920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Belediye Seçimleri ve Bölgemizdeki Kayyum Meselesi]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/belediye-secimleri-ve-bolgemizdeki-kayyum-meselesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/belediye-secimleri-ve-bolgemizdeki-kayyum-meselesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mart 2024 ayında belediye başkanlığı, belediye meclisi üyelikleri, il genel meclisi üyelikleri ve mahalle ve köy muhtarlıkları seçimleri yapılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/belediye-secimleri-ve-bolgemizdeki-kayyum-meselesi</guid>
      <pubDate>Thu, 14 Dec 2023 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2023/12/belediye-secimleri-ve-bolgemizdeki-kayyum-meselesi-1702574106.jpg" type="image/jpeg" length="22319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullarımız Güvenli mi?]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/okullarimiz-guvenli-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/okullarimiz-guvenli-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eleştiren, tenkit eden insanları sevin onlar büyük iyilik yaparlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/okullarimiz-guvenli-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 17:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2023/12/okullarimiz-guvenli-mi-1702479756.jpg" type="image/jpeg" length="36681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Balıyla Zehirleniyor]]></title>
      <link>https://www.colemerghaber.com/turkiye-baliyla-zehirleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.colemerghaber.com/turkiye-baliyla-zehirleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir doktor ameliyat bölgesinde daha rahat çalışmak, amacına ve hedefine ulaşmak adına anestezi yapması şarttır. O alan üzerinde yükselecek sesi, rahatsızlığı ve hareketleri bastırmak, devre dışı bırakmak…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.colemerghaber.com/turkiye-baliyla-zehirleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 20:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://colemerghabercom.teimg.com/crop/1280x720/colemerghaber-com/images/haberler/2023/12/turkiye-baliyla-zehirleniyor-1702142157.jpg" type="image/jpeg" length="39819"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
